(5237 S. K. m. 31, 37, 53, 58, 62, 81, 86, 87) (5271 S. K. m. 280)
Sanıklar ...., ..., ... ve suça sürüklenen çocuklar ... ve ... hakkında yerel mahkeme olan İstanbul 20. Ağır Ceza Mahkemesinin 08.05.2017 gün ve 2016/64 Esas 2017/125 Karar sayılı kararı ile kurulan mahkumiyet hükümlerine karşı yapılan istinaf başvuruları üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 22.12.2017 gün ve 2017/1092 Esas 2017/1072 Karar sayılı kararı ile ''Sanık ve SSÇ'lerin fikir ve eylem birliği içerisinde, suçun işlenişi üzerinde ortak hakimiyet kurarak, eylemleri gerçekleştirdikleri anlaşılmasına göre; 5237 sayılı TCK'nun 37. maddesi kapsamında maktul ...'a yönelik kasten öldürme, mağdur ...'a yönelik kasten yaralama suçlarının müşterek failleri olduğu ve kullanılan silahların niteliği, atış mesafesi, hedef alınan bölge nazara alındığında maktul ... ve mağdur ...'nun konumunu görerek yaptıkları atış sonucu maktul ve mağdurun isabet almasının muhtemel değil mutlak bir netice olduğunu ve eylemlerinin sonucunu bilerek ve isteyerek gerçekleştirdikleri anlaşılmasına rağmen mahkemece suçların niteliğinde yanılgıya düşerek yetersiz gerekçe ile Sanık ...'ın eylemlerini olası kasıtla işlediği, Sanıklar ... ve ... ile SSÇ'ler ... ve ...'ın ise silahla tehdit suçunu işledileri kabul edilerek hüküm kurulmak suretiyle sanık ve SSÇ'lere eksik ceza tayini,'' denmek suretiyle yerel mahkemenin hükmünün bozulmasına karar verildiği görülmekle yapılan incelemede; CMK 280/1-e maddesinde Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hallerin sınırlı olarak sayıldığı, söz konusu dosya içeriğinde, ilk derece mahkemesi kararının İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi'nin 22.12.2017 gün ve 2017/1092 Esas 2017/1072 Karar sayılı kararı ile duruşma açılmaksızın sanıklar aleyhine suç vasfı yönünden bozulmasına karar verildiği, oysa bu hususun sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesinin duruşma açarak karar vermek yerine bozma kararı vermesinin ve bu bozmaya dayanarak İlk Derece Mahkemesinin yeniden hüküm kurmasının yasal dayanağı bulunmadığından gerek anılan bozma kararının ve gerekse İlk Derece Mahkemesince ikinci kez verilen kararın yok hükmünde sayılması gerektiği,
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi'nin CMK'nin 280/1-g maddesi uyarınca duruşma açılarak ve taraflarda çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre yeniden hüküm kurma konusunda görevli ve yetkili olduğundan,
Usul ve Yasaya aykırı, sanıklar ve suça sürüklenen çocuklar müdafilerinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmekle, hükümlerin diğer yönleri incelenmeksizin tebliğnamedeki düşünce hilafına BOZULMASINA, 5271 sayılı CMK'nin 304/2. maddesi uyarına yeniden incelenmek ve hüküm verilmek üzere dosyanın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 10/03/2021 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)