(1086 S. K. m. 293) (818 S. K. m. 24, 25)
Dava: Davacı tarafından, davalılar aleyhine açılan tapu iptal ve tescil davasının yapılan yargılamasında, mahkemece davanın reddine dair verilen karar davacı vekili tarafından duruşma istekli olarak temyiz edilmekle; dosya incelenerek, gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı, kat mülkiyeti kurulmuş 9335 ada 2 parsel sayılı taşınmazdaki 9 ve 10 nolu bağımsız bölümlerin kayden maliki iken, 10 nolu konutun davalı Behiye'ye devir ve temliki hususunda anlaşmaya varılmış olmasına karşın, 9 nolu konut yönünden tapuda işlem yapıldığını öne sürmüş, iptal ve tescile karar verilmesini istemiştir. İddianın ileri sürülüş biçimine göre, davada (hata) hukusal nedenine dayanıldığı açıktır. Esasen maddi olayları açıklamak yanlara uyuşmazlığa çözüm getirecek olan hukuki nedeni saptamak yargıca aittir. HUMK.nun 293. maddesinde ifade edildiği üzere, bu tür iddiaların tanık dahil, her türlü delil ile kanıtlanabilmesine yasal olanak vardır. Aktin konusu teşkil eden şeyde (taşınmazda) hataya düşüldüğü iddiası için hükme yeterli bir soruşturmanın yapılması da zorunludur. Bilindiği gibi, hatanın esaslı sayılabilmesi ve iptal hakkı bahşedebilmesi Borçlar Kanunu'nun 24 ve 25. maddelerinde yazılı koşulların bir arada gerçekleşmesine bağlıdır. Hata, hem objektif hem de subjektif bakımdan esaslı olmalıdır. Hatanın dürüstlük (objektif iyiniyet) kuralları uyarınca sözleşmenin iptalini haklı gösterecek önemde bulunması, objektif unsurunu oluşturur. Hata ettiğini bilseydi, sözleşmeyi yapmayacak olan kişinin durumu da subjektif unsur olarak kendini gösterir. Kuşkusuz, subjektif unsurun da belirgin bir şekilde ortaya çıkması icap eder. O halde, yukarıda değinilen ilkeler gözetilerek yanların gösterecekleri delillerin tümüyle toplanması, icra dosyalarının getirilmesi, tanıkların dinlenmesi, temyiz dilekçesine ekli, noterde düzenlenen 10.7.1995 tarihli tespit tutanağının değerlendirilmesi, böylece olayda sözleşmenin iptalini zorunlu kılacak biçimde esaslı bir hataya düşülüp düşülmediğinin açıklığa kavuşturulması ve sonucu çerçevesinde hüküm kurulması gerekirken, noksan soruşturma ile yetinilerek davanın reddedilmesi doğru değildir.
Sonuç: Davacının temyiz itirazı yerindedir. Kabulü ile hükmün belirtilen nedenlerden ötürü HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 31.10.1995 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy