(765 S. K. m. 29, 36, 40, 55, 65, 448, 455) (5237 S. K. m. 7, 31, 54, 63, 85) (5271 S. K. m. 223) (5395 S. K. m. 5, 11, 23, 24) (647 S. K. m. 5) (YCGK. 13.12.2005 T. 2005/8-155 E. 2005/164 K.)
Dava: H.G.'i kasten öldürmekten sanık A.K., işbu suça iştirakten sanık İ.G.'in yapılan yargılanmaları sonunda, sanık A.'in hükümlülüğüne, sanık İ. hakkında ceza verilmesine yer olmadığına ilişkin Şanlıurfa Birinci Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 29.12.2005 gün ve 9/361 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi sanıklar müdafii tarafından istenilmiş olduğundan dava dosyası C. Başsavcılığından tebliğname ile Dairemize gönderilmekle incelendi ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: Türk Milleti Adına
1- a) Oluşa ve dosya içeriğine göre; sanığın maktulü hedef alarak yakın mesafeden av tüfeği ile bir el ateş etmek suretiyle ölümüne neden olduğu olayda, kullanılan tüfeğin atışa mani veya kendiliğinden ateş almasına neden olabilecek mekanik her hangi bir arızasının bulunmadığı, sanığın eyleminin kasten öldürme suçunu oluşturduğu anlaşıldığından, sanığın kusurluluk oranına ilişkin tespit yapılmayarak 765 sayılı TCK'nın 455/son maddesinin tartışmasız bırakıldığı,
b) Sanık hakkında 765 sayılı TCK'nın 448, 65/3 maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı, iddia makamı sanık müdafiinin hazır bulunduğu celsede belirttiği esas hakkındaki görüşünde 5237 sayılı TCK'nın 85/1. maddesinin uygulanmasını talep ettiği ve sanığın 765 sayılı TCK'nın 455/1. maddesi uyarınca mahkumiyetine karar verildiği, iddia makamı esas hakkındaki görüşünde sanığın taksirle ölüme neden olma suçundan cezalandırılması yönünde görüş bildirmesi ve aynı suçtan hüküm kurulması nedeniyle ayrıca ek savunma hakkı verilmesine gerek bulunmadığından, 765 sayılı TCK'nın 455/1. maddesinden ek savunma hakkı verilmesi gerektiği,
c) Olay tarihinde 12 yaşını doldurmamış olan sanık İ. hakkında suç tarihinde yürürlükte olan 2253 sayılı Yasa hükümleri uyarınca hakkında öldürme suçuna iştirakten kamu davası açıldığı, diğer sanık A.'in sanık İ.'i suçlayıcı beyanlarda bulunduğu, sonradan yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK'nın 31/1 maddesi uyarınca sanık hakkında yaş küçüklüğü nedeniyle ceza verilmesine yer olmadığına karar verildiği, 5271 sayılı CMK'nın 223/9. maddesi uyarınca, fiilin suç oluşturmaması veya yeni bir yasal düzenleme ile suç olmaktan çıkarılması gibi herhangi bir araştırmayı gerektirmeyen hallerde derhal beraat kararı verilmesi gerektiği, somut olayda anılan yasa maddesinin uygulanması olanağının bulunmadığından, 5271 sayılı CMK'nın 223/9. maddesi uyarınca beraat kararı verilmesi gerektiği, Gerekçeleriyle bozma isteyen tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiştir.
2- Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 13.12.2005 tarih 2005/8-155, 2005/164 sayılı kararı uyarınca suç tarihi itibariyle temel para cezasının 450,00 YTL olması gerektiğinin düşünülmeyerek yazılı şekilde eksik ceza tayin edilmesi, aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
3- Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanık A.K.'ın suçunun sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde bozma nedeni saklı kalmak kaydıyla suç niteliği tayin, takdire ilişen cezayı azaltıcı sebebinin derecesi takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, sanık İ. hakkında gerekçesi gösterilerek yaş küçüklüğü nedeniyle hakkında 5237 sayılı TCK'nın 31/1. maddesi uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümlerde bozma ve eleştiri nedenleri dışında isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık A. müdafiinin suç vasfına, sanık İ. müdafiinin beraat kararı verilmesi gerektiğine yönelen ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine; Ancak;
A) Sanık A. hakkında taksirle ölüme neden olma suçundan kurulan hükmün incelenmesinde;
a) Oluşa, dosya içeriğine ve olay tarihinde sıcağı sıcağına alınan maktulün yeğeni sanık İ.'in Cumhuriyet Savcılığında verdiği ifade içeriğine göre; Olay tarihinde aynı yaş grubunda ve arkadaş olan, sanık A. ve maktul ile maktulün yeğeni sanık İ.'in birlikte hayvan otlatmaya gittikleri, sanık A.'in güvenlik maksadıyla yanında getirdiği av tüfeğine fişek koyarak önce diğer sanık İ.'in göğsüne dayadığı, sanık İ.'in tüfeği itmesi üzerine bu kez sanık A.'in tüfeği maktul H.'e doğrulttuğu, yaklaşık bir karış mesafeye kadar yaklaşarak ikinizi de vururum dediği ve akabinde ateş etmesi sonucu maktulün sağ meme 3 cm. altından isabet alarak hayatını kaybettiği, alınan ekspertiz raporunda, olayda kullanılan tek namlulu kırma av tüfeğinin atışa mani veya kendiliğinden ateş almasına neden olabilecek mekanik her hangi bir arızasının bulunmadığının belirtildiği olayda;
Sanığın maktule hedef alarak, tetiğe basınç yaparak, bilerek ve isteyerek ateş eden, öldürme kastı söze ve eyleme bağlı olarak ortaya çıkan sanığın kasten adam öldürme suçundan mahkumiyeti yerine yazılı şekilde taksirle ölümüne neden olma suçundan karar verilmesi,
b) Kabule göre de;
aa) Sanığın ölüm neticesini istememesine rağmen, maktulün yanında av tüfeği ile oynaması esnasında silahın ateş alarak karşısındaki kişinin öleceğini öngörmesinin gerekliliği hususu dikkate alındığında eyleminin bilinçli taksirle insan ölümüne neden olma suçunu oluşturduğu gözetilmeden yazılı şekilde taksirle öldürme suçundan hüküm kurulması,
bb) Maktulün av tüfeği saçma yaralanmasına bağlı olarak, sternum parçalanması sonucu kardiovasküler arrest sonucu hayatını kaybettiği olayda; Suçun işlenmesinde kullanılan araç, meydana gelen zararın ağırlığı, fiilden sonra geçici bir süre kaçarak olay yerinden uzaklaşması gibi hususları göz önünde bulundurularak 765 sayılı TCK'nın 29. maddesi uyarınca temel cezanın tayininde alt sınırdan uzaklaşılması gerektiğinin gözetilmemesi,
cc) Sanık hakkında 765 sayılı TCK'nın 455/1 maddesi uyarınca temel ceza olarak belirlenen 2 yıl Hapis cezasından, yaş küçüklüğü nedeniyle aynı yasanın 55/3 maddesi uyarınca 1/3 oranında indirim yapılırken verilecek cezanın 1 yıl 4 ay hapis cezası yerine 1 yıl 8 ay hapis cezası"na hükmedilmek suretiyle fazla ceza tayini,
dd) Suç tarihinde 18 yaşından küçük olan sanık hakkında 5395 Sayılı Çocuk Koruma Kanunu'nun 23 ve 24. maddelerinin 19.12.2006 günlü 5560 sayılı yasanın 40 ve 41. maddeleri ile yapılan değişiklikten önceki ve sonraki halleriyle uygulanıp uygulanmayacağının kararda tartışılması gerektiğinin gözetilmemesi,
ee) Dairemizce de benimsenen Ceza Genel Kurulu'nun 2006/8-167 Esas, 2006/198 Karar sayılı 26.09.2006 tarihli kararı uyarınca, suç önceden işlenmiş olsa dahi, 647 sayılı Kanunun yürürlükten kalktığı 01.06.2005 tarihinden sonra, ödenmeyen adli para cezası bakımından anılan Kanunun 5/5 maddesine dayanılarak gecikme zammı alınmasına karar verilemeyeceğinin düşünülmemesi,
ff) 765 sayılı TCK. lehe kabul edilerek ceza tayin edildiği halde, mahsup ve zoralım hükümleri yönünden 765 sayılı TCK'nın 40 ve 36. maddeleri yerine 5237 sayılı TCK'nın 63 ve 54. maddelerinin tatbiki ile karma uygulama yapılması,
gg) 5237 sayılı TCK'nın 7. maddesi uyarınca, 765 sayılı TCK ile 5237 sayılı TCK'nın olayla ilgili tüm hükümlerinin denetime olanak verecek biçimde uygulanması, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması, lehe yasanın belirlenmesi ve uygulamanın ona göre yapılması gerektiğinin düşünülmemesi,
B) Sanık İ. hakkında kurulan hükmün incelenmesinde;
Suç tarihinde 11 yaşını doldurup 12 yaşını doldurmayan sanık hakkında 2253 sayılı Yasa hükümleri uyarınca kamu davası açıldığı, sonradan yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK'nın 31/1 maddesi hükmüne göre, fiili işlediği sırada 12 yaşını doldurmamış olan çocukların ceza sorumluluğunun bulunmadığının ve hakkında ceza kovuşturması yapılamayacağının öngörülmesi karşısında, sanık hakkında ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi yerinde olmakla beraber, 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu'nun 5 ve 11 maddeleri uyarınca çocuklara yönelik koruyucu ve destekleyici tedbirlerin uygulanıp uygulanmayacağının kararda tartışmasız bırakılması,
Sonuç: Yasaya aykırı ve sanıklar müdafiilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin kısmen tebliğnamedeki düşünce gibi BOZULMASINA, CMUK'un 326. maddesi uyarınca ceza miktarı itibariyle A.'in kazanılmış hakkının saklı tutulmasına, 30.01.2008 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy