(5237 S. K. m. 81, 82)
Dava ve Karar: 1- Temyiz dilekçesinin içeriğine göre temyiz incelemesi, sanık hakkında töre saikiyle kasten öldürme suçlarından kurulan mahkumiyet hükümleriyle sınırlı olarak yapılmıştır.
2- Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanık G.'ın maktuller Z. ve S.'e karşı eylemlerinin sübutu kabul, takdire ilişen cezayı azaltıcı sebebin niteliği takdir kılınmış, savunmaları inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümlerde bozma nedenleri dışında isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık G. müdafiinin temyiz dilekçesinde ve duruşmalı incelemede haksız tahrik hükümlerinin uygulanması gerektiğine yönelen ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddiyle,
Oluşa ve dosya kapsamına göre;
Sanığın S.'in ağabeyi olduğu, S.'in Z.'yla evlenmek istediğini ailesine açıkladığı, ailelerin biraraya gelerek çocuklarının evlenme isteklerini konuştukları, S.'in ailesinin dinlerinin farklı olduğunu dile getirerek kendi dini ritüelleri doğrultusunda düğün merasimi yapılması gerekliliğini öne sürdüğü, ailelerin anlaşamaması üzerine S. ve Z.'nın kaçarak gizlice resmi nikah yapmak suretiyle evlendikleri, kısa bir süre sonra evlerine döndükleri, sanığın olayları konuşmak için S ve Z.'yla buluşmak istemesi üzerine olay günü akşam yemeğinde buluştukları, yemek sonrası Z.'nın kullanımında olan arabada, S.'in ön yolcu koltuğunda, sanığın arka koltukta oturarak konuşmaya devam ettikleri, bu sırada sanığın tabancayla S ve Z.'yı başlarından vurarak öldürdüğü olayda,
Her ne kadar sanık hakkında töre saikiyle öldürme suçundan hüküm kurulmuş ise de;
Türk Dil Kurumu Türkçe Sözlüğü'nde töre kelimesinin; bir toplulukta benimsenmiş, yerleşmiş davranış ve yaşama biçimlerinin, kuralların, görenek ve geleneklerin, ortaklaşa alışkanlıkların, tutulan yolların bütünü, adet, bir topluluktaki ahlaki davranış biçimleri, adap olarak tanımlandığı, ayrıca saik kelimesinin, sebep, güdü, kasta öngelen ve onu hazırlayan düşünce, öldürmenin töre saikiyle gerçekleştirilmesinin ise öldürmeye yönelik kastın, töre anlayışının etkisi altında şekillenmesi anlamlarına geldiği, genelde iyi davranış biçimlerini ifade etmek için kullanılan töre kavramının zaman zaman kötü davranış biçimlerini ifade etmek için de kullanılabildiği, bu anlamda, Türk Ceza Kanunu'nun 82 nci maddesinin 1 inci fıkrasının (k) bendinin konusunu oluşturan törenin, belli bir davranışı gerçekleştirenin veya belli bir yaşam biçimini tercih edenlerin öldürülmesini gerektiren, kötü bir töreyi ifade ettiği, bir davranışın töreden kaynaklandığını söyleyebilmek için, bu davranışın bir toplulukta genel olarak benimsenmiş, yerleşmiş yaşam biçimlerinden veya değer yargılarından kaynaklanmasının gerekli olduğu, yasal düzenlemede geçen saik kelimesinin, öldürme fiilinin fail tarafından başka her türlü etkiden uzak olarak sırf toplumda benimsenmiş olan genel bir davranış veya yaşam biçimine aykırı davranılmış olmasını cezalandırmayı görev addedip onun etkisiyle işlenmesini, başka bir deyişle, öldürme kastının, kötü törenin etkisiyle oluşması lüzumunu ifade ettiği, bu durumdaki failin öldürme eylemini gerçekleştirirse toplum tarafından saygınlık ile ödüllendirileceğini, gerçekleştirmediği takdirde ise kınanacağını düşünmesi ve bu eylemi saygınlık kazanmak ya da kınanmamak için işlemesi gerektiği, dolayısıyla töre saikiyle öldürmeden bahsedilebilmesi için, öncelikle mağdurun toplumda genel olarak benimsenmiş olan bir davranış veya yaşam biçimine aykırı davranmış olmasının, ikinci olarak bu aykırı davranışın ölümle cezalandırılması gerektiğinin o toplumda yaşayanlar tarafından beklenen bir tepki olduğunun kabul edilebilmesinin, üçüncü olarak ise öldürme fiilinin fail tarafından toplumun öldürme beklentisinin yönlendirmesiyle sırf aykırı davranışın cezalandırılması görevi üstlenilerek işlenmesinin şart olduğu, burada toplumdan kastedilenin tüm ülke olabileceği gibi köy, mahalle, geniş aile gibi küçük bir topluluk da olabileceği, töre saikiyle öldürme suçunun oluşması açısından bunlar arasında fark bulunmadığı, töre kavramıyla sık sık karıştırılan namus kavramının ise bir toplum içinde ahlak kurallarına ve toplumsal değerlere bağlılık, iffet, doğruluk, dürüstlük olarak tanımlandığı, bu anlamda, töreyle namusun benzer ancak farklı kavramlar oldukları, törenin belli koşullarda namusu da içine alan üst bir kavram olarak ortaya çıkabileceği durumlar var ise de, diğer koşulların bulunmadığı hallerde, sırf kişilerin sübjektif namus anlayışından, kıskançlıktan, cinsel arzu ve isteklere karşılık alamamaktan, kınanmaktan, hoşlanmamaktan, tasvip etmemekten, söz geçirememekten kaynaklanan öldürme fiillerinin töre saikiyle öldürme olarak nitelendirilemeyeceği, aynı şekilde, toplumun tasvip etmediği veya kınadığı davranışları işleyenlerin ya da yaşam biçimini tercih edenlerin öldürülmesi biçiminde gerçekleştirilen her fiilin de toplumdaki öldürme beklentisi açıkça ortaya konulmadan, sırf bu nedenle töre saikiyle öldürme olarak değerlendirilemeyeceği, buna göre, töre cinayetiyle namus cinayetinin aynı kavramlar olduğunun söylenemeyeceği, zira, suçta ve cezada kanunilik prensibiyle ceza hukukundaki kıyas yasağının, töre saikiyle öldürme suçunun uygulanma alanını bu şekilde genişletmeye izin vermeyeceği,
Bu açıklamalar ışığında, somut olayda;
Sanığın, kızkardeşi S.'le Z.''nın kaçmalarına ve kendi istediği biçimde evlenme töreni yapmamalarına kızarak; onların öldürülmesi yönünde toplumsal bir beklenti veya baskı bulunmamasına rağmen, sırf kendi sübjektif değer yargılarıyla karar vermek suretiyle onları öldürdüğü olayda, töre saikiyle insan öldürme suçunun unsurlarının oluşmadığı halde, sanık hakkında haksız tahrik bulunmaksızın Z.'yı kasten öldürme suçundan TCK.nın 81, S.'i kasten öldürme suçundan ise 82/1-d maddeleri gereğince hüküm kurulması yerine, suç vasfında yanılgıya düşülerek, her iki maktule karşı eylemi nedeniyle yazılı şekilde töre saikiyle öldürme suçundan TCK.nın 82/1-k ve 82/1-d-k madde/fıkra ve bentleri uyarınca hüküm kurulmuş olması,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş olup, sanık müdafiinin duruşmalı incelemedeki temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmekle, resen de temyize tabi bulunan hükümlerin tebliğnamedeki düşünceye aykırı olarak BOZULMASINA, 07.10.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy