(1412 S. K. m. 362) (5237 S. K. m. 7/2) (5252 S. K. m. 9)
Görevli memur A. K.'ı görevi sırasında silahla birlikte yaralamaktan sanıklar S. ile Ö. A., iş bu yaralama suçuna sanık S. K.'ı azmettirmekten, sanık Ö. A., tehditten adı geçen sanık S. K.'ın yapılan yargılanmaları sonunda; sanık Ö. için 765 Sayılı TCK.nun 456/2, 457/1, 271/1, 59. maddeleri gereğince 6 yıl 8 ay 1 gün, sanık S. K.'ın 456/2, 457/1, 27 1/1, 59, 188/3, 59. maddeleri gereğince 4 yıl 2 ay ağır hapis, 6 yıl 8 ay hapis cezası verilen ve kesinleşen bu karara karşı hükümlülerin 5237 Sayılı Yasanın uygulanması ile ilgili uyarlama talebi üzerine 5237 Sayılı Yasanın 86/1, 86/3, 87, 62, 53, 106.maddeleri uyarınca sanık Ö. A. için 5 yıl hapis, sanık S. K.'ın 5 yıl hapis, 2 yıl 6 ay hapis cezalarına dair
... Mahkemesinden verilen 23.06.2005 gün ve 140/183 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi hükümlüler tarafından istenilmiş olduğundan dava dosya C.Başsavcılığından tebliğname ile Dairemize gönderilmekle; incelendi ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
TÜRK MİLLETİ ADINA
1- Hükümlü Z. T. hakkında 23.06.2005 tarihli uyarlama kararıyla verilen hüküm, bu sanık veya müdafii tarafından temyiz edilmeyerek kesinleştiğinden, adı geçen hükümlü hakkında yeniden kurulan hüküm hukuken yok sayılmış, hükümlü Z. müdafiinin temyiz isteminin CMUK. nun 317. maddesi uyarınca reddine karar verilmiştir.
2- A) Hükümlü Ö. A. hakkındaki hükmün incelenmesinde;
765 Sayılı Türk Ceza Yasası uygulanarak verilmiş ve kesinleşmiş olan hükmün, 5237 Sayılı Türk Ceza Yasası'nın 7/2 ve 5252 Sayılı Türk Ceza Kanunu'nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 9. maddesi gereğince yeniden ele alınıp, lehe olan yasanın belirlenmesi ve uygulanması sırasında; 5237 sayılı Yasa'nın daha lehe olduğu belirlendiğinden, duruşma yapılarak, 5237 sayılı Yasaya göre uyarlama karan verilmesinde ve takdirde bir isabetsizlik görülmemiş olup, hükümlü Ö. müdafiinin temyiz itirazlarının bu itibarla reddiyle hükmün ONANMASINA,
B) Hükümlü S. K. hakkındaki hükmün incelenmesinde;
CMUK. nun 326/2. maddesindeki, sanık veya vekiline davetiye tebliğ olunamaması veya davetiye tebliğ olunmasına rağmen duruşmaya gelmemesi nedeniyle bozmaya karşı beyanları tespit edilmemiş olsa dahi duruşmaya devam edilerek gıyapta bitirilir şeklindeki düzenleme karşısında bozma sonrasında daha fazla ceza verilmeyen ve cezaevinde bulunmayan hükümlünün duruşmada hazır bulunmasında zorunluluk bulunmamakla beraber, kendisine usulüne uygun davetiye tebliğ olunarak bozmaya karşı diyeceklerinin tespiti için duruşma gününün bildirilmesi gerektiği, bu nedenle adresini terk ettiği anlaşılan hükümlünün son bilinen adresine Tebligat Yasası uyarınca tebligat çıkartıldıktan sonra hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi,
Usule aykırı ve hükümlü S. müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, sair cihetleri incelenmeksizin öncelikle bu nedenle hükmün tebliğnamedeki düşünce gibi BOZULMASINA 17.05.2007 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy