(743 S. K. m. 74) (2762 S. K. m. 29)
Dava ve Karar: Taraflar arasında görülen davada; davacı idare, davalı Hazine adına hükmen tescil edilen 2821 ada 12 sayılı parselin 6/12 payının mahlûl kararına dayanarak iptaliyle adına tescilini istemiştir. Davalı idare, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın reddine dair verilen karar yasal süresinde davacı idare tarafından temyiz edilmekle; dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Dava konusu 2821 ada 12 parsel sayılı taşınmaz Ayasofya'yı Kebir Vakfı'ndan icareli olup davalı Hazine tarafından kayıt malikleri hakkında alınan gaiplik kararı sonucu hükmen 14.1.1982 tarihinde Hazine adına tescil edilmiştir. Özde vakıf malı olan taşınmazların mutasarrıflarının mirasçı bırakmadan ölmeleri, ya da ülkeyi terkle firari duruma girmeleri halinde gerekli usul işlemlerinin tamamlanmasından sonra mahlulen ya da metruken vakfına dönmeleri asıldır. Ancak 5 Haziran 1935 gün, 2762 sayılı Vakıflar Kanunu'nun 24.9.1983 günü yürürlüğe giren 2888 sayılı Yasa'nın 2. maddesi ile değişen 29. maddesinin 1. fıkrasında on yıl içinde taviz bedelinin verilerek icareteyn veya mukataa kayıtları terkin edilmemiş olan gayrimenkullerin mülkiyetinin on yıl sonunda kendiliğinden mutasarrıflarına geçeceği ve vakfın hakkının da ivaza dönüşeceği belirtildikten sonra, 2. fıkrasında mülkiyeti mutasarrıfına geçmiş olan gayrimenkullerde maliklerin bu Kanun'un yayımı tarihine kadar ölümleri üzerine son mirasçı sıfatı ile Hazine'ye intikal edip de bu husus tapu kaydına işlenmiş bulunanlar ayrık bırakılarak, işlenmemiş olan taşınmazların mahlûlen vakfına rücu edeceği hükme bağlanmıştır. İcareli ya da mukataalı vakıflarda taşınmazın mülkiyeti vakfında kalmak üzere kullanma hakkı mutasarrıfına ve ölümü ile mirasçılarına geçer. Ancak 2762 sayılı Vakıflar Kanunu ile bu tür taşınmazların anılan yasada gösterilen biçimde belirlenecek taviz bedelinin ödenmesi, ya da bedel ödenmemekle birlikte bu yasanın yürürlüğünden itibaren on yıllık süre sonunda mülkiyetin mutasarrıfa geçmesi imkanı sağlanmıştır.
Hal böyle olunca mahkemenin öncelikle dava konusu taşınmazın mülkiyetinin yasada öngörülen biçimde mutasarrıflarına geçmiş olup olmadığının tespiti bunun için de mutasarrıfın 2762 sayılı Yasa'nın yürürlük tarihinde sağ olması, firari bulunmaması, bu tarihten itibaren taviz bedelini ödemiş ya da bedel ödenmemesine rağmen sağ ve firari olmama halinin on yıllık süreyi doldurmuş bulunması gerektiği kuşkusuzdur. Bu itibarla mahkemece açıklanan esaslar doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılması ve hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, bu yönler düşünülmeksizin yazılı olduğu üzere davanın reddedilmesi isabetsizdir.
Sonuç: Davacı Vakıflar İdaresinin temyiz itirazı yerindedir. Kabulüyle hükmün belirtilen nedenlerden ötürü HUMK.'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin harcın iadesine oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy