(743 S. K. m. 618)
Dava ve Karar: Taraflar arasında görülen davada; davacılar vekili, müvekkillerinin miras bırakanı İbrahim'in üzerindeki tapu kayıtlarının kapsamında kalıp 1123 ve 1126 sayılı parsellere katılması gereken dava konusu 1127.50 metrekarelik yerin tapulamaca davalılara ait komşu 1124, 1127, 1153, 1154 parsellerde bırakıldığını ileri sürerek iptal, tescil ve muarazanın önlenmesi isteğinde bulunmuştur. Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, davanın kısmen kabul, kısmen reddine karar verilmiştir. Kararın temyizen incelenmesi süresinde davacılar, davalı kişiler ve davalı Hazine tarafından istenilmekle; dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Dosya içeriğine ve toplanan delillere göre, davacıların ve davalılardan Hazine'nin temyiz itirazları yerinde değildir, reddine.
Davalıların temyizine gelince, davacıların davada dayandıkları Nisan 1952 tarih, 19 ve Eylül 1948 tarih 87 nolu tapu kayıtları miras bırakanları İbrahim tarafından önceden açılan hasımsız miktar ve sınır tashihi davasına konu yapılmış ve 3.2.1961 tarih 394/33 sayılı kararla kayıtların tashih ve tevhidine karar verilmiş, kapsamlarını belli eden ölçekli bir kroki de düzenlenmiştir. Anılan ilâm ve dayanağı 7.7.1960 tarihli kroki, ilâmın tarafı olmayan davalıları bağlamaz ise de, davacıları halefiyet yoluyla bağlayacağı kuşkusuzdur. Hal böyle olunca 7.7.1960 tarihli krokinin uzman bilirkişi aracılığıyla yerine uygulanması zorunludur. Öte yandan davacıların dayandığı iki parça tapudan ilkinin Ocak 1320 tarih 40 nolu geldisinde sekiz dönüm miktarıyla sicile kayıtlı iken, 1952 senesinde krokiye bağlanmaksızın iki eşit parçaya ifraz edildiği bu parçalardan birinin Nisan 1952 tarih, 19 numarada davacıların miras bırakanı İbrahim'e geçtiği, diğer parçanın da Nisan 1952 tarih, 20 numarada tescil görüp, tapulama sırasında 1124 parsele revizyon gördüğü dikkate alınıp, müfrez tapuların kapsadığı yerleri ayıran ortak sınırın açıkça saptanmamış olması da doğru değildir.
Bu itibarla, mahkemece yeniden keşif yapılarak 7.7.1960 tarihli krokinin uzman bilirkişi ve tarafların dayandıkları tapu kayıtlarının ve çevreyi iyi bilen yaşlı ve yansız kişiler arasından seçilecek yerel bilirkişiler aracılığıyla yerine uygulanması, özellikle taraf taşınmazlarını ayıran ortak sınırların saptanması, yere bilirkişilerin bilemedikleri dış ve ortak sınırlar yönünden taraflara tanık dinletme olanağının tanınması, ortak sınırların tayininde yukarıda değinilen ifraz biçiminin de dikkate alınması, uzman bilirkişiye uygulamayı izlemeye ve infazı sağlamaya elverişli kroki düzenlettirilmesi ve varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken noksan soruşturma ile yetinilip yazılı olduğu üzere hüküm kurulması isabetsizdir.
Sonuç: Davalıların temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün belirtilen nedenlerden ötürü HUMK.'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin harcın iadesine, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy