(765 S. K. m. 51, 59, 62, 448) (5237 S. K. m. 7, 29, 35, 53, 81) (5271 S. K. m. 331) (1412 S. K. m. 253, 298, 302, 305)
Yücel Aksel'i kasten öldürmekten, Taşkın Özyaman'ı kasten öldürmeye tam derecede teşebbüsten sanık Celal Albak'ın yapılan yargılanması sonunda, 765 s. TCK. nun 448, 51/1, 59, 448, 62, 51/1, 59. maddeleri gereğince 25 sene ağır hapis cezası verilen ve kesinleşen bu karara karşı hükümlünün 5237 s. Kanunun uygulanması ile ilgili uyarlama talebi üzerine 5237 S. Kanunun 81, 29, 35, 62, 53. maddeleri uyarınca 24 yıl 4 ay 15 tarih hapis cezasına dair Aydın İkinci Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 06.07.2005 tarih ve 160/224 s. kararın Yargıtay'ca tetkiki hükümlü vekili tarafından istenilmiş olduğundan dava dosyası C. Başsavcılığından tebliğname ile Dairemize gönderilmekle; Adli ara verme sebebiyle 5271 S. CMK. nun 331. maddesi gereğince acele ve tutuklu işleri görmeye yetkili Nöbetçi Ceza Kurulunca incelendi ve aşağıdaki karar tespit edildi.
TÜRK MİLLETİ ADINA
5237 S. TCK. nun 7/2. maddesi gereğince, kesinleşmiş olan hükümlerin yeniden ele alınması ve lehe olan kanunun belirlenip uygulanmasında izlenecek yolu gösteren iki kanun vardır. Biri, 1 Haziran 2005 gününde yürürlüğe giren, 5237 S. Yasanın yürürlüğe girmesinden önce işlenmiş suçlar hakkında ne biçimde hüküm kurulacağına ve kesinleşmiş cezaların nasıl infaz edileceğine ait hükümleri kapsadığını belirten (m.2) ve 1 Haziran 2005 gününden önce kesinleşmiş hükümlerle ilgili olarak, Türk Ceza Yasasının lehe olan hükümlerinin derhal uygulanabileceği hallerde, duruşma yapılmaksızın da karar verilebilir. (m.9/1) biçiminde bir düzenlemeye yer veren 5252 S. Türk Ceza Yasasının Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki kanundur. Diğeri ise, mahkumiyet hükmünün yorumunda veya çektirilecek cezanın hesabında duraksama olursa, cezanın kısmen veya tamamen yerine getirilip getirilemeyeceği ileri sürülür ya da sonradan yürürlüğe giren yasa hükümlünün lehine olursa, duraksamanın giderilmesi veya yerine getirilecek cezanın belirlenmesi için hükmü veren mahkemeden karar istenir. biçiminde bir düzenlemeye yer veren (m.98/1), bu kararın duruşma yapılmaksızın verileceğini ve itiraz yoluna tabi olduğunu belirten (m.101) ve 1 Haziran 2005 gününde yürürlüğe giren 5275 S. Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanundur.
Görüldüğü gibi, ancak 1 Haziran 2005 gününden sonra kesinleşmiş mahkumiyetler hakkında uygulanabilecek olan 5275 S. Kanun karşısında özel bir kanun olan ve öncelikle uygulanması gereken 5252 S. Kanuna göre, kararların duruşma yapılarak verilmesi asıl, takdire bağlı olarak duruşma yapılmaksızın verilmesi istisnadır.
Asıl olanı, mahkeme kararlarının duruşma yapılarak verilmesidir (CMUK. m.253, CMK. m.223). Ancak kanun koyucu, bazı hallerde, örneğin, 5252 S. Yasada olduğu gibi, duruşma yapılmasını takdire bağlı kıldığı halde; bazı hallerde de, örneğin, 5275 S. Yasada, CMUK. m.302'de ve CMK. m.271/1'de olduğu gibi, duruşma yapılmasını zorunlu kılmaktadır.
Beraat, mahkumiyet, davanın reddi, davanın düşmesi, muhakemenin durması, ceza verilmesine yer olmadığı, güvenlik tedbirine hükmedilmesi kararları hüküm sayılmaktadır. (CMUK. m. 253, CMK. m. 223,).
Genel Kural, Ceza Mahkemelerinden verilen hükümlere karşı temyiz yoluna başvurulabileceği şeklindedir (CMUK. m.305).
Ancak, mahkeme kararlarına karşı itiraz yoluna gidilebilmesi için kanunun bunu açıkça belirtmesi gerekir (CMUK. m.298, CMK. m.267). 5275 S. Kanunun aksine, 5252 S. Yasada, bu kanuna göre verilecek kararlara karşı itiraz yoluna gidilebileceğini belirten bir hüküm bulunmamaktadır.
Kabul edilebilir bir başvuru var ise, kanun yolunun veya merciin belirlenmesindeki yanılma, başvuranın haklarını ortadan kaldıramayacağı (CMK. m.264) gibi; duruşma yapılarak verilmesi gereken bir kararın duruşmasız ya da duruşma yapılmaksızın verilmesi gereken bir kararın duruşma yapılarak verilmiş olması da o kararın tabi olduğu kanun yolunu değiştiremez.
5252 S. Kanuna göre karar verilirken, derhal karar verilmesi, başka bir anlatımla, herhangi bir inceleme, araştırma, kanıt tartışması ve takdir hakkının kullanılması gerekmeden lehe olan kanunun belirlenmesi mümkün ise, duruşma yapılarak ya da duruşma yapılmaksızın; aksi halde, duruşma yapılarak karar verilebilir.
Bu açıklamalar ışığında somut olayın değerlendirilmesinde;
765 S. Türk Ceza Kanunu uygulanarak verilmiş ve kesinleşmiş olan hükmün, 5237 S. Türk Ceza Yasası'nın 7/2 ve 5252 S. Türk Ceza Kanunu'nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 9. maddesi gereğince yeniden ele alınıp, lehe olan kanunun belirlenmesi ve uygulanması sırasında; uygulanan teşebbüs ve tahrik hükümleri sebebiyle takdir hakkının kullanılması söz konusu olduğundan, duruşmalı inceleme yapılarak hüküm kurulması gerekirken, duruşma yapılmaksızın yazılı biçimde karar verilmesi,
Usule aykırı ve hükümlü müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, diğer cihetleri incelenmeksizin, hükmün CMUK. nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 22.08.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy