(743 S. K. m. 659)
Dava ve Karar: Taraflar arasındaki davada; Davacı vekili, dava konusu ve tapuda müşterek mülkiyet üzerine kayıtlı bulunan taşınmaza ilişkin olarak bir kısım müşterekler tarafından üçüncü kişilere Aralık 1967 tarih ve 18 ve 19 numaralarda yazılan pay satışı nedeniyle aynı taşınmazda paydaş olan müvekkilesi davacı ile davalının ayrı ayrı şufa davası açtıklarını her iki şufa davasının kabul edilip şufa ilamlarının kesinleştiğini, önceki tarihli hükmü sağlayan davalının dava konusu payların tapuda kendi adına tescilini yaptırdığını, oysa şufa davasını ilk açanın müvekkili olduğunu ileri sürerek 24.2.1977 tarih, 432/42 sayılı ilama göre iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur. Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davalı adına tapunun Aralık 1974 tarih 12 ve 13 numaralarında kayıtlı payın 21/960 oranında iptali ile davacı adına tesciline, fazla isteğin reddine karar verilmiştir. Kararın duruşmalı olarak temyizen incelenmesi süresinde davalı vekili tarafından istenilmekle, duruşma isteği değer yönüyle reddedilerek dosya okundu gereği düşünüldü:
Paylı mülkiyet üzere tapuda kayıtlı olan taşınmazın paydaşlarından olan davacı ile davalı değişik zamanlarda açtıkları şufa davalarıyla dava konusu aynı şufalı payın adlarına tescilini öngören ayrı ayrı kararlar almışlardır. Bunlardan tarih itibarıyla önceki karara dayanılarak şufalı payın tamamı davalı adına tescil edilmiş bu nedenle davacıya ait sonraki tarihli Şufa ilamı gereği tescil işlemi yapılmamıştır.
Davalının tapuda yaptırdığı tescilden ötürü ilamını infaz ettiremeyen davacı, şufa davasını ilk açanın kendisi olduğunu, şufa ilamlarının geçerliliği ve üstünlüğü yönünden karar tarihlerinin değil, dava tarihlerinin önem taşıdığını ileri sürerek, davalı uhdesine geçen Şufalı payın iptali ve adına tescili isteğiyle bu davayı açmıştır.
Paydaşların birlikte şufa davası açmamalarında ya da açtıkları ayrı davaların birleştirilerek görülememesinden doğan uyuşmazlıkların bu tür davalar ile çözümlenmesi gereklidir. Aksi takdirde aynı pay için şufa hakkını kullanan birden çok paydaştan birinin ötekilere üstün tutulması, bir kısmının ise kullandıkları şufa hakkının karşılıksız kalması, iptal edilmesi gibi yasaya ve şufa hakkının niteliğine aykırı düşen haksız ve olumsuz bir sonucun doğumuna yol açılmış olur.
O halde, dava konusu Şufalı payın yarı oranında iptaliyle davacı ve davalı adına eşit paylarla tescilini öngören karar doğrudur.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde değildir. Reddiyle hükmün ONANMASINA ve 23.500 kuruş bakiye onama harcının temyiz edenden alınmasına oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy