(743 S. K. m. 618)
Dava ve Karar: Taraflar arasında görülen davada; davacılar, 31 ada 43 parseldeki binanın yıktırılması, taşınmazın bir kısmının yol ve bahçe haline kalbedilmesi suretiyle elatmanın önlenmesine, belediyece ihdas edilen duvarların kal'ini, yıkılan binadan dolayı 200.000 lira zararın tahsilini istemiştir.
Davalılar, hizmetten doğan anlaşmazlığın giderilmesi idarî yargı içerisinde olduğundan görev yönünden davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır. Davanın idarî yargıya ait olduğu nedeniyle görev yönünden davanın reddine ilişkin kararın duruşmalı olarak Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmiş olmakla; dosya incelenerek gereği konuşulup düşünüldü:
Davacılar, miras yoluyla malik oldukları tapu sicilinin 31 ada 43 parselinde kayıtlı iki katlı ahşap kargir ev niteliğindeki taşınmazlarının davalılardan eski belediye başkanı Baki tarafından 6785 sayılı İmar Yasasına aykırı olarak ve sözü edilen Yasa'ya uygun biçimde alınmış idarî karara dayanmaksızın yıktırıldığında ve yerinin davalı belediye tüzel kişiliğince işgal edildiğinden bahisle 200.000 lira zararlarının ödetilmesini ve elatmanın önlenmesini istemişlerdir. Böylece dava, elatmanın önlenmesi ve zararın giderilmesi isteğine ilişkindir. Yerel mahkemece isteklerin niteliği itibarıyla uyuşmazlığın çözümünün 11.2.1959 tarih, 17/15 sayılı İnançları Birleştirme Kararı gereğince idarî yargı yerine ait olduğu gerekçesiyle görev yönünden dava dilekçesinin reddine karar verilmiştir. Yerel tapu sicil muhafızlığından getirtilen kayda göre sicilin 31 ada 43 parselinde cinsi harap ahşap ev olarak nazlı adına kayıtlı binanın, belediye tarafından ve davalı Baki'nin belediye başkanlığı görevi sırasında yıktırıldığı ve yerine belediyece elatıldığı hususunda yanlar arasında bir uyuşmazlık yoktur. Yerel mahkemenin hükmüne dayanak yaptığı 11.2.1959 tarih 1958/17 esas, 1959/15 karar sayılı İnançları Birleştirme Kararı kamu kuruluşlarının verdikleri kararlar sonucunda plân ve projelere uygun olarak tesisler yaptırmış olmaları ya da bu tesisleri kullanmaları yahut tesislere bakmaları nedeniyle kişilerin uğramış oldukları zararların ödetilmesine ilişkin davalar yönetsel nitelikte olup bu tür davalara bakmaya yönetsel yargı yeri görevlidir hükmünü içermektedir.
Sözü edilen inançları birleştirme kararının yukarıda kaydedilen içeriğine göre, olayda uygulama yeri yoktur. Kaldı ki, 24.3.1981 tarihli fen heyeti raporunda dava konusu binanın 6785 sayılı İmar Yasası'nın 50. maddesine göre yıktırılması öngörülmüş olmasına karşın, 14.4.1981 tarihli belediye encümen kararı davaya konu edilen binanın yıktırılmasını kapsamına almış değildir. Bu durumda yıkma eyleminin yasal biçimde verilmiş bir idari karara dayandığından söz etmek olanaksızdır. O halde; davadaki istekler nitelikleri itibariyle MK. hükümlerine giren mülkiyete tecavüzün önlenmesi ve haksız eylem sonucunda meydana gelen zararın ödettirilmesine ilişkindir. Bu bakımdan davanın görülmesi adliye mahkemesinin görevi içindedir. Hal böyle olduğuna göre davacıların kayıt maliki Nazlı ile bağlantılarını sağlamak ve davanın esası görülerek, sonucu çerçevesinde karar verilmek gerekli iken yazılı olduğu üzere görev yönünden dava dilekçesinin reddine karar verilmesi isabetsizdir.
Sonuç: Davacıların temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenle HUMK.'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin harcın iadesine oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy