(743 S. K. m. 931)
Taraflar arasında görülen davada; davacılar, 236 ada 20 parsel sayılı taşınmazın, kuzey tarafından bulunan kısımla ilgili tapu kaydının iptaliyle 1/4 payının Ethem adına 3/4 payının Hüseyin adına tescilini istemişlerdir. Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar, davalılar tarafından yasal süresi içinde temyiz edilmekle; duruşma isteği değer yönünden reddedilerek dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Hükmün gerekçelerine ve dosya içeriğine göre, davalıların diğer temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddine. Ancak, davalılar dava konusu taşınmazı kadastrodan sonra oluşan çapa dayanarak iktisap ettiklerinden bu iktisaplarının kötü niyete dayandığı kanıtlanamadığı takdirde Medenî Kanunun 931. maddesinin koruyuculuğu altındadırlar. Kötü niyet yönü tanık da dahil olmak üzere her tür delille kanıtlanabilir.
Hal böyle olunca, davalıların dava konusu taşınmazı satın almaları sırasında kötü niyetli olup olmadıkları başka bir söyleyişle tapu sicillerine güvenerek iyi niyetle iktisapta bulunup bulunmadıkları hususunda taraflarca gösterilecek delillerin incelenmesi ve hasıl olacak sonuç çerçevesinde hüküm kurulması gerekirken bu konuda asıl ispat yükünün davacılara düştüğü dikkate alınmayarak, davalıların iyi niyetli olduklarını kanıtlayamadıklarından bahisle yazılı olduğu üzere davanın kabulüne karar verilmesi isabetsizdir. Bu yöne değinen temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün belirtilen nedenden ötürü HUMK.'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin harcın iadesine, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy