(818 S. K. m. 38)
Dava ve Karar: Bu nedenle annenin, küçüğün velisi sıfatıyla velayeten hukuki tasarruflarda bulunma ehliyetine sahip değildir. Ne var ki, dava konusu 382 ada 3 sayılı parsel velayet tevdi edilen babanın ölümünden sonra davacının annesi Ayşe tarafından davacı adına velayeten satın alınmak suretiyle 8.4.1964 tarihinde tapuda temlik işlemi yapılmış ve 10.1.1966 tarihinde de davacıya velayeten annesi Ayşe tarafından ikinci eşi olan eş anlatımla davacının üvey babası davalı Ali Rıza'ya tapuda satış yolu ile devredilmiştir. Böylece, davalıya yapılan temlikten 15 yıl 11 ay 4 gün reşit olduktan, 14 yıl, 5 ay 14 gün sonra 14.12.1981 tarihinde işbu iptal davası açılmıştır. Temyize konu davada satışın yapıldığı 1966 yılında davacı reşit değildir. Satış işlemini gerçekleştiren davacının annesi Ayşe'nin davacının velisi veya kayyumu ya da vasi sıfatını taşımamaktadır.
Boşanma sonucu velayet tevdi edilen babanın ölmesi halinde, velayetin ancak mahkeme hükmü ile anneye geçeceği devamlılık kazanan yargısal uygulamalar gereğidir. Böylece, temsil kudreti olmayan annenin mümessil sıfatıyla yaptığı tasarruf temsil edilmek istenen kimsenin yarar ve zararına hiç bir hüküm ve netice doğurmaz. Ancak BK. nun 38. maddesi hükmüne göre, temsil edilen kimse temsil kudreti olmaksızın yapılan bir akte açık veya kapalı bir şekilde icazet verdiği takdirde işbu akit artık kendisini bağlar.
Temsil edilen kimsenin icazetine kadar akit muallakta kalır. Çünkü icazet, yenilik doğuran bir hakkın kullanılması olup, sonunda ortaya çıkan akdi ilişkiyi geçerli kılar. Tüm dosya içeriğine göre, davacının küçük yaştan itibaren annesi ve davalı üvey babası ile birlikte kaldığı, reşit olduktan sonra uzun süre bu beraberliği sürdürdüğü, davanın açıldığı tarihe kadar davalıya yapılan temlik işlemine karşı koymadığı reşit olduktan 14 yıl 5 ay 14 gün gibi uzun bir zaman sonra dava açtığı böylece yapılan satış işlemine icazet verdiğinin kabulü zorunludur. Bu kabul yanların, uzun süre birlikte kalma olgusuna hem dosya içeriğine ve hem de hayatın olağan akışına uygun düşmektedir. Tüm bu yönler nazara alınarak davanın reddine karar verilmesi gerekirken, kabul edilmesi isabetsizdir.
Sonuç: Davalının temyiz itirazı yerindedir. Kabulüyle açıklanan nedenlerden ötürü hükmün BOZULMASINA, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy