(743 S. K. m. 651, 652, 654) (3194 s. İmar K. m. 16)
Dava: Taraflar arasındaki davadan dolayı, (K.Çekmece Asliye Hukuk Hakimliği)nden verilen 24.12.1991 gün ve 118-1369 sayılı hükmün onanmasına ilişkin olan 3.11.1992 gün ve 4744-12742 sayılı kararın düzeltilmesi süresinde davalı ve karşı davacılar vekili tarafından istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davalılara ait 756 parsel sayılı taşınmazın üzerinde inşa edilen binanın, davacıya ait komşu 757 parsel sayılı taşınmaza taşkın bulunduğu uzman bilirkişi aracılığıyla yapılan çap uygulaması ile saptanmıştır. Taşkın yapının ise, her iki taşınmazın (parselin) aynı kişilere ait iken inşa ettirildiği toplanan delillerden açıkça anlaşılmaktadır.
Davacının çap kaydına dayanarak açtığı elatmanın önlenmesi, yıkım ve ecrimisil isteğini içeren davasına karşı; taşkın yapı maliki olan davalı, binanın önceki malik zamanında inşa edildiğini, kendisinin de taşınmazı bu şekilde ve iyiniyetle satın alarak iktisap ettiğini bildirmiş; mukabil davasında MK.nun 651/2. maddesi uyarınca temliken tescil isteğinde bulunmuştur. Esasen, karşılık bir dava açılmasına gerek olmaksızın savunma yoluyla da MK.nun 651. maddesinden kaynaklanan hakkın tanınmasının talep edilebileceği kararlık kazanmış yargısal uygulama da öngörülmüştür.
Bilindiği gibi, taşkın yapı zarureti içinde bulunan taşınmaz mal maliki, MK.nun 651/2. maddesinde belirtilen koşulların gerçekleşmesi durumunda üzerine inşaat taşırılan taşınmaz malikinden olumlu bir edimi yasal olarak talep etme hakkını kazanır. Bu talep, ya aynı bir irtifak hakkının tanınması ya da üstüne taşılan toprağın mülkiyetinin devrine ilişkin olur. Yasa bu hallerde bir borç ilişkisi kurmaktadır. Bu borç ilişkisinin eşyaya bağlı olma niteliği itibariyle talep hakkı, asıl taşınmazın daha sonraki bir maliki tarafından, inşaat taşırılan taşınmazın yeni malikine karşı da yürürlüğe konabilir. Yeterki MK.nun 651/2. maddesinde yazılı olan koşullar, taşkın yapının meydana getirildiği anda ve ilk (asli) malikler arasında gerçekleşmiş bulunsun (Kemal Oğuzman-Özel Seliçi, Eşya Hukuku, İst. 1978, Sh. 483; Suat Bertan, Aynı Haklar, Cilt:1, Ank. 1976, Sh. 645 vd.; Selahattin Sulhi Tekinay, Eşya Hukuku, İst. 1978, sh.611).
Hemen belirtilmelidir ki, MK.nun 651. maddesinde, anılan Kanunun 650. maddesindeki (.. binanın kıymetinin arsanın kıymetinden fazla olması..) şartına değinilmiş değildir. Sınırı aşan yapılardan hangilerine 651. maddesinin uygulanabileceğini belirtmek için bu maddenin birinci cümlesinde (.. inşaat ve imalat..) sözleri kullanılmıştır. MK.nun 652. maddesinde de (.. devamlı surette birleştirilen inşaat ve imalat..) denilmiştir. Kanunda arka arkaya yer almış bulunan bu iki maddede, bilinçli olarak benzer sözcüklere yer verilmiştir. 651. maddenin uygulanmasını gerektiren yapılar neler ise, 652. maddeye göre bu gibi yapılar için yapı sahibi yararına üst hakkı (inşaat hakkı) kurulabilir. İnşaat ve imalat denilince, bina ve benzeri yapılarla onların mütemmim cüz'üleri anlaşılmalıdır. Toprakla sıkı surette birleşmiş olması kaydıyla toprağın alt ve üstünde (örneğin; sarnıç, çeşme, elektrik ve su tesisleri ve merdivenler) insan emeğiyle meydana getirilmiş bütün yapılar kast olunmuştur.
Kuşkusuz, yapının temelli bırakılmak maksadıyla yapılmış olması gerekir. MK.nun 654. maddesine göre temelli olmayan yapılara 651. madde uygulanamaz (Bertan, age., Sh. 635-636). Öğretide, farklı bir görüşe yer verilmiş değildir. Aksine, İsviçre Federal Temyiz Mahkemesi kararlarında görüşlerin en fazla değinilen ve aynı hakları geniş biçimde şerh eden Prof. Dr. C. Wieland, hafif binalar yönünden dahi irtifak hakkı kurulabileceğini kabul etmektedir (Prof. Dr. C. Wieland, Aynı Haklar; İ. Hakkı Karafaki Tercümesi, 1946 tarih, Sh. 210).
O halde, mahkemece yukarıda açıklanan ilke ve olgular gözetilerek değerlendirme yapılması ve ayrıca, halin icabının müsait bulunup bulunmadığının; diğer bir değişle, ifrazen temlik yönünden imar mevzuatına göre sakınca olup olmadığının araştırılması, ondan sonra varılacak sonuç doğrultusunda bir karar verilmesi gerekirken, yalnızca (.. zemin değerinin, taşan bina değerinden fazla bulunduğu..) şeklindeki gerekçeyle asıl davanın kabul edilmesi ve karşılık temliken tescil davasının reddedilmesi isabetsizdir.
Öyle ise, karar düzeltme isteği kabul edilmeli ve yerel mahkemece verilen hüküm yukarıda değinilen gerekçelerle bozulmalıdır.
Sonuç: Davalılar ve karşı davacılar vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK.nun 440. maddesi uyarınca kabulüne ve Dairenin 3.11.1992 tarih, 4744/12742 sayılı onama kararının ortadan kaldırılmasına; Küçükçekmece Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 24.12.1991 tarih, 118/1369 sayılı hükmün belirtilen nedenlerden ötürü, HUMK.nun 428. maddesi gereğince (BOZULMASINA), peşin alınan harcın temyiz edene geri verilmesine, 29.1.1993 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy