(765 S. K. m. 59, 448)
Dava ve Karar: Ayşe Mutlu'yu kasten öldürmekten ve izinsiz silah taşımaktan sanık Ramazan Emiroğlu'nun yapılan yargılanması sonunda, hükümlülüğüne ilişkin Adıyaman Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 27.07.2005 gün ve 212/256 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi sanık müdafii ile müdahil vekili taraflarından istenilmiş olduğundan dava dosyası C. Başsavcılığından tebliğname ile Dairemize gönderilmekle: incelendi ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanığın suçunun sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde suç niteliği tayin, cezayı azaltıcı takdiri tahfif sebebinin niteliği takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümde bozma sebebi dışında isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık müdafiinin eksik incelemeye, kusur oranına, teşdidin yersiz olduğuna vesaireye ilişen, müdahil vekilinin bir sebebe dayanmayan ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Aracın ön koltuğunda oturan maktulenin kafasına sol taraftan bitişik atış uzaklığından ve yere paralel şekilde ateş edilmesi; sağ elini kullanan bir kişinin olayda olduğu gibi intihar etmesinin Adli Tıp öğretisi ve pratiğine uygun düşmemesi; sanığın olaydan önceki günlerde maktuleyi ölümle tehdit etmesi; maktulenin en yakın sağlık kuruluşuna götürülmesi yerine eve götürülmesi ve yatak odasında yere yatırılması; kan lekelerinin yok edilmeye çalışılması; sanığın savunmalarında sırasıyla;
1- Araçla eve giderken maktuleyle hiç konuşmadık, bana küstüğünü düşündüm, evin önünde aracı park ettiğimde kendisine sarılmak istedim, yüzünde kan gördüm, silahın namlusunda mermi yoktu;
2- Aracı evin avlusuna park ettim, avlunun lambalarını yakmaya gittiğimde maktulenin araçtaki silahını aldığını, iki eliyle bir sağ bir sol şakağına dayayıp şaka yaptığını gördüm, sol ön kapıyı açtım, dur patlar deyip müdahale ettim, o sırada silah patladı, silahı daima atışa hazır durumda bulundururdum.
3- Maktule sağ elindeki silahla oynuyordu, kendimi öldüreceğim diyordu, müdahale ettiğimde silah patladı, demesi; böylece çelişkilerle dolu savunmaların olayın oluş ve seyrine uygun düşmemesi; sözü edilen müdahalenin, aracın sol ön kapısı yerine sağ ön kapısından yapılması gerektiğinin akla ve mantığa daha uygun düşmesi ve dosya içeriği ile; sanığın gayri resmi eşi olan maktuleyi kasten öldürdüğü anlaşıldığı halde, 765 Sayılı TCK. nun 448, 59. maddeleri yerine, dikkatsizlik ve tedbirsizlikle ölüme neden olmak suçundan yazılı şekilde hüküm kurulması,
Sonuç: Yasaya aykırı olup, müdahil vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün tebliğnamedeki düşünce hilafına (BOZULMASINA), 11.05.2007 gününde Başkan Cengiz Erdoğan ve Üye Muhittin Metin Kaya'nın karşı oyları ve oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI DÜŞÜNCE
Altı yılı aşkın bir zamandan beri arkadaşlıklarını sürdüren ve olay tarihinden geriye doğru 1,5 ay önce düğün yaparak nikahsız bir şekilde birlikteliğini sürdürerek müşterek haneyi mutlu bir şekilde paylaşan sanık ile maktulenin, olay gecesi sanığın kullandığı araç ile yemek yemek ve gezmek üzere evlerinden ayrıldıkları, yemek sonrası gece saat 23 sıralarında evlerine döndükleri, sanığın araçtan evin bahçesindeki giriş ışıklarını yakmak üzere indiği, ışıkları yakıp aracın başına döndüğünde maktuleyi araçta bulunan kendisine ait ruhsatsız tabancayı çenesine ve şakağına dayamış halde gördüğü, onu silahı bırakması için ikna etmeye çalıştığı, ısrarlarının sonuçsuz kalması üzerine elinden tabancayı almak için hamle yaptığı, maktulenin elini tuttuğu sırada silahın tam olarak belirlenemeyen bir şekilde ateş aldığı, sol kulak üzerinden giren ve sağ kulağından çıkan bir adet kurşunun isabeti sonucu, aralarında öldürmeyi gerektirecek düzeyde dosyaya yansıyan bir sorun bulunmadığı anlaşılan maktulenin olay yerinde vefat ettiği hususu; iddia, sanığın tevil yollu ikrarı içeren aşama savunmaları, yeminli tanık beyanları, keşif ve bilirkişiler müşterek raporları, Adli Tıp Raporu, ölü muayene ve otopsi tutanağı, Adli Raporlar, görgü ve tespit tutanağı ve tüm dosya içeriği ve delillerden anlaşılmaktadır.
Oluşu bu şekilde belirledikten sonra suça nitelik verebilmek için kast ve taksir kavramlarına değinmek gerekir.
Cürümün oluşması için sanığın kastının belirlenmesi gerekir. Kasıttan söz edebilmek için failin neticeyi düşünmesi ve gerçekleştirmeye karar vererek hareket etmiş olması, bilmesi, neticeyi istemiş olması, iradesinin belli bir sonuca yönelmiş olması lazımdır. Yargıtay'ımızın benimsediği tanıma göre kast cürümün neticesini bilerek işlemek iradesidir. Burada irade yalnız hareket değil aynı zamanda neticeyi de kapsamalıdır. Başka bir anlatımla istenen ile meydana gelen neticenin uygunluğu kastı oluşturur.
Taksirde ise failin suç tipindeki neticeye yönelik; kast içinde olmadan ve fakat zorunlu olduğu özeni gösterdiği takdirde neticenin meydana gelmesi olanaklı bulunmayan hallerde tespit edilmiş suç tipini hukuka aykırı olarak ihlal etmesi halidir.
Olayda görgü tanığı yoktur, sanığın aksi kanıtlanamayan aynı nitelikteki aşama savunmalarına göre olayı değerlendirmek ve suçun niteliğini belirlemek gerekecektir.
Somut olayımızdaki oluşa göre sanığın neticeyi istediğini söylemek olanaklı değildir. En azından şüpheden sanık yararlanır ana kuralını da gözönünde bulundurarak sanığın neticeyi istememesine rağmen neticenin meydana geldiğini kabul etmek gerekmektedir. Bu durumda sanığı irade etmediği neticeden sorumlu tutmak olanaklı değildir.
Yukarıda belirlenen oluşa göre olayda cürmi kastın bulunmadığı, ağır ve yoğunlaşmış bir taksirli halin varlığı sözkonusudur. Bu haliyle yerel mahkeme uygulamasında; takdir hakkını kullanarak temel cezanın tayin ederken üst hadde yakın ceza uygulaması yaparak eyleme uygun adil bir sonuca varmıştır. Esasen dosya içeriği delillerden olayın kaza olduğu düşüncesiyle sayın çoğunluğun hükmün bozulması yönündeki görüşüne yukarıda açıkladığımız gerekçelere istinaden katılmıyoruz. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy