(5237 S. K. m. 27)
Dava ve Karar: B. Ş.k'ı kasten öldürmeye tam derecede teşebbüsten sanık C. B., C. B. ile S. B.'ı yaralamaktan sanık B. Ş.'ın yapılan yargılanmaları sonunda; sanık C. B.'ın hükümlülüğüne, sanık B. Ş.'ın beraatine ilişkin (Ordu) Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 28.11.2005 gün ve 340/322 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi C.Savcısı, sanık C. B. ve müdahil vekili taraflarından istenilmiş olduğundan dava dosyası C.Başsavcılığından tebliğname ile Dairemize gönderilmekle incelendi ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
TÜRK MİLLETİ ADINA
1- Müdahil-sanık C. ve müdahil S. vekilinin yasal süresinden sonra sanık C. müdafii sıfatıyla yaptığı temyiz başvurusunun CMUK.nun 310-317. maddeleri uyarınca reddine karar verilmiştir.
2- Temyiz kapsamına göre sanık B. hakkında mağdur-müdahiller C. ve S.'yı öldürmeye teşebbüs suçundan kurulan hükümlerle ilgili olarak yapılan incelemede;
A) Mağdur-müdahil C.'in bıçaklı ve kesici-delici nitelikteki girebili saldırısına maruz kalan sanık B.'ın maruz kaldığı tehlikeyi defetmek için yaptığı bir el atış sonucu meydana gelen yaralanma eyleminde yasal savunma koşullarının bulunduğunu kabul eden yerel mahkemenin kabul ve gerekçesinde isabetsizlik görülmediğinden tebliğnamedeki bu hususa ilişen bozma düşüncesi benimsenmemiştir.
3- Sanığın mağdur-müdahil C.'e yönelik eylemi ile ilgili olarak;
Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanık B.'ın mağdur-müdahil C.'e yönelik eylemini yasal savunma koşullarında işlediğinden bahisle beraatine karar verilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümde isabetsizlik görülmemiş olduğundan, Cumhuriyet Savcısının ve müdahiller vekilinin yasal savunma koşulları bulunmadığına ilişen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün tebliğnamedeki düşünce gibi (ONANMASINA),
4- Mağdur-müdahil S.'ya yönelik eylemle ilgili olarak;
Sanığın mağdure S.'nın sopalı saldırısı karşısında maruz kaldığı tahrikin etkisiyle tabancayla iki el ateş ederek bacaklarından yaraladığı olayda;
sanığın kullandığı silahla mağdurun kullandığı sopa arasındaki oransızlık dikkate alındığında yasal savunma koşullarının bulunmadığı ve hedef alınan vücut bölgesi ve oluşan yaralanmanın niteliği nazara alındığında, silahla yaralama suçundan cezalandırılması gerektiğinin gözetilmemesi,
Yasaya aykırı ve Cumhuriyet Savcısı ile müdahil S. vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün bu nedenle tebliğnamedeki düşünce gibi BOZULMASINA, Üye S. E. Y.'nın olayda 5237 sayılı TCK.nun 27. maddesinin uygulanması gerektiğine ilişen karşı oyu ile oyçokluğuyla 05.07.2007 gününde karar verildi.
KISMEN KARŞI OY
Olaydan önce mağdur müdahil C.'in sanığın yalnız yaşayan yengesi Hasibe'nin evine hırsızlık amacıyla girdiğini yengesinden öğrenmiş ve olay günü yolda gördüğü Celal'e bir daha böyle şey yaparak yengesini taciz etmemesi için ona bir tokat vurmuş, bu durumu evine giden mağdur C. annesine anlatmış ve onunla birlikte C. elinde girebi (ki silahtan sayılır) ve bıçakla annesi S. ise uzun fındık çubuğu ile durakta araç bekleyen sanığa 2-3 metreden topluca saldırmışlardır. Sanık infaz koruma başmemuru olması nedeniyle görevi nedeniyle kendisine devletçe verilmiş silahı üzerine gelmemelerini teminen haksız olan topluca bu saldırıyı aynı anda defetmek amacıyla önce doldur boşalt yapmış sonra uyarı amacıyla havaya ateş edip geri geri uzaklaşmak istediği halde haksız ve topluca saldırının devam etmesi üzerine S.'yı ayaklarından 15 gün iş ve gücüne engel hayati tehlike oluşturmayacak tarzda, C.'i ise hayati tehlike oluşturacak ve 25 gün iş ve güçten kalacak şekilde kalçasından yaralamıştır. Tabancasında daha mermi olmasına rağmen saldırıyı defettikten sonra gidip Cumhuriyet Savcılığına teslim olmuştur.
Mağdur müdahil C. yönüyle mahkemenin TCK.nun 25. maddesi uyarınca kurduğu hükme sayın çoğunluk görüşü gibi katılıyorum.
Ancak;
Çünkü mağdur S.'ya yönelik sanığın eylemi için sopalı ve toplu saldırı karşısında duyduğu korku, heyecan ve telaşla ayaklarına silahla ateş etmesinde sırf orantısızlıktan yasal savunma koşullarının oluşmadığı ve eylemin silahla yaralama olduğuna dair çoğunluk görüşüne katılmıyorum.
Suçun oluşmasının kastın varlığına bağlı olduğu suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve isteyerek gerçekleşmesi halinde mümkün olduğu yasada belirtilmiştir. Bu ceza sorumluluğunu kaldıran nedenler içinde kendisine yöneltilen topluca haksız saldırının o andaki hal ve koşullara göre defedilmesi halinde faile ceza verilemeyeceği TCK. 21 ve 25. maddeler gereğidir.
Aynı nedenle vaki toplu saldırıyı defetmek durumundaki sanığın sırf orantılılık ilkesine dayanarak yargısal inanç ve doktrine rağmen kastın bölünmezliği genel ilkesi karşısında sayın çoğunluğun kastı bölerek verdiği hükmün c fıkrasına katılamıyorum. Eylemde ya sanığın yasal savunma koşulları altında kaldığını kabul eden mahkeme gibi düşünülmeli veya yasal savunmada sınırın aşılmasını mazur gösterecek bir heyecan ve korku veya telaştan sanığın eylemi TCK.nun 27/2. maddesi uyarınca gerçekleştiğini kabul etmek gerekir. Çünkü sanığın üzerine topluca aynı anda saldıran ellerinde sopa girebi ve bıçak olan mağdurların kendisine yöneltilmiş bu haksız saldırıyı defederken elinde girebi ve bıçak olana karşı yasal savunma; elinde sopa olan S.'ya mazur görülebilecek korku, heyecan ve telaşla ayaklarına ateş etmesinde en azından 27/2'ye göre ceza verilemeyeceği görüşünde olduğumdan sayın çoğunluk görüşüne katılamıyorum. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy