(743 S. K. m. 625) (1086 S. K. m. 76)
Mahkemece, olayda geçit hakkı tesisi koşullarının bulunmadığı, davacıların bitişik parselden geçebilecekleri veya geçit hakkı isteyebilecekleri gerekçeleriyle dava reddedilmiştir. Bu hüküm, süresi içinde davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle dosya incelenip gereği düşünüldü:
Taraflar paylı mülkiyet üzere bulunan 64 parsel sayılı taşınmazda değişik zamanlarda pay satın almışlar ve payları karşılığı olarak kendilerine satılıp teslim edilen belirli yerlere ev yapmışlardır. Bu suretle paydaşlar arasında taşınmazın fiili kullanma şekline ilişkin bir yararlanma durumu oluşmuştur.
Davacılar, oluşan bu duruma karşın, davalının ev ve bahçe yapmak suretiyle, payı karşılığı olarak kullandığı yeri duvarla çevirmek suretiyle kendilerinin genel yola çıkış olanaklarını engellediğinden bahisle, el atmanın önlenmesini, muarazanın giderilmesini ve ayrıca genel yola çıkışlarının sağlanması için davalının kullandığı yerden bedel karşılığı kendilerine geçit hakkı tanınmasını istemişlerdir.
Davalı, taşınmazda davacılardan önce pay satın aldığını payı karşılığı yere ev ve bahçe yaptığını ve bu yeri kullandığını, kendisinden sonra pay satın alan davacıların komşu 62 parsel sayılı taşınmazdan gelip geçmek sureti ile genel yola çıkış sağladıklarını payı karşılığı yararlandığı yerden, davacıların gelip geçmelerinin aşırı zarar doğuracağını savunmuştur.
Mahkemece, paylı mülkiyette paydaşlar arasında bedel karşılığı geçit hakkı tesis edilemeyeceği, tarafların dava konusu taşınmazda ellerinde payları karşılığı yer bulunduğu, davacıların uzun süreden beri komşu 62 parselden gelip geçmek sureti ile kendilerine genel yola çıkış olanağı sağlayan durumu kabul ettikleri, 62 parsel malikinin, üçüncü kişiler aleyhinde açtığı dava sonucunda el atmanın önlenmesi yönünden aldığı kararın davacıları bağlayamayacağı, davacıların 62 parsel sayılı taşınmazdan geçit hakkı istemeleri gerektiğinin zorunlu olduğu gerekçesine dayanarak davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemenin, paylı mülkiyet üzere bulunan bir taşınmazda paydaşların birbirlerinden geçit hakkı tesisini isteyemeyecekleri ve 62 parsel sahibinin üçüncü kişiler aleyhinde aldığı el atmanın önlenmesine ilişkin kararın davacıları bağlayamayacağı görüşünde hiç bir yanılgı yoktur. Bunun yanı sıra davacıların ellerinde payları karşılığı yararlandıkları yer bulunduğu hususundaki kabulü de doğrudur.
Ne var ki; davacılar dava dilekçesindeki açıklamalarında genel yola çıkışlarının sağlanması için paylı mülkiyet üzere olan taşınmazda, davalının payı karşılığı olarak yararlandığı yerden kendi lehlerine geçit hakkı tesis edilmesinden de söz etmişler ise de; iş bu davayı açmaktaki asıl amaçları, genel yola çıkışlarının, davalı tarafından yukarda belirtildiği üzere engellendiğinden, davalının el atmasının önlenmesi ve muarazasının giderilmesi isteğine yöneliktir.
HUMK.'nun 76. maddesi hükmüne göre, davanın hukuksal yönünün nitelendirilmesi Hakim'e aittir. O halde mahkemenin uyuşmazlığın çözümünde soruna bu açıdan yaklaşması ve bu yönde çareci bir sonuca ulaşması zorunludur.
Tarafların paydaş oldukları 64 parsel sayılı taşınmazın genel yola cephesi ve çıkışı bulunduğuna göre; davacıların komşu taşınmazlardan bedel karşılığı geçit hakkı istemelerine ve bu konuda dava açmalarına yasal olanak yoktur. Davacıların, genel yola çıkış sağlayabilmek için bir süre 62 parselden gelip geçmeleri ve 62 parsel malikinin hoşgörüsünden yararlanmaları, bu durumun sürüp gitmesini sağlama yönünden yeterli bir neden sayılayamayacağı kuşkusuzdur.
M.K.'nun 625. maddesi hükmü gereğince, paylı mülkiyet üzere tasarruf edilen bir taşınmazda; paydaşlardan her biri; ancak diğer paydaşların haklarına uygun oldukça müşterek şeyden yararlanır ve onu kullanır.
Davaya konu olayda, davalının payı karşılığı olarak kullandığı yeri duvarla çevirmek ve bahçe yapmak suretiyle, davacıların genel yola çıkış olanaklarını tümü ile engellemesi, kuşkusuz onların paylarından yararlanmalarını önlemeye ve muaraza çıkarmaya yönelik bir davranıştır. Bu nedenle davalının bu tutumunu ve davranışını M.K.'nun yukarda değinilen 625. maddesi hükmü ile ve ayrıca iyi niyet kuralları ile bağdaştırmak olanaksızdır.
Hal böyle olunca, uyuşmazlığa konu olayın belirtilen ilke ve kurallar çerçevesinde incelenerek değerlendirilmesi zorunludur. Davacıların paylı mülkiyet üzere bulunan taşınmazdaki payları karşılığı yerden yararlanabilmeleri için genel yola çıkışlarının sağlanmasında; şayet davalının bir zararı söz konusu ise; elbette işin özelliği de göz önünde bulundurularak bu zararı söz konusu ise; elbette işin özelliği de göz önünde bulundurularak bu zararın giderilmesi suretiyle soruna adil bir çözüm getirilmesi gerekir.
Tüm bu yönler dikkate alınmadan yazılı olduğu üzere davanın reddine karar verilmesi doğru değildir. Davacıların temyiz itirazları yerindedir kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle HUMK.'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin harcın iadesine oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy