(5237 S. K. m. 81)
Dava: Ahmet T.'ı kasten öldürmekten sanık Ali C.'un yapılan yargılanması sonunda, hükümlülüğüne ilişkin Tarsus Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 9.12.2004 gün ve 47/351 sayılı hüküm re'sen temyize tabi olmakla beraber duruşmalı olarak Yargıtay'ca incelenmesi sanık tarafından da istenilmiş olduğundan dava dosyası C. Başsavcılığından tebliğname ile Dairemize gönderilmekle: duruşmalı olarak incelendi ve aşağıdaki karar tesbit edildi:
Karar: Maktülün 12.01.2002 tarihinde saat 19.30 sıralarında, köy merkezine 800 metre uzaklıktaki futbol sahasında arkadaşları Gazi, Mehmet ve Hasan ile sohbet ettiği sırada, uzaktan bir el tüfek sesi geldiği, kalkıp baktıkları ancak kimseyi göremedikleri, aradan 10 dakika geçince bu kez daha yakından bir el daha tüfek sesi geldiği, bu atış sonucunda maktülün başından yaralanarak öldüğü, olay yeri tespit tutanaklarında çelişki bulunmakla birlikte olay gecesi değil de, sabah olunca yapılan aramada maktülün arkadaşlarıyla oturduğu yere 200 metre mesafede 16 numara bir kartuşun bulunduğu, tutanaklardan bu kartuşun yeni atılmış olup olmadığı konusunda bir tespitin yapılmadığının görüldüğü, olayın ardından 7 ay süreyle olayın failinin belirlenemediği, 7 ay sonra maktülün birlikte oturduğu arkadaşlarından olan Mehmet Ş.'in, kendileriyle birlikte oturmuş olan Gazi'yi suçlayarak, Gazi'nin yanlarından ayrıldığını ve şaka yapmak için kendilerine ateş ettiğini bu sırada maktülün vurulduğunu iddia ettiği, bunun üzerine Gazi hakkında taksirle ölüme sebep olmaktan kamu davası açıldığı, bu dava devam ederken tanık Mehmet'in 04.03.2003 tarihli duruşmaya katılıp aynı şeyleri söyledikten sonra, akşamüzeri mahkemeye başvurarak, tehdit nedeniyle yalan söylediğini aslında maktülü Durmuş G. ve Hasan G.'ün öldürdüklerini beyan ettiği, bunun üzerine bu iki sanık hakkında kasten öldürme suçundan kamu davası açıldığı, Mehmet'in ifadesini değiştirmesinin ardından, o zamana kadar olayla ilgili hiçbir bilgisinin olmadığını söyleyen İbrahim K.'nın da ifadesini değiştirdiği ve Mehmet'i doğruladığı, olay gecesi Durmuş, Hasan ve başkalarıyla olay yeri yakınındaki Durmuş'a ait ahıra alem yapmaya gittiklerini, yanlarında kadınların da olduğunu, maktül ve arkadaşlarının ahırın etrafında dolaşması üzerine, Durmuş ve Hasan'ın tek kırma tüfeği alıp, onları korkutmak için çıktıklarını, döndükleri zaman ise çocuklardan birini vurduk dediklerini ifade ettiği, her iki tanığın da ayrıntılarda çelişkiler içermekle birlikte yargılama sonuna kadar bu doğrultuda ifade verdikleri, bu tanıkların beyanlarına itibar etmeyen mahkemenin her iki sanık hakkında da beraat kararı verdiği, bu sanıklar hakkındaki hüküm halen Yargıtay'da iken, olaydan yaklaşık bir buçuk yıl sonra bir gün köy kahvesinde maktülün dayısı Osman'ın sanığa herkes tüfeğini jandarmaya teslim etti, senin de tek kırma tüfeğin var, sen neden teslim etmiyorsun dediği, Osman'a önce, tüfeğinin kırık olduğunu ve tüfeği başka tüfekle değiştirdiğini söyleyen sanığın, Osman'ın ısrarları üzerine birkaç gün içinde tüfeğini alarak İbrahim Ç. ile birlikte köyün bağlı bulunduğu karakol komutanına getirdiği, buraya muhtar Hasan Y. ve Osman'ı da çağırdığı, karakol komutanı olan Kadir Ö.'in şimdilik gerek yok, sonra gerekirse isteriz diyerek, tüfeğini verip sanığı geri yolladığı, bu olaydan bir süre sonra muhtemelen tanık İbrahim K.'nın olayda kullanılan tüfeği tarif etmesi üzerine ancak dosya kapsamından tam da anlaşılamayan bir nedenle 21.12.2003 tarihinde sanığa ait tüfeğin aynı karakol görevlileri tarafından zaptedildiği, tüfek ve kartuşun ekspertiz incelemesine gönderilmesi üzerine olay yerinde bulunan kartuşun bu tüfekten atıldığının tespit edildiği, bunun üzerine sanık Ali'nin 01.01.2004 tarihinde tutuklandığı, 26.02.2004 tarihinde de hakkında kasten öldürme suçundan kamu davası açıldığı, bu tarihte henüz Yargıtay'da olan beraat hükümlerinin 30.09.2004 tarihinde onanarak döndüğü, 57 yaşındaki sanıkla, 17 yaşındaki maktül arasında herhangi bir ilişkisinin tespit edilemediği, sanığın esasen olayın geçtiği köyden olmayıp, üvey kardeşlerinin bu köyde yaşaması sebebiyle 35 yıl önce bu köyde 20 yıl yaşayıp sonra köyden ayrıldığı, köye zaman zaman özel günlerde gelip akrabalarını ziyaret ettiği, sanığın oğlu Levent C. tarafından bu tüfeğin uzun süredir sanığın kayınbiraderi olan Hüseyin T.'da olduğunun ifade edildiği, duruşmaya çağrılan Hüseyin T.'ın akrabalık ilişkisinden bahisle tanıklık yapmak istemediği, ayrıca sanığın Durmuş ile arkadaş olduğunun tanık Ali I. tarafından beyan edildiği, suçun Durmuş tarafından sanık Ali'ye ait tüfekle işlendiğini duyduklarını söyleyen Selami Ö., Ahmet K. ve Abdulvehap Y. isimli tanıkların bulunduğu tüm dosya ve deliller kapsamından anlaşılmakla, kolluk kuvvetlerinden önce ve onlarla birlikte birçok başka kişinin de gezmesi sebebiyle delillerin toplanamadığı bizzat suç yeri tutanağında dahi belirtilmiş olan olay yeri yakınına başka bir zamanda veya başka birisi tarafından da atılmış olması ihtimali bulunan kartuşun, olayın olduğu zaman sanıkta olup olmadığı ispat edilememiş olan tüfekle atılmış olması sebebiyle suçu sanığın işlediğinin kesin olarak söylenemeyeceği, zira olayın üzerinden bir buçuk yıldan fazla zaman geçmiş olmasına rağmen, suç işlemiş bir kişinin suçun en önemli delilini, kolluk kuvvetlerine kendiliğinden götürmesinin normal bir davranış olmadığı, hem daha önce beraat etmiş olsalar da suçu sanıklar Durmuş ve Hasan'ın işledikleri yönünde güçlü şüphelerin bulunması, hem de gerek maktülün vurulması olayında kullanılan kartuşun olay yerinde bulunan kartuş olup olmadığının, gerekse sanığa ait tüfeğin olay sırasında kimde olduğunun hiçbir şüpheye yer kalmayacak şekilde belirlenememesi hususları sanığın maktülü bir gece vakti, kendi yaşadığı yer dışında bir dağ başında ısrarla ateş ederek vurmasını gerektirecek bir nedenin tespit olunamaması ile birlikte değerlendirildiğinde, şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince sanık Ali hakkında beraat kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi,
Sonuç: Yasaya aykırı olup, sanık müdafiinin duruşmalı incelemedeki temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün tebliğnamedeki düşünce hilafına CMUK. nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma kararının mahiyetine göre sanık Ali C.'un TAHLİYESİNE, tahliyesinin tel çekilerek sağlanması için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazı yazılmasına, 20.10.2005 günü oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy