(5271 S. K. m. 234) (5320 S. K. m. 13) (765 S. K. m. 457) (5237 S. K. m. 82)
Dava: D. D.'i kasten öldürmeye teşebbüsten sanıklar M. A. ile M. A.'ın yapılan yargılanmaları sonunda, hükümlülüklerine ilişkin Adana İkinci Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 30.12.2008 gün ve 99/453 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi sanıklar müdafii tarafından istenilmiş olduğundan dava dosyası C. Başsavcılığından tebliğname ile Dairemize gönderilmekle incelendi ve aşağıdaki karar tesbit edildi:
Karar: 1- Mağdurun aşamalarda istikrar gösteren beyanı, mağdur beyanını doğrulayan tarafsız tanık M.'in anlatımı, dosya içinde bulunan, suç tarihinde sanık M.'in İstanbul'da olduğuna dair doktor raporunun tarih kısmında tahrifat yapılmış olması, oluşa uygun görülen mahkemenin kabul ve takdiri birlikte değerlendirildiğinde, mağdurun kısmen gördüğünü söylediği araç plakalarının sahiplerinin araştırılarak duruşmada dinlenmesi ve raporun gerçekliğinin araştırılmasının sonucu etkilemeyeceği düşüncesiyle tebliğnamenin 2 ve 3 nolu bozma öneren düşünceleri benimsenmemiştir.
2- Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanıkların suçunun sübutu kabul, cezayı azaltıcı bir sebep bulunmadığı takdir kılınmış, savunmaları inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosyaya göre bozma kararına uyularak verilen hükümde bozma nedenleri dışında isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık M. müdafiinin sübuta, takdire, sanık M. müdafiinin sübuta, takdire yönelen ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Dairemizin 22.02.2008 tarih ve 6820/1288 sayılı bozma kararında;
a) "Mağdur beyanı ve sanıkların savunmasına göre aralarında var olduğu ileri sürülen kan davasına ilişkin açılmış davalar, varsa mahkumiyet kararları araştırılıp belgelerin dosyaya getirtilmesi, kan davasına neden olan olaylar ve tarafların tespit edilmesinin" istendiği, dosyaya getirtilen Adana Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenmiş 13.06.2008 tarih ve 2008/11507 esas sayılı iddianamede "D. ve A. aileleri arasında Adıyaman'da bulundukları zamandan başlayıp devam eden kan gütme nedeniyle birbirleri aleyhine açılmış birden çok öldürme ve öldürmeye teşebbüs davalarının bulunduğu"nun belirtildiği, Dairemizin süreklilik kazanmış kararları uyarınca, öldürenin öldürülmesi halinde kan gütme saikiyle öldürme suçunun oluşmayacağı, bu nedenle dava konusu eylemin mağduru olan D. D.'in ve davanın sanıkları olan M. ile M.'in hukuki durumlarının belirlenmesi açısından bozma ilamında da belirtildiği üzere iki aile arasında açılmış davalar, verilmiş mahkumiyet kararları, kesinleşmiş hükümlere ilişkin tüm dava ve soruşturmalara ilişkin bilgi ve belgelerin toplanarak denetime olanak sağlayacak şekilde dosyaya konulmasından sonra suç vasfının belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, Adıyaman Ağır Ceza Mahkemesinden belirli bir olaya hasren sınırlı şekilde araştırma yapılarak,
b) CMK. nun 234 maddesi gereğince barodan müdahil için atanan vekile ödenecek ücretin, 5320 sayılı Yasa'nın 13. maddesine göre yargılama gideri sayılması gerektiği, vekaleti olmadığı halde müdahil lehine vekalet ücretine hükmolunmayacağı, hususlarının bozma nedeni, suç tarihin gerekçeli karar başlığına yanlış yazılmasının ise eleştiri nedeni olarak gösterilmesine rağmen aynı şekilde karar verilerek,
c) Kabule göre de; 765 sayılı TCK'nun 457/2. maddesinin kasten yaralama olarak kabul edilen suç vasfında uygulanamayacağı belirtilmesine rağmen, sanıklar hakkında aynı madde ile artırım yapılması suretiyle,
Uyulmasına karar verilen bozma kararını etkisiz kılacak şekilde ve eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi,
Sonuç: Yasaya aykırı olduğundan hükmün tebliğnamedeki düşünce gibi, kısmen değişik gerekçelerle BOZULMASINA, 12.10.2009 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy