(743 S. K. m. 618) (1086 S. K. m. 237)
Dava: Davacı tarafından, davalılar aleyhine 27.10.1986 gününde verilen dilekçe ile fuzuli işgal nedeniyle tahliye istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 6.5.1987 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava konusu 8 parsel sayılı taşınmaza elatmanın önlenmesi istemi ile daha önce açılan davanın yargılaması sonunda davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar derecattan geçerek kesinleşmiştir. Sözü edilen dava ile eldeki bu davada tarafların dava sebebinin ve konusunun aynı olduğu anlaşılmaktadır. O halde ortada varlığından kuşku duyulmayacak surette kesin hüküm vardır. Kesin hüküm aynı nitelikte yeni bir davanın açılmasına engeldir. Bu hususun mahkemece resen nazara alınması gerekir. Önceki ilamın infaz edilememesi davanın yeniden rüyetine olanak vermez. İlk davanın taşınmaza haksız elatmanın önlenmesi şeklinde olması eldeki bu davanın ise haksız elatma nedeniyle taşınmazın tahliyesine dair bulunması davada sebep farkı olarak mütalaa ve kabul edilemez. Bu nedenlerle davanın reddi gerekirken yazılı olduğu üzere kabulü cihetine gidilmesi doğru değildir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan sebeplerle temyiz itirazları yerinde bulunduğundan hükmün BOZULMASINA oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy