(743 S. K. m. 647)
Taraflar arasındaki davada,
Davacı vekili, müvekkiline muristen intikal eden tapulu taşınmazın gerçek yüzölçümünün ve hudutlarının tashihini talep etmiştir.
Davalılardan güney hudut komşusu Zehra vekili, güneydeki duvarın müvekkiline ait olduğunu ileri sürmüş, diğer davalılar karşı bir iddiada bulunmamışlardır.
Mahkemece, keşfen tespit olunan tapu bilirkişi krokisine göre davanın kabulüne dair verilen karar süresinde davalılardan Zehra vekilince temyiz edilmekle dosya incelendi gereği düşünüldü:
Üzerinde yapılar bulunan taraf taşınmazları sınır komşusudur. Her iki taşınmaz arasında mevcut olan, ortak sınır üzerindeki nizalı duvarın taraflar kendilerine ait bulunduğunu ileri sürmüşlerdir.
Böyle bir duvarın dava konusu teşkil ettiği hallerde uyuşmazlığın ne suretle çözümlenmesi gerektiğini bilirkişi doğru olarak açıklamıştır. Bilirkişinin örf ve adete dayanan çözüm şekli Yargıtay'ın bu konudaki uygulamaları doğrultusundadır.
Nizalı duvar üzerinde dolap, ocak... gibi kullanmaya elverişli boşluklar mevcut olduğu takdirde bu boşluklar taraflardan hangisinin taşınmazına açılıyorsa duvarın o taşınmaza ait olduğu kabul edilir. Duvarın taraf taşınmazlarına bakan her iki yüzünde yukarıda açıklanan şekilde boşluklar mevcut ise duvarın ortak olduğu varsayılır. Üzerinde aidiyeti saptamağa elverişli boşluklar yoksa duvarın inşa şekli ile inşaatta kullanılan malzeme ve öteki yönler bu konuda yetkili olan bir kişiye - usta ve mühendise - tetkik ettirilerek bunun taraf taşınmazları üzerindeki binalardan hangisinin inşa tarzına uygunluk ve bağlılık gösterdiği tespit edilmek suretiyle uyuşmazlığın çözümlenmesi gerekir.
Yerel bilirkişi duvarın davacı taşınmazına bakan yönünü incelemiş, öteki yön hakkında bir açıklamada bulunmamıştır.
Mahkemece eksik olan tek yönlü bu soruşturmaya dayanılarak davanın kabulüne karar verilmesi doğru değildir.
Hükmün yukarıda yazılı nedenlerle HUMK.'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA peşin harcın iadesine oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy