(818 S. K. m. 21)
Davada gabin nedenine dayanılarak davalıya yapılan taşınmaz satışının feshine karar verilmesi istenilmiştir.
BK. nun 21. maddesinde düzenlenen gabin müessesesi sözleşmelerin feshine olanak sağlayan yasal nedenlerden biridir. Gabin dün olduğu gibi bugünde sözleşmelerin güçsüz veya korunmaya muhtaç olan taraflarını korumak imkanını veren sosyal amaçlı bir hukuk müessesesidir. Sözü geçen madde sözleşmelerde, taraflardan birinin ötekini sömürmesini ve olağan sınırlar dışına çıkarak aşırı kazanç elde etmesini önleyen, alış verişlerde karşılıklı edimler arasında ekonomik denge kurulmasını sağlayan çok yararlı ve geçerli bir yasal mekanizmadır.
21. madde ülkemizde son 15 yıl içinde, oldukça geniş sayılacak bir uygulama alanı bulmuştur. Daha önceki dönemde gabinle ilgili davaların sayısı eşantiyon denilecek kadar azdır. Gabin yurdumuzda, genellikle taşınmaz mal satışlarında yalnız satıcı durumunda bulunan tarafların kullanmak ve yararlanmak gereğini duydukları bir hukuksal araçtır.
Bunun dışında kalan öteki sözleşme türlerinin gabin iddialarına konu yapıldığı söylenemez. Bu davada, yukarıda açıklandığı gibi, davacı taşınmaz mal satışında satıcı olan kişidir.
Dava konusu apartman dairesi 21.7.1975 gününde davacı tarafından davalıya (150) bin liraya satılmıştır. Davacı yaşlı ve hastalıklı ve borçlu olmasından ötürü temlik tarihinden (500) bin lira değeri olan daireyi davalıya (150) bin liraya satmak zorunda kaldığını ileri sürmüştür.
A) Davacı 1313 doğumlu olup satış tarihinde 80 yaşına yaklaşmıştır. Tanık sözlerinden ve mahkemeye verilen reçetelerden davacının damar sertliğine müptela olduğu ve bu nedenle bazan kendisini kaybedecek derecede ağır durumlara düştüğü, beyin kanaması geçirdiği ve yarı demans içinde olduğu kesinlikle saptanmıştır.
Ayrıca davacının (29) bin lira vergi borcu olduğu, içeride ve dışarıda yüksek öğrenim görmekte olan iki çocuğuna oldukça büyük miktarlarda yardımlar yapmak zorunluluğunda kaldığı, maddi sıkıntı içinde olup gerekli parayı sağlayabilmek için ipotekli işlemlere bile rıza göstermeye yanaştığı anlaşılmıştır. Sayılan ve açıklanan bu çeşitli nedenler, temlik tarihinde davacının maddi ve manevi bir müzayaka içinde bulunduğunu kabul ettirecek güç ve niteliktedir. Olayda sübjektif unsurun gerçekleştiği kuşkusuzdur.
B) Tapu sicilinde taşınmazın satış bedeli (150) bin lira olarak gösterilmiştir. Davalı önce tapu sicilinde satış bedeline ilişkin olan bu miktara itiraz etmemiş, daha sonra bu rakamın muvazaa eseri olduğunu ve gerçek satış bedelinin (250) bin lira olduğunu ileri sürmüştür. Davacı taraf, davalının bu davranışına karşı savunmanın genişletildiğinden söz etmek suretiyle karşı koymuştur. Mahkemece bu karşı koymanın geçerli olduğu düşünülmeden hele böyle bir savunmanın tanıkla ispat edilmesi olanağı bulunmadığı gözönünde tutulmadan bu konuda dinlenilen tanık sözlerine dayanılmak suretiyle satış bedelinin (250) bin lira olduğu kabul edilmiştir. Mahkemenin genişletilmesine muvafakat edilmeyen savunmayı geçerli sayarak satış bedelini (250) bin lira olarak kabul etmesi doğru değildir.
Bilirkişiler temlik tarihinde dava konusu dairenin (294) bin lira değeri olduğunu saptamıştır. Taraflar bu tesbite karşı itiraz etmişlerse de, mahkemece itirazlar nazara alınmamış ve taşınmazın satış tarihinde gerçek bedelinin (294) bin lira olduğu kabul edilmiştir. Taşınmazın sicildeki satış bedeli (150) bin liradır.
Gerçek değerle (294) bin lira satış bedeli (150) bin lira arasında yüzde yüz oranında bir fark vardır. Göze çarpan bu aşırı farkın açık nispetsizlik sayılması gerektiği kuşkusuzdur. Davada objektif unsurun gerçekleştiği açıktır.
C) Davalının kardeşi dava konusu dairenin bitişiğindeki dairenin sahibi olup orasını iş yeri olarak kullandığına, bu ilişki nedeniyle davalı davacının subjektif unsurun varlığını kabule esas tutulan haller içinde bulunduğunu yakından bildiğine göre davacının müzayakasından bilerek yararlanmak suretiyle açık farklı bir satış işleminin yapılmasını sağladığı olağan yaşantı koşullarının doğal sonucu olarak kabul edilmelidir.
Olayda gabinin bütün unsurları gerçekleştiğine göre davanın kabulü gerekli iken yazılı şekilde reddedilmesi yolsuzdur. Hükmün bu nedenle BOZULMASINA, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy