(5237 S. K. m. 7, 29, 35, 53, 62, 81) (5252 S. K. m. 9) (765 S. K. m. 51, 59, 62, 448) (5271 S. K. m. 309) (YCGK 27.12.2005 T. 2005/3-162 E. 2005/173 K.)
Dava: Adam öldürmeye tam teşebbüs suçundan sanık F.'nin, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 448, 62, 51/1, 59/2. maddeleri gereğince 10 yıl ağır hapis cezası ile cezalandırılmasına dair Gebze Ağır Ceza Mahkemesi'nin 06.11.2001 tarihli ve 2000/162 esas, 2001/198 sayılı kararının infazı sırasında, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun lehe hükümlerinin uygulanması talebi üzerine anılan Kanun'un 81/1, 35, 29, 62/l-son maddeleri gereğince 9 yıl 3 ay 15 gün hapis cezası ile ceza1andırılmasına, aynı kanunun 53/1. maddesi uyarınca cezasının infazı tamamlanıncaya kadar bu maddede sayılan haklardan yoksun bırakılmasına ilişkin Gebze Ağır Ceza Mahkemesi'nin 23.09.2005 tarihli ve 2000/162 Esas, 2001/198 Karar sayılı ek kararını kapsayan dosya incelendi.
1- Dosya kapsamına göre, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 7/2, 5252 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 9/3. maddesindeki Lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir. şeklindeki düzenleme ve Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 27.12.2005 tarihli ve 2005/3-162-173 sayılı kararına nazaran, lehe yasanın saptanıp uygulanması, herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmasını, kanıt toplanmasını, takdir hakkının kullanılmasını gerektiriyorsa ya da cezanın kişiselleştirilmesine ilişkin bir hükmün uygulanması olanağı sonraki yasa ile doğmuşsa, hükümde değişiklik yargılamasının duruşmalı yapılmasının zorunlu olduğu gözetilmeden evrak üzerinde karar verilmesinde;
2- Sanığın eylemi sebebiyle belirlenen 11 yıl 3 ay hapis cezasından 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 62/1-son maddesi gereğince I/6 oranında indirilmesini müteakip 9 yıl 4 ay 15 gün hapis cezasına hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik ceza tayininde.
3- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 53/3. maddesindeki ...koşullu salı verilen hükümlünün kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından yukarıdaki fıkralar hükümleri uygulanmaz şeklindeki düzenleme dikkate alınmaksızın, hükümlünün, cezanın infazına kadar kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkilerini kullanmaktan yoksun bırakılması sonucunu doğuracak şekilde yazılı biçimde karar verilmesinde isabet görülmediğinden söz edilerek, Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü'nün 01.02.2007 tarih ve 4857 sayılı istemlerine dayanılarak anılan kararın, 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi gereğince kanun yararına bozulmasına ilişkin, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 21.02.2007 tarih ve 24948 sayılı tebliğnamesine bağlı dosyası dairemize gönderilmekle okundu, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: I) Olay: Hükümlü Fatih hakkındaki dosya kapsamından:
Hükümlünün, adam öldürmeye tam teşebbüs suçundan 765 sayılı TCK'nun 448,62, 5I/l, 59/2. maddeleri gereğince 10 yıl ağır hapis cezası ile cezalandırılmasına dair Gebze Ağır Ceza Mahkemesi'nin 05.12.2001 tarihinde kesinleşen, 06.11.2001 tarihli ve 2000/162 Esas, 2001/198 Karar sayılı kararının infazı sırasında, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK' nun lehe hükümlerinin uygulanması talebi üzerine, Gebze Ağır Ceza Mahkemesi'nin 23.09.2005 tarihli ve 2000/162 Esas, 20011198 Karar sayılı ek kararıyla anılan yasanın 8I/1, 35, 29, 62, 53/1-2. maddeleri gereğince 9 yıl 3 ay 15 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin kararın hükümlüye 20.10.2005 tarihinde tebliğ edildiği ve temyiz edilmeyerek kesinleştiği anlaşılmaktadır.
II) Kanun yararına bozma istemine ilişkin uyuşmazlığın kapsamı:
Kanun yararına bozma isteminin konu ve kapsamı, hüküm kurulurken takdir hakkının kullanılması söz konusu olduğundan yargılamanın duruşmalı yapılmasının gerektiğine, kabule göre de, verilen sonuç cezanın 9 yıl4 ay 15 gün yerine yazılı şekilde ve 5237 sayılı TCK' nun 53/3. maddesinin koşullu salıverilme tarihini aşacak şekilde uygulanmasının yerinde olmadığına ilişkindir.
III) Hukuksal değerlendirme:
Dairemizce de benimsenen, Yüksek Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun, 27.12.2005 tarih ve 162-173 sayılı kararında, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCY'nın 7/2. ve 5252 Sayılı Yasanın 5349 Sayılı Yasa ile değişik 9/1. maddeleri uyarınca, Türk Ceza Yasası'nın lehteki hükümlerinin uygulanması bağlamında takdir hakkı kullanılmak suretiyle kesin hükümlerin zat ve mahiyetini değiştiren kararların duruşma yapılarak verilmesi gerektiğine, duruşma açılarak veya lehe hükümlerinin derhal uygulanabileceği durumlarda duruşma yapılmaksızın verilen kararlara karşı temyiz yasa yolunun açık bulunduğuna işaret edilmiştir.
5271 sayılı CMK'nun 309. maddesinde, temyiz incelemesi yapılmaksızın kesinleşen karar veya hükümlere karşı kanun yararına bozma isteminde bulunulabileceği öngörülmüştür. Aynı maddenin 4. fıkrasının (b) bendinde; Mahkumiyete ilişkin hükmün, davanın esasını çözmeyen yönüne veya savunma hakkını kaldırma veya kısıtlama sonucunu doğuran usul işlemlerine ilişkin ise kararı veren hakim veya mahkemece yeniden yapılacak yargılama sonucuna göre gereken hüküm verilir.
Bu hüküm, önceki hükümle belirlenmiş olan cezadan daha ağır olamaz düzenlemesini yapmıştır.
Yukarıda yapılan açıklamalar bağlamında somut olay değerlendirildiğinde, hükümlü hakkında, 5237 sayılı TCK' nun 81/1, 35, 29, 62, 53/1-2. maddeleri gereğince kurulan hükümde suça kalkışma ve tahrik hükümlerinin uygulanması sırasında takdir hakkı kullanılmasını gerektirmesi karşısında duruşmalı yargılama yapılması gerekirken evrak üzerinden hüküm kurulması yerinde olmadığından bu nedenle anılan kararın bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.
Sonuç: Bu nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın istemi yerinde görüldüğünden, Gebze Ağır Ceza Mahkemesi'nin 23.09.2005 tarihli ve 2000/162 Esas, 2001/198 Karar sayılı ek kararının, 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, diğer işlemlerin yapılabilmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na TEVDİİNE, 06.03.2007 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy