(5271 S. K. m. 170, 174,175, 247, 309)
Dava: I) Olay: Şüpheli A.Ö. hakkındaki dosya kapsamından:
Şüpheli hakkında, 12.04.2006 tarihinde kardeşini kasten öldürmek suçundan yapılan soruşturma evresi sonucunda Malatya Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 29.09.2006 tarihli ve 2006/11777 soruşturma, 2006/2695 esas, 2006/307 sayılı iddianamenin, 5271 sayılı CMK.'nun 170. maddesine uygun bulunmadığından söz edilerek aynı Yasanın 174. maddesi gereğince iadesine ilişkin Malatya 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 09.10.2006 tarihli ve 2006/165 iddianame değerlendirme sayılı kararına yönelik itirazın, Malatya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 13.10.2006 tarihli ve 2006/537 müteferrik sayılı kararıyla reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
II) Kanun yararına bozma istemine ilişkin uyuşmazlığın kapsamı:
Kanun yararına bozma istemi, 5271 sayılı CMK.'nun 170/3. maddesinde iddianamede hangi hususların gösterileceği, aynı Kanun'un 174/1. maddesinde ise iddianamenin hangi hallerde iadesine karar verileceğinin belirtildiği, iddianamenin iade sebepleri arasında şüphelilerin ifadelerinin alınmamasının sayılmadığı halde bu nedenle iddianamenin iadesine karar verilmesinin ve buna ilişkin itirazın reddinin yerinde olmadığına ilişkindir.
III) Hukuksal değerlendirme:
Kamu adına ceza davasını açma yetki ve görevi cumhuriyet savcısının tekelindedir (CMK m. 170/1 ). Soruşturma evresinin sonunda toplanan kanıtlardan suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşuyorsa cumhuriyet savcısı iddianameyi düzenler (CMK. m. 170/2). İddianamenin, sunulduğu mahkemece kabulüyle kamu davası açılmış ve kovuşturma evresi başlamış olur (CMK. m. 175/1). İddianamenin içereceği unsurlar yasada ayrıntılı bir biçimde sayılmıştır (CMK. m. 170). Sunulduğu yetkili ve görevli mahkeme 15 gün içerisinde iddianameyi inceleyerek, CMK.'nun 170. maddede yazılı unsurları taşımadığı, suçun kanıtlanmasına etki edeceği mutlak sayılan mevcut bir delil toplanmadığı, ön ödemeye veya uzlaşmaya tabi olduğu soruşturma dosyasından açıkça anlaşılan işlerde öngörülen usule uyulmadığı kanısına varırsa iddianameyi iade eder (CMK. m. 174).
Karar: Bu yasal ilkeler ışığında değerlendirilmesi gereken somut olayı oluşturan sorun, sanığın ifadesi alınmadan düzenlenen iddianamenin salt bu nedenle iadesine karar verilip verilmeyeceğine ilişkindir.
Dosya kapsamından anlaşıldığı üzere, şüphelinin kardeşinin ateşli silahla öldürüldüğü otopsi tutanağıyla saptanmıştır. Olay yerinde bulunan maddi kanıtların toplanmış, olay yerinin durumunu gösterir kroki ve resimle gösterilmiştir. Oluşa ilişkin birçok tanık dinlenmiş, kaçak olan şüphelinin ifadesinin alınmaması dışında lehine olanlar da dâhil kanıtlar büyük ölçüde toplanmış, hakkında kamu davasını açmayı gerektirir yeterli şüphe oluşmuştur.
Şüpheli kaçak olduğu için ifadesi alınamamış ve de hakkında yakalama emri düzenlenmiştir.
Şüphelinin ifadesinin alınmasını zorunlu kılan, bu yapılmadan düzenlenen iddianamenin reddini gerektiren açık yasal bir düzenleme bulunmamaktadır. Gerçi, iddianamede yüklenen suçu oluşturan olaylar, mevcut kanıtlarla ilişkilendirilerek açıklanacağı (CMK. m 170/4), sonuç bölümündeyse şüphelinin yalnız aleyhine olan hususlar değil, lehine olan hususların da ileri sürülmesi gerektiği yolunda açık bir düzenleme vardır (CMK. m. 170/5). Bu hükmün işlemesi, şüphelinin lehine olan kanıtların ortaya çıkarılıp toplanması her zaman olmasa bile çoğu kez ifadesinin alınmasıyla olanaklıdır. Ancak, Yüksek Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 08.12.2006 tarihli ve 5851-9074 sayılı kararında da açıklandığı gibi, adil yargılanma hakkıyla doğrudan ilgili, şüpheli açısından önemli bir güvence oluşturan bu ilke kötü niyetli kaçak şüpheli tarafından kullanılmaması durumunda soruşturma makamı kaynaklı bir haksızlığın varlığı düşünülemez. Bu durumda, şüphelinin ifadesinin alınmamasının tek başına iddianamenin reddini gerektirmeyeceği sonucuna ulaşılmalıdır. Kaldı ki, 5271 sayılı CMK.'nun 247. maddesinde belirli koşullarda kaçak sanık hakkında kovuşturma yapılabileceği öngören düzenleme, hakkında kamu davasını açmayı gerektirecek yeterlikteki şüphenin oluşması durumunda kaçak şüphelinin ifadesi alınamamış olsa bile hakkında iddianame düzenlenmesine engel bir durumun bulunmadığına ilişkin önemli bir örnektir. Nitekim Yüksek Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 20.10.2005 tarihli ve 6429-10112; 7. Ceza Dairesinin 23.11.2006 tarihli ve 6826-17935 sayılı kararlarında da aynı sonuca varılmıştır.
Bu nedenlerle, Malatya 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 09.10.2006 tarihli ve 2006/165 iddianame değerlendirme sayılı kararına yönelik itirazın kabulü yerine reddine ilişkin Malatya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 13.10.2006 tarihli ve 2006/537 müteferrik sayılı hükmünün bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının istemi yerinde görüldüğünden, Malatya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 13.10.2006 tarihli ve 2006/537 müt. sayılı kararının, 5271 sayılı CMK.'nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, diğer işlemlerin yapılabilmesi için dosyanın Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 09.02.2007 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy