(5237 S. K. m. 27, 53) (765 S. K. m. 50, 59, 449)
Kabule göre; 765 sayılı TCK lehe kabul edilerek uygulama yapıldığı halde, aynı yasanın 31. ve 33. maddeleri yerine 5237 sayılı TCK'nın 53/1. maddesinin tatbiki ile karma uygulama yapılması yasaya aykırı ise de; aleyhe temyiz bulunmadığından bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.
Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanığın suçunun sübutu kabul edilmiş,
Ancak;
Oluşa ve dosya içeriğine göre; olay günü saat 20:45 sıralarında oğulları tarafından yaralı vaziyette hastaneye getirilen 1934 doğumlu maktülün bir gün sonra hastanede hayatını kaybettiği, yapılan otopsi işleminde maktülün vücudunda mevcut olan toplam 26 adet yaradan 13 adet yaranın üzerinin kabuk tutmuş olduğu, sağ meme altında, ksifoid sağ tarafta, karın sağ yan üst tarafta, karın sağ yan orta kısımda, sağ dirsek üstünde ve sağ bacak femoral bölge alt dış tarafta olmak üzere 6 adet yaranın yeni oluşturulmuş kesici ve delici alet yaraları olduğu, sağ meme altındaki yaranın göğüs boşluğuna nafiz olup sağ akciğer alt lobta yaralanmaya neden olduğu, diğer yaraların ise sıyrık ve ekimotik lezyonlar şeklinde olduğu, ölümün kesici delici alet yaralanmasına bağlı iç organ harabiyetinden gelişen iç kanama sonucu meydana gelmiş olduğunun belirtildiği, sanığın 13.05.2005 tarihinde yapılan muayenesinde sol kolda 4,3 cm ebadında ekimoz bulunduğunun anlaşıldığı, olayın meydana geldiği maktülün evinin zemininin ıslak olduğu ve yerdeki halı ile beton zeminde kan lekelerinin bulunduğu ve bu hususların tutanaklara bağlandığı, maktülün gelini sanık Şehnaz'ın 13.05.2005 tarihinde kollukta verdiği (müdafiisiz) ifadesinde; olay günü kayınbabasının kendisine tecavüz etmeye kalkışarak üzerine saldırdığını, o sırada çocuklarının bahçede olduklarını, kendisinin de elinde bulunan bıçağı rastgele salladığını, maktülün düşerken kafasının cama geldiğini, evi yıkadığını, kan izlerini yok ettiğini, bıçağı attığını ancak nereye attığını bilemediğini, olaydan sonra annesinin evine giderek ona durumu anlattığını belirttiği, aşamalarda verdiği ifadelerinde ise atılı suçu kabul etmediğini ifade ettiği olayda;
Sanığın aksi sabit olmayan 13.05.2005 tarihli kolluk ifadesinin oluşa uygun olduğu ve maddi bulgularla örtüştüğü, sanığın kendisine yönelik cinsel saldırıyı defetmek maksadıyla elindeki bıçağı rastgele salladığı ve maktüle isabet eden darbelerden sadece birinin öldürücü nitelikte bulunduğu, sanığın mazur görülebilecek bir heyecan, korku ve telaş nedeniyle meşru savunmada sınırı aştığı anlaşıldığı halde; sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 27/2. maddesinin tatbiki yerine, 765 sayılı TCK'nın 449/1, 50, 59/1 ve 5237 sayılı TCK'nın 53/1. maddeleri uyarınca yazılı şekilde karar verilmesi, bozmayı gerektirmiş, temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan hükmün tebliğnamedeki düşünce gibi BOZULMASINA, 18.06.2008 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy