(765 S. K. m. 59, 66, 449) (5237 S. K. m. 40, 62, 82)
Dava: Kadir K. birlikte taammüden öldürmekten sanıklar Hüseyin B. ile Ercan T., işbu suça sanıklar Hüseyin B. ile Ercan T.'ı azmettirmekten sanık Aliye K.'ın yapılan yargılanmaları sonunda, hükümlülüklerine, sanık Abdurrahman B.nun üzerine atılı müsnet suçtan beraatine ilişkin Kartal İkinci Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 12.6.2003 gün ve 139/213 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi C. Savcısı, sanıklar Aliye K., Ercan T. ile müdahiller taraflarından istenilmiş ve hüküm kısmen re'sen de temyize tabi bulunmuş olduğundan dava dosyası C.Başsavcılığından tebliğname ile Dairemize gönderilmekle, incelendi ve aşağıdaki karar tesbit edildi:
Karar: 1- a) Sanık Ercan müdafiinin süresinden sonra vaki duruşmalı inceleme istemi ile,
b) Müdahillerin yetkileri bulunmadığından, vekillerinin duruşmalı inceleme istemleri reddedilmiştir.
2- Reddedilen manevi tazminat miktarı üzerinden, kendisini müdafii ile temsil ettirmiş bulunan sanık Ercan lehine nisbi vekalet ücretine hükmedilmemiş olması, bu yöne ilişen temyiz sebebi bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
3- a) Olaydan 2 gün önce, 06.02.2001 tarihinde sanık Aliye, sanık Abdurrahman ve sanık Hüseyin'in, sanık Aliye'nin evinde bir araya gelerek konuşmaları sırasında, sanık Hüseyin'in Kadir'i öldüreceğini söylemesi üzerine, Abdurrahman'ın öldürmeyin, sen serseri arkadaşlarını topla, yarın ki duruşmaya gelin ve ona gözdağı verin dediği, sanık Hüseyin'in de bunu kabul etmeyerek evi terk edip gittiği, tüm dosya ve deliller kapsamından anlaşıldığına göre, sanıkların gerçekleştirdikleri eylem ile Abdurrahman'ın kastettiği eylemin farklı eylemler olması karşısında, yerel mahkemenin sanık Abdurrahman hakkında beraat kararı vermesinde bir isabetsizlik görülmediğinden, tebliğnamenin (5) nolu paragrafında belirtilen bozma düşüncesine,
b) Öldürme kararını diğer sanıklarla birlikte alarak, maktülün tasarlanarak öldürülmesi suçuna iştirak ettiği anlaşılan sanık Ercan hakkında TCK. nun 66. maddesinin son cümlesinin uygulanmamış olmasında bir isabetsizlik görülmediğinden tebliğnamenin (7) nolu paragrafında yer alan bozma düşüncesine, iştirak edilmemiştir.
4- a) Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanıklar Hüseyin ve Ercan'ın tasarlayarak öldürme, sanık Aliye'nin tasarlayarak öldürmeye azmettirme suçlarının sübutu kabul kılınmış, savunmaları inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, sanık Abdurrahman hakkında elde edilen delillerin mahkumiyete yeter nitelik ve derecede olmadığından bahisle beraat kararı verilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümlerde eleştiri ve bozma sebepleri dışında isabetsizlik görülmemiş olduğundan sanık Ercan müdafiinin, eksik soruşturmaya, sübuta, 5237 Sayılı Yeni Türk Ceza Kanunu'nun lehe hükümlerinin uygulanması gerektiğine, sanık Aliye müdafiinin usule, sübuta, aleyhe hükmedilen manevi tazminatın fazla olduğuna, 647 Sayılı Yasa ile 5237 Sayılı Yeni Türk Ceza Kanunu'nun lehe hükümlerinin uygulanması gerektiğine ilişen, Cumhuriyet Savcısının, sanık Abdurrahman için sübuta yönelen, müdahiller Ramazan ve Berrin vekilinin, sanık Abdurrahman için sübuta, diğer sanıklar için lehe hükmedilen manevi tazminat miktarının az olduğuna, TCK. nun 59. maddesinin uygulanmaması gerektiğine temas eden ve yerinde görülmeyen, temyiz itirazlarının reddiyle sanık Abdurrahman hakkında kurulmuş bulunan beraat hükmünün tebliğnamedeki düşünce hilafına ONANMASINA,
b) Sanıklar Hüseyin, Ercan ve Aliye hakkında kurulmuş bulunan hükümlerle ilgili olarak, sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
aa) Maktülün, sanık Aliye'nin yaklaşık 19 yıllık eşi olduğu, müşterek kızları olan Fatma'nın kendi rızaları hilafına sanık Hüseyin ile kaçarak 10.05.2000 tarihinde evlenmesi üzerine, kızına, damadı Hüseyin'e ve bu evliliğe destek verdiğini düşündüğü eşi Aliye'ye kırıldığı, bu sebeple eşyalarını alarak evini terk edip kendisine yeni bir ev tuttuğu, ardından eşine karşı boşanma davası açtığı, zaman zaman gelerek evde kalan 2 çocuğunu gördüğü, maktülün yakınlarına kırılmasının, evi terk etmesinin, yeni bir ev tutmasının ve boşanma davası açmasının bu anlamda tahrik uygulanmasını gerektirecek davranışlar olmadığı, bunun dışında mahkemenin kabulünde yer alan başka bir kadınla yaşama, eşine kötü davranma, eşinin ve çocuklarının oturduğu evi satıp onları sokakta bırakmaya kalkışma gibi davranışlarda bulunduğunun maddi delillerinin dosyada yer almadığı, bunun yanında maktülden diğer sanıklara yönelik her hangi bir hareketten bahsedilmediği tüm dosya ve deliller kapsamından anlaşılmakla, maktülden sanıklara yönelen haksız tahriki gerektirir bir davranışın bulunmadığı gözetilmeden, her üç sanık hakkında ağır tahrik nedeniyle indirim yapılması suretiyle eksik ceza tayini,
bb) Sanık Hüseyin'in nüfus kaydındaki soyadı Baştan olmasına rağmen, bu sanıkla ilgili olarak Baştaş soyadı üzerinden alınan sabıkasızlık kaydı ile yetinilmesi,
cc) Dosyada bulunan kollukça tastiklenmiş nüfus cüzdanı sureti, Kartal 7. Noteri tarafından düzenlenmiş 20.04.2001 tarihli vekaletname, iddianame ve sanık Ercan'ın duruşma beyanından; sanık Ercan'ın Mehmet ve Fatma oğlu ve 02.02.1981 doğumlu olduğu anlaşılmasına rağmen, dosyaya celbedilmiş olan ve sanık Ercan tarafından da kabul edilmeyen, nüfus kaydına itibarla, karar başlığında baba adının Aziz, ana adının Müyesser, doğum tarihinin de 12.05.1976 olarak gösterilmesi suretiyle, sanığın kimliği ile ilgili olmak üzere karışıklığa sebep olunması,
dd) Müdahiller Ramazan ve Berrin lehine hükmedilmiş olan manevi tazminatın, sanıklar Hüseyin, Ercan ve Aliye'den ne şekilde tahsil edileceğinin kararda gösterilmemiş olması,
ee) Hükümden sonra yürürlüğe girmiş bulunan 5218 Sayılı Yasa'nın sanıklar hakkında uygulanması lüzumu,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş olmakla, sanık Ercan müdafiinin, sanık Aliye müdafiinin, Cumhuriyet Savcısının ve müdahiller Ramazan ve Berrin vekilinin temyiz itirazla bu itibarla yerinde görülmekle, sanıklar Hüseyin, Ercan ve Aliye haklarındaki hükümlerin kısmen tebliğnamedeki düşünce gibi BOZULMASINA, 18.05.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy