(1086 S. K. 13)
Dava: Davacılar tarafından, davalı aleyhine açılan tapu iptali ve tescil davasının yapılan yargılamasında, mahkemece davanın kabulüne dair verilen kararın, davalı vekili tarafından süresinde temyizi üzerine; dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacılar, müşterek miras bırakanın sağlığında dava konusu taşınmazını mirastan mal kaçırmak amacıyla muvazaalı olarak davalıya temlik ettiğini ileri sürmüşler, tapu iptal ve tescil isteğinde bulunmuşlardır.
Sonuç: Mahkemece, sabit görüldüğünden sözedilerek davanın kabulüne karar verilmiştir. Ne var ki dava konusu taşınmaz, Ankara hudutlarında kalmaktadır. Bilindiği ve HUMK.nun 13. maddesinde ifade edildiği üzere, taşınmaz mala ilişkin davaların taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde açılması zorunludur. Değinilen yön, kamu düzenine ilişkin olup, Mahkemece, kendiliğinden (re'sen) gözetilmelidir. Öte yandan, muvazaaya dayalı tapu iptal ve tescil davası taşınmaz mala (ayni hakka) yöneliktir. O halde, açıklanan ilkeler ve özellikle HUMK.nun 13. maddesinde öngörülen kesin yetki kuralı gözetilerek yetkisizliğe karar verilmesi gerekirken işin esasının incelenerek hükme bağlanması doğru değildir. Davalının temyiz itirazı yerindedir. Kabulüyle hükmün belirtilen nedenlerden ötürü HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 6.5.1993 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy