(818 S. K. m. 234, 237, 238)
Dava: Taraflar arasında öngörülen davada; davacı, tapulu yerin müşterek muris annelerinin korkutulması ve zorlanması sonucu davalıya hibe edilerek 47 ada, 2 parsel olarak tescil olunduğundan kaydın iptalini, payları oranında mirasçılar adına tescilini istemişlerdir.
Davalı, zamanaşımı bulunduğunu, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Kaydın iptaline, mirasçılar adına payları oranında tesciline dair verilen kararın duruşmalı olarak Yargıtay'ca incelenmesi davalı tarafından istenilmiş olmakla; dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava dilekçesindeki açıklamalara göre davacı, ikrah hukuksal nedenine dayanarak iptal isteğinde bulunmuştur. Ne var ki; dava konusu taşınmazın davalıya kayıt maliki kök muris tarafından yapılan hibeye dayanılarak, kadastroca davalı adına tesbit edildiği, kadastro beyannamesindeki bilgiden anlaşılmaktadır. Davacılar, kayıt maliki N.'nin tek mirasçısı olan E.'nin ikraha maruz bırakılmak suretiyle bağışa ilişkin 7.7.1972 tarihli belgeyi vermek zorunda kaldığını ileri sürmüşler, sözü edilen belgeyi ibraz etmişlerdir. Dava konusu taşınmaz, 2613 sayılı Yasanın uygulama alanı içerisinde olup tapuludur. Tapulu taşınmazın hibesi ancak resmi şekilde, resmi memur huzurunda düzenlenecek bir işlem ile mümkün olabilir. Ortada resmi memur huzurunda yapılmış geçerli bir bağış işlemi bulunmadığına göre, bağışa ilişkin işlem temelde geçersizdir. Bu durumda, ikraha yönelik iddianın incelenmesine gerek görülmeksizin temelde geçersiz bulunan bağış sonucu oluşan kaydın iptaline ve nizalı taşınmazın mirasçılar adına payları oranında tesciline karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur.
Sonuç: Temyiz itirazı yerinde değildir. Reddiyle usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ONANMASINA, 10.02.1981 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy