(743 S. K. m. 642)
Davacı mal kaçırmak amacına yönelik hukuki ehliyetten yoksun hakikatte hibe olduğu halde satış gibi gösterilerek muvazaalı olarak davalı adına tesis olunan 375, 445, 1137, 2541 parsellere ait kayıt iptalini istemiştir.
Davalı, satışın Kanun'a uygun olarak yapıldığını söylemiştir. Sabit olmayan davanın reddine dair verilen kararın duruşmalı olarak Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili Avukat İbrahim A. tarafından istenilmekle;
Dava kademeli olarak açılmıştır. Davalıya yapılan temlikin iki nedenle iptali istenilmiştir. Bunlardan biri ehliyetsizlik, öteki muvazaadır. Ehliyetsizlik iddiası tabip raporuyla sabit olmadığına göre muvazaa nedeni üzerinde durmak zorunluluğu vardır. Davacı kendisini miras hakkından yoksun bırakmak amacıyla satış şeklinde yapılan temlik işleminin gerçekte bağış olduğunu ileri sürerek iptalini istemiştir. Temlik işlemi murisin ölümünden çok kısa bir zaman önce, mütenin ölümle yaşam arasında savaş verdiği bir noktada, kritik bir zamanda yapılmıştır. Ömür boyu taşınmazlarını satmayan bir kimsenin, dünyadan giderayak olduğu bir arada satması anlamlı bir davranıştır.
Bunun satıştan başka gerçek bir nedeni olduğunun düşünülmesi, ölümden sonra 60.000 liraya yakın değeri olan satış bedelinden en küçük bir miktarının bile terekeden, çıkmaması üzerinde durulması gereken hususlardan bulunduğu gözden uzak tutulmuştur.
Bu gibi durumlarda dava konusu taşınmazların temlik tarihindeki gerçek değerinin tespit edilmesi ve gerçek değer ile satıştan çok bağışlama maksadının üstün tutulduğunun kabul edilmesi ve delillerin topluca bu açıdan değerlendirilmesi sureti ile sonuca varılması zorunludur.
Yukarıda yazılı şekilde bir soruşturma yapılmadan ve deliller yeteri gibi değerlendirilmeden muvazaa iddiasının reddedilmesi yolsuzdur, hükmün bu nedenle BOZULMASINA, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy