(743 S. K. m. 935)
Taraflar arasıdaki davada; davacı dilekçesinde; muris adına kayıtlı 37 parselin tapu kütüğünde yazılı 40 hane numarasının 508 olarak tashihine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini istemiştir.
Mahkeme davanın reddine karar vermiştir. Karar süresinde davacı tarafından temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Türkiye'nin önemli sorunlarından biri yönetiminin iyi çalışmaması, bürokrasinin yurttaşı canından ve malından usandıracak bir kerteye varmasıdır. Yönetimin yersiz ve yanlış uygulamaları -idarece çözülmesi gereken konularda bile vatandaşı mahkemelere başvurmak mecburiyetinde bırakmakta, yalnız bu neden, önemli miktarda işin mahkemelerce görülmesi sonucunu doğurmaktadır. Yönetimin iyi çalışmadığı yerlerde mahkemeler, ister istemez vatandaşların başvuracağı en son merci durumuna gelmektedir.
Olay da böyle bir durumdan doğmuştur. Davacı, tapu sicilinde miras bırakanı adına kayıtlı olan taşınmazı mirasçı sıfatıyla üstüne intikal ettirmek istemiş, sicil muhafızlığı kayıt sahibinin nüfus sicilindeki hane numarası ile akit tablosunda yazılı hane numarasının birbirini tutmadığı nedeniyle -bahanesiyle- müracaatı reddetmiştir. Vatandaş müracaatını teşkilatın en üst kademesine -genel müdürlüğüne- kadar götürmüş, orası da mahkemeye müracaatı önermek suretiyle başvuruya olumsuz yanıt vermeyi öngörmüştür.
Görevlilerin adeta görevden kaçma anlamını taşıyan bu sorumluluk anlayışı karşısında vatandaş basit sayılacak bir konuda idare kapılarının kapanmasından ötürü mahkemeye başvurmak zorunda kalmıştır.
Mahkeme dahi idari makamların düştükleri yanılgıyı tekrarlamak, vatandaşı öyle değil böyle bir dava açmak gerekir demek suretiyle davayı reddetmiştir. Mahkeme son mercidir, vatandaşın gideceği başka yer kalmamıştır.
Sıkıntıda olan davacının ne istediği bellidir. Tapu sicilindeki hane numarası ile nüfus kaydındaki hane numarasının birbirini tutmamasından ötürü intikal işlemi yapılamadığına göre mahkemece geniş bir soruşturma yapılarak taşınmazın gerçek malikinin kim olduğu, davacının gerçek malikin mirasçısı olduğu saptandığı takdirde idarenin aşamadığı şekilci set ve engeller yıkılmak suretiyle usandırıcı durumun tatlı ve olumlu bir sonuca bağlanması olanağı varken katı bir anlayış ve takdire bağlı kalınarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Hükmün bu nedenle HUMK.'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA peşin harcın iadesine oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy