(1412 S. K. m. 317, 318) (5237 S. K. m. 37, 58) (5271 S. K. m. 225)
Dava:
.'ı taammüden öldürmekten sanıklar Ü.K ve C.Ö.'in yapılan yargılamaları sonunda: Hükümlülüklerine ilişkin Manisa Ağır Ceza Mahkemesinden verilen hüküm re'sen temyize tabi olmakla beraber duruşmalı olarak Yargıtay'ca incelenmesi sanıklar müdafii tarafından da istenilmiş olduğundan dava dosyası C.Başsavcılığından tebliğname ile Dairemize gönderilmekle; aşağıdaki karar tesbit edildi.
Karar: 1) Sanık C.Ö müdafiinin süresinden sonra gerçekleşen duruşmalı inceleme talebinin CMUK. 317., 318. maddeleri gereğince REDDİNE karar verilmiştir.
2) Bozma nedenine göre tebliğnamenin sanık C.Ö yönünden suç vasfının kasten insan öldürmeye yardım suçunu oluşturacağına dair bozma isteyen düşüncesi benimsenmemiştir.
3) 10.03.2006 tarihli iddianamede
toplanan delillere göre şüpheli Ü.K'nın maktulü kesici aletle öldürdüğü ve C.Ö'in de bu suça azmettirdiği
şeklindeki anlatımının, sanık C.Ö yönünden 5237 Sayılı Yasanın 37/1. maddesinde tanımlanan suçu doğrudan doğruya işlemek eylemine dönüşmeyeceği, usulü eksikliğin ek iddianame düzenlenmesi suretiyle giderilmesi gerekirken, iddianamede tanımlanmayan eylemden hüküm tesis suretiyle CMK. nun 225. maddesine aykırı davranılması nedeniyle bozma isteyen Üye Hakim Sayın Salih Zeki İskender'in görüşü reddedilerek dosyanın esasına girilmiştir.
4) Toplanan deliller, karar yerinde incelenip, sanıkların suçlarının sübutu kabul, cezayı azaltıcı takdiri indirim sebebinin nitelik ve derecesi takdir kılınmış, savunmaları inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümde bozma nedenleri dışında isabetsizlik görülmemiş olduğundan sanık Ü.K müdafiinin temyiz dilekçesinde ve duruşmalı incelemede haksız tahrik indirim gerektiğine, sanık C.Ö müdafiinin sübuta yönelen ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
a) Sanıkların, daha önceden maktulü öldürme kararı verdikleri, soğukkanlı biçimde, belirli bir plan dahilinde ve ruhi sükunet içinde eylemlerini işledikleri ispat edilemediğinden kasten insan öldürme suçundan cezalandırılmaları gerekirken yazılı şekilde tasarlayarak insan öldürme suçundan mahkumiyetlerine karar verilmesi,
b) Sanık Ü.K hakkında 5237 sayılı Yasanın 58/6 maddesi gereğince cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesi ve infazdan sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına karar verilmesi ile yetinilmesi gerekirken, kararda ayrıca denetimli serbestlik tedbirine dair sürenin de gösterilmesi,
Sonuç: Yasaya aykırı, sanıklar müdafilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün kısmen tebliğnamedeki düşünce gibi BOZULMASINA, tayin edilen cezaya ve tutuklulukta geçen süreye göre sanık C.Ö'nın tahliye talebinin reddine 09.11.2007 gününden oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI DÜŞÜNCE
Çağdaş ceza yargılamasının temel ilkelerinden biri olan davasız yargılama olmaz kuralı gereği, suç oluşturan eylemin cezalandırılması gerektiğinin ileri sürülmesi, başka bir anlatımla kamu davasının açılması yargılama yapılabilmesinin ana koşuludur. Hüküm ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve fail hakkında verilir (CMK.m.225) Ayrıca, dava konusu olayın sınırlandırılması ilkesi, iddianamede, yüklenen suçu oluşturan olaylar mevcut delillerle ilişkilendirilerek açıklanır ifadesiyle açıkça belirtilmiştir. (CMK.m.170/4)
Öte yandan, mahkeme iddianamede tanımlanan ve sınırlandırılan maddi eylemin hukuksal nitelemesinde iddia ve savunmalarla bağlı değildir. Oluşturacağı gerekçeye göre eylemi istediği gibi niteleyerek belirlediği suçtan hüküm kurabilir. Ancak, davasız yargılama olmaz ilkesinin doğal sonucu olarak, farklı hukuksal niteleme konusunda sanığın bilgilendirilmesi ve kendisine ek savunması hakkı tanınması gerekir. (CMK.m.226)
Yürürlükten kaldırılan 1412 sayılı Ceza Yargılama Yasasında da benzer hükümlere yer verilmiştir. Tahkikat ve hüküm, yalnız iddianamede beyan olunan suça ve zan altına alınan şahıslara hasredilir. (CMUK. m 150) Hükmün mevzuu, duruşmanın neticesine iddianamede gösterilen fiilden ibarettir. Fiili takdirde mahkeme, iddia ve müdafaalarla bağlı değildir. (CMUK. M.257)
Bu maddelere dayanan uygulama, iddianamede dolaylı anlatımların dava sayılamayacağı, ek dava koşullarının yerine getirilmesi gerektiği (CMUK. M.259) yönünde yerleşmiştir. Yargıtay 1.Ceza Dairesinin 24.06.2004 tarihli ve 2004/1366 Esas, 2004/2525 sayılı, bu uygulamaya örnek oluşturan ilkesel kararında: ..iddianamede tanımlanan öldürmeye azmettirme eyleminin suçu doğrudan işlemesi eylemine dönüşmeyeceğinden, bu usul eksikliğin ek iddianamede düzenlenmesi suretiyle giderilmeden veya CMUK.nun 259. maddesindeki koşullar yerine getirilmeden, iddianamede tanımlanmayan eylemden hüküm kurulmak suretiyle aynı Yasanın 257. maddesine aykırılık oluşturacağı
belirtilmiştir.
Yukarıda içeriklerine değinilen görüşler bağlamında özetle şunlar söylenebilir. Mahkeme iddianamede tanımlanan eylemle kesinlikle bağlıdır, ek savunma hakkı tanıyarak iddianamede anlatılan maddi olayı değiştiremez veya genişletemez. Ancak dava konusu olaya ilişkin iddia ve savunmayla bağlı olmadığından, sanığa ek savunma hakkı tanımak suretiyle oluşturacağı gerekçeye göre eylemin hukuksal nitelemesini yaparak hüküm kurabilir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde:
Ön sorun bakımından: iddianamede sanık C.Ö'nın Ü.K tarafından gerçekleştirilen öldürme eylemine azmettirdiği şeklinde tanımlanan ve sınırlandırılan eylemin ek savunma hakkı tanınarak, öldürmeyi doğrudan kendisinin gerçekleştirdiği eylemine dönüştürülmesi usule aykırı bulunduğundan, kararın öncelikle bu nedenle bozulması gerekir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy