(818 S. K. m. 23, 507)
Mahkemece, davanın reddine ilişkin hüküm süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmekle dosya incelenip gereği düşünüldü:
Davacı, dava konusu taşınmazın davalıya ölünceye kadar bakma koşulu ile temlik etmek istediği halde davalının kendisini hataya düşürüp tapuda satış gibi işlem yaptırdığını ileri sürerek davalı üzerindeki kaydın iptali ile adına tescilini istemiştir. Davalı, tapudaki işlemin gerçek satış olduğunu savunmuştur. Davacı yaşlı ve kimsesiz bir kadındır. Hiç bir gereksinmesi olmadığı halde yegane güvencesi olan evini satmaya kalkışması olayların akışına ve yaşamın gerçeklerine ters düşen bir olgudur. Nitekim tapuda yapılan işlemden bir gün sonra noterde düzenlenen sözleşme ile davacının menkul mallarını ölünceye kadar bakma koşulu ile davalıya vermiş olması da tapuda yapılan işlemde gerçek amacının satış olmadığını doğrulamaktadır. Bunun yanı sıra dinlenilen davacı tanıklarının sözlerinden, davacının nizalı taşınmazı davalıya ölünceye kadar bakma koşuluyla devretmek istediği halde tapudaki işlemin satış gibi gösterildiği, bu suretle davacının hataya düşürüldüğü anlaşılmaktadır. Hal böyle olduğuna göre davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek hukuksal olmayan düşüncelerle yazılı olduğu üzere davanın reddedilmesi isabetsizdir. Temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenden ötürü HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin harcın iadesine 02.04.1981 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy