(5237 S. K. m. 21, 22, 81, 85)
Dava: Olası kast ile S.D.'ı öldürmekten sanık H.Ş.'in bozma üzerine yapılan yargılanması sonunda, hükümlülüğüne ilişkin Ankara Onuncu Ağır Ceza Mahkemesi'nden verilen 21.03.2008 gün ve 33/72 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi C.Savcısı, sanık ve müdahiller vekili taraflarından istenilmiş olduğundan dava dosyası C. Başsavcılığından tebliğname ile Dairemize gönderilmekle sanık hakkında duruşmalı, müdahiller ile C.Savcısının temyizleri veçhile incelendi ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: 1-) Müdahillerin duruşmalı inceleme yapılmasını talep etme yetkisi bulunmadığından, vekillerinin bu konudaki talebinin CMUK 317. maddesi uyarınca reddine karar verilmiştir.
2-) Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanığın suçunun sübutu kabul, cezayı azaltıcı takdiri indirim nedenlerinin nitelik ve derecesi takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle kısmen reddedilmiş, incelenen hükümde bozma nedeni dışında bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan, müdahiller vekilinin suç vasfına, eksik incelemeye, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddiyle,
Dosya kapsamına göre, sanığın bankada güvenlik görevlisi, maktulün de temizlik elemanı olarak çalıştığı, aralarında herhangi bir husumetin bulunmadığı, olay günü başka bir bankanın şube müdürünün rehin alındığı, üzerine benzin döküldüğü, saldırganların güvenlik görevlilerince yakalandığını duyan sanığın bu olayı dikkatli olmaları anlamında çalıştığı bankanın şube müdürü tanık N.'ye anlattığı, N.'nin de, sanığa Beni iyi koruyamazsan, ben de senin üzerine benzin döker, yakarım diyerek espri yapması üzerine sanığın, Ben sizi her şekilde korurum. Ben buradayken hiçbir personele bir şey olmaz diye karşılık verdiği, bu konuşmaları duyan maktulün çöpleri atmak için dışarı çıkarken, para çekme makinesindeki kasetleri çıkarmakta olan sanığı görerek, Kardeş, sen mi bizi koruyacaksın? Sen daha silah tutmasını bile bilmezsin diye şaka yollu sözler söylediği, sanığın, dışarı çıkarak maktulün yanına gelip, Niye kardeş, bizi beğenmedin mi? dediği, maktulün ise, Hadi be! Sen silah tutmasını bile bilmiyorsun. Tut da bir görelim şeklinde karşılık verdiği, sanığın, Bak! Birisi gelirse silahı böyle hızlı çekebilirim diyerek, namlusunda mermi bulunan emniyet sistemi açık silahını çektiği, maktulün Hadi lan! Beni mi vuracaksın? diyerek alnına silahın namlusunu dayadığı, sanığın da silahını panikle geri çektiği sırada tetiğe bastığı, silahın ateş alması üzerine maktulün sol kaşının üzerinden giren mermi çekirdeği yaralanmasına bağlı kafa kubbe, kaide kemikleri kırığı, beyin doku harabiyeti, ile beyin kanaması sonucu öldüğü, maktulün vurulmasından sonra sanığın heyecanla bankaya girip, ambulans ve polis istediği, ben öldüm, bittim, en iyi arkadaşımı vurdum, ben ne yaptım diye bağırarak, silahını kafasına dayadığı, banka çalışanlarına S. öldü mü? diye sorduğu, çalışanların Merak etme, nabzı atıyor. demesinden sonra, silahı görevlilere teslim ettiği, atışın yakın atış olarak tespit edildiği olayda,
Silahlı özel güvenlik eğitimi alan ve silahın tehlikelerini bilmesi gereken sanığın, gerekli dikkat ve özeni göstermeyerek fişek yatağında mermi bulunan ve mandal emniyeti açık olan silahını şaka amaçlı maktule yönelttiği, silahın her an ateş alabileceğini öngörmesi gerektiği, ancak tetiği iradi olarak çekildiğini gösteren kesin ve inandırıcı delillerin bulunmadığı anlaşılmakla, eylemin bilinçli taksirle öldürme suçunu oluşturduğu gözetilmeden, suç vasfında yanılgıya düşülerek, yazılı biçimde olası kastla öldürme suçundan hüküm kurulması,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, sanık ve vekiliyle Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları bu sebeple yerinde görülmüş olduğundan, hükmün tebliğnamedeki düşünce gibi BOZULMASINA, tutuklu kalınan süreler dikkate alındığında, sanığın tahliye talebinin reddine, 20.05.2009 gününde Üye Hakim Şerafettin İste'nin karşı oyu ve oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
Sanık H. Banka güvenlik görevlisi, maktul S. ise aynı bankada temizlik işçisidir. Sanık, görevi gereği tabancasını mermi namluya sürülü olarak taşımaktadır. Olay günü maktul ile sanık aralarında şakalaşırken, maktul ona sen bizi nasıl koruyacaksın, tabancayı tutmayı bile bilmezsin... şeklinde konuşunca, sanık da, dolu olduğunu bilmesine rağmen ...işte böyle... diyerek, tabancasını kılıfından çıkarıp, maktule yöneltmiş, eli tetiğe dokununca, ateş alan tabancanın namlusundan çıkan merminin maktulün alnına isabeti sonucu ölüm olayı gerçekleşmiştir.
Somut olayda suçun maddi unsurlarının gerçekleşmesi, sanık tarafından muhakkak değil, muhtemelen (olası) addedilmektedir. (Nitekim Prof. Dr. İzzet Özgenç Türk Ceza Kanunun şerhi 3. baskı SF.294-295) de, Belli bir neticenin gerçekleştirilmesine yönelik olarak işlenen fiilin diğer bazı neticelerin oluşumuna muhtemelen sebebiyet vereceği öngörülmüş ise, bu neticeler açısından olası kastla hareket edilmiş demektir.
Fail fiili işlerken bu neticelerin muhtemelen gerçekleşebileceğini öngörmüş ve bunları kabul etmiştir.
İşlenmesi kararlaştırılan fiilin, kanunen tarif edilen muayyen bir neticenin gerçekleşmesine sebebiyet vereceği, muhtemelen telakki edilmiş olmasına rağmen, bu neticenin gerçekleşmesi kabul edilmiştir. Olası kast halinde kanuni tarife uygun neticenin gerçekleşmesi, olayın seyrine bırakılmaktadır. Kişi, neticenin gerçekleşmesini muhtemel addetmekle birlikte, bunun gerçekleşmemesi için özel bir çaba göstermemektedir. Kanuni tarife uygun neticenin meydana geleceği muhtemel addedilmesine rağmen, fail fiili işlemekten geri kalmamıştır. Örnek olarak: kişi, eline geçirdiği eski bir tabancayı birkaç defa tecrübe eder ve tabancanın ateş almadığını gözlemler, nasıl olsa patlamıyor düşüncesi ile, ağzında mermi bulunan bir silahı şaka yapmak için arkadaşına yönelterek tetiğine basar, bu kez ateşlenen tabancadan çıkan tek kurşun, maktule isabetle ölümüne sebebiyet verir. Bir insanın ölümüne sebebiyet verilen bu olayda, failin olası kastla hareket ettiğini kabul etmek gerekir" denilmektedir.
Somut olayda ise, banka görevlisi sanık tabancasını, her gün dolu olarak (namlu ağzına sürülü) taşımaktadır. Tabancanın emniyeti açıktır. Tabii ki, sanık gerçekte maktulü öldürmek istemeyebilir. Ancak hiçbir tedbir almamıştır. Eylemi 81, 21/2. maddelerine uygundur. Bu nedenle, mahkeme kararının onanması gerektiği görüşü ile (bilinçli taksir vardır gerekçesi ile bozma öneren) sayın çoğunluğun görüşüne karşıyım. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy