(743 S. K. m. 618)
Davacı tarafından, davalı aleyhine açılan elatmanın önlenmesi davasının yapılan yargılamasında, Mahkemece davanın kabulüne dair verilen karar, davalılar vekili ile müdahil vekili tarafından temyizi ve davalılar vekilinin duruşma isteğinde bulunması üzerine;
Duruşma günü olarak saptanan 22.12.1998 Salı günü saat 9.30'da daireye gelmeleri için taraf vekillerine tebligat yapıldığı durumda gelmedikleri anlaşıldı, incelemenin dosya üzerinde yapılmasına, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
Karar: Dava, tapu kaydına dayalı elatmanın önlenmesi isteğine ilişkindir.
Müdahil Türkiye Taşkömürü Kurumu, Taşkömürü Havzasındaki tapulu taşınmazların kendilerine karşı korunmaya değer bir hak ihtiva edebilmeleri için tapu tesis tarihinin 1326 gününden önce olması gerektiğini bildirerek davanın reddini istemiştir.
Davalılar, dava konusu taşınmazın da içerisinde bulunduğu Havzai Fahmiye dahilindeki bütün madenlerin işletme hakkının 30.5.1940 tarih, 3867 sayılı kanun uyarınca Türkiye Taşkömürü Kurumuna ilişkin olduğunu, adı geçen kurumun bu hakkını davalı Y.-T. Turizm'e devrettiğini, sair davalının taşınmazla ilgisinin bulunmadığını savunmuşlardır.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davada dayanılan ve Havzai Fahmiye sınırları içerisinde kalan tapu kaydının hukuki değerini yitirdiği savunulmuş ise de, 5.6.1986 gün 3303 sayılı, Taşkömürü havzasındaki taşınmaz malların iktisabına dair kanun hükümleri uyarınca bu savunma yerinde görülmediğinden buna yönelik temyiz itirazlarının reddine.
Ancak, tutunulan kayıt ilk tesisinden itibaren getirtilmemiş, sınırlarında değişiklik olup olmadığı araştırılmamış, davadan önce yapılan tespitte çekişme konusu taşınmazın 2973 m2 olduğu bildirilmiş, keşifte dinlenen bilirkişiler ise 3864 m2 olduğunu rapor etmiş olmalarına rağmen bu yön üzerinde durulmamıştır.
Hal böyle olunca, kaydın ilk tesisinden itibaren bütün tedavülleriyle getirtilmesi, gitti kayıtlarının yüzölçümlerinde ve sınırlarında bir değişiklik varsa dayandığı belgelerin istenip doğru ve kanuni bir nedeninin bulunup bulunmadığının araştırılması, doğru esasa dayanmıyorsa ilk tesisindeki sınırlara itibar edilmesi, yerinde üç uzman bilirkişi ile yeniden keşif yapılarak tespit ve keşif raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi, uzman bilirkişiye keşfi izlemeye infazı sağlamaya elverişli kroki düzenlettirilmesi, davalı Ekrem'in tecavüzü olup olmadığının belirlenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, noksan soruşturma ile yetinilerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir. Temyiz itirazları değinilen yönler itibariyle yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan sebeplerden ötürü HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine 22.12.1998 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy