(743 S. K. m. 379) (818 S. K. m. 14)
Dava ve Karar: Dava, hukuki ehliyetsizlik, hile gabin ve muvazaa hukuki nedenlerine dayalı tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir.
Bilindiği ve yargısal uygulamada da benimsendiği üzere bir davada dayanılan maddi olaylar için birkaç hukuki sebebin bir arada gösterilmesinde ilke olarak sakınca yoktur. Hukuki sebeplerden birinin diğerinin incelenmesine olanak verir niteliği bulunduğu sürece öncelik ve önemlilik derecesine göre birden çok hukuki sebep birlikte araştırma ve değerlendirme konusu yapılabilir.
Murise vasi tayini için açılan dava devam ederken ölümü sebebiyle reddedilen davada Adli Tıp Kurumu, 4. İhtisas Kurulunun 04 Ekim 1989 günlü raporu ... M. S.'in 17.02.19.. günü kurulumuzda yapılan muayenesinde hukuki ehliyetini kanıtlanmasını ve ortadan kaldırılmasını icap ettirecek herhangi bir akıl hastalığı, zeka geriliği veya bunama hâlini gösteren tıbbi bulgu ve emareye rastlanmadığı, ancak gözlerinin görmemekte olması nedeni ile (görme hissinin) şart olduğu ve okuma yazma ile ilgili örneği bir kararı tebellüğ etme, bir evrakı okuyup kabul etme ve imzalama, çek imzalama gibi hukuki işlemlerde bir başkasının muavenetine muhtaç olması nedeni ile her ne kadar TMK. 379. maddesine mümas herhangi akdi bir arıza göstermemekte ise de kendisine bir müşavir tayinine uygun olacağı şeklindedir.
Adı geçen kurulun bu raporuna göre murisin ehliyetsiz olmayıp aksine ehliyetli olduğu saptanmıştır. Ne var ki gözlerinin görmemesinden bazı işlemler nedeniyle müşavire muhtaç olduğu bildirilmiştir. Ancak BK'nin görmeyen kimselerin yapacakları akit yönünden özel düzenleme getirmiştir. Borçlar Kanununun 14/11. fıkrası (amaların imzalan usulen tasdik olunmadıkça yahut imza ettikleri zaman muamelenin metnine vakıf oldukları sabit olmadıkça onları ilzam etmez şeklindedir.
Dava konusu olayda, davacı M. S.'in işlem yapıldığı sırada muamelenin metnine vakıf olduğu resmi akit tablosundan açıkça anlaşılmaktadır. Bu durumda davacının ehliyetsiz olduğunu kabul etme olanağı yoktur. Öte yandan olayda gabin muvazaa ve hile'nin bulunmadığı mahkemece yapılan araştırma inceleme ve toplanan deliller sonucu tespit edilmiştir.
Sonuç: Bu durumda davanın reddine dair yerel mahkeme kararının onanması gerekirken gözden kaçmak suretiyle bozulduğu son istek üzerine yapılan inceleme ile anlaşılmıştır. Karar düzeltme talebi yerindedir. Kabulüyle Dairenin bozmaya ilişkin 1991/14208 esas 1992/2523 karar sayılı ve 02.03.1992 tarihli kararının ortadan kaldırılmasına ve Yerel Mahkeme kararının açıklanan nedenlerden ötürü onanmasına, 05.06.1992 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy