(743 S. K. m. 618)
Dava: Davacı tarafından, davalı aleyhine açılan intifa hakkının kaldırılması davasının yapılan yargılamasında, Mahkemece davanın reddine dair verilen karar davacı tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle:
Duruşma günü olarak saptanan 3.3.1998 Salı günü saat: 9. da daireye gelmeleri için taraf vekillerine tebligat yapıldığı halde gelmedikleri anlaşıldı, incelemenin dosya üzerinde yapılmasına, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
Karar: Davacılar, çekişmeli 1405 parselde davalı ile birlikte paydaş bulunduklarını, davalının bu yere ev inşa ettiğini; bağ diktiğini; daha sonra çıplak mülkiyeti eşi Aysel'e bağışladığını; Aysel'inde paydaşlığın giderilmesi davası açtığını ileri sürerek, davalı üzerinde kalan intifa hakkının kaldırılmasını istemiştir.
Mahkemece, yalnızca intifa hakkının devredildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Oysa, dosya içeriği ve toplanan delillerden ve özellikle akit tablosunun incelenmesinden, davalının 1.11.1995 tarihinde payının intifa hakkını üzerinde bırakarak çıplak mülkiyetini dava dışı eşi Aysel'e bağış biçiminde aktardığı; daha sonra Aysel'in 2.Sulh Hukuk Mahkemesinde paydaşlığın giderilmesi davası açtığı, Mahkemece 6.5.1996 tarih, 989/314 sayılı kararla paydaşlığın intifa hakkı ile yüklü olarak satılması suretiyle ortaklığın giderilmesine karar verildiği; temlik işleminden önce yanlar arasında davacının payı için pazarlıklar olduğu, halen taşınmazın davalının tasarrufunda bulunduğu anlaşılmaktadır.
Açıklanan bu deliller ve olgular gözönüne alındığında davalının, davacıyı zararlandırmak amacıyla anılan temliki işlemi gerçekleştirdiği sonucuna varılmaktadır.
Sonuç: Hal böyle olunca, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, aksine düşüncelerle reddedilmesi doğru değildir. Davacının temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine 03.03.1998 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Davacılar, davalı ile birlikte paydaş bulundukları 1405 parselde davalının ev inşa edip, bağ diktiğini, daha sonra payına isabet eden çıplak mülkiyeti eşine bağışladığını, onunda paydaşlığın giderilmesi davası açtığını ileri sürerek, davalı üzerinde kalan intifa hakkının iptalini istemiş, Mahkemece dava reddedilmiştir.
Medeni K.nun 618 ve takip eden maddelerinde ifade olunduğu üzere mülkiyet hakkı, sahibine bu hakka konu şey üzerinde kanun dairesinde dilediği gibi tasarruf yetkisi veren mutlak haklardandır.
Hal böyle olmakla birlikte, her türlü hakkın kullanılmasında olduğu gibi, mülkiyet hakkının tasarrufunda da başkasına zarar verilmemesi ilkesi esastır. Nitekim, MK. nun 618. maddesinde yer alan kanun dairesinde sözcükleri bir anlamda, mülkiyet hakkının kanunun imkan tanıdığı ve başkalarına zarar vermeyecek biçimde kullanma yetkisini ifade eden sınırlandırma, hakkın kapsamını belirleme sözcükleridir. Şüphesiz, yasa metnindeki değinilen sözcükler olmasa idi dahi, MK. nun 2. maddesinde yer alan hakların, başkalarının zararına kullanılamayacağı ilkesi esasen tasarrufta keyfiliği önlemeye yeterdi. İyi niyet kurallarına uyulmadan sırf başkasını zararlandırma amaçlı bir kullanmanın kanun tarafından korunmayacağı muhakkaktır.
Yukarıda sözü edilen ilkeler gözetilerek meseleye bakıldığında, bir yandan geniş kapsamlı mülkiyet hakkı dairesinde, hak sahibinin 3. kişi yararına çıplak mülkiyeti temlik ve kendi üzerinde intifaı ipka suretiyle bu hakkını kullanma yetkisinin; diğer taraftan anılan tasarrufun aynı taşınmazda hak sahibi olan diğer paydaşı zarara mağruz bırakma ihtimalinin birlikte değerlendirilmesi ve göz önünde bulundurulmasının zorunlu olduğu görülmektedir. Kuşkusuz karşılıklı çatışan ve yarışan haklar içerisinde üstün olanı, tercihe şayan bulunan belirleme güçlüğü ortadadır. Böyle bir saptama için genel ilke ve kurallar yanında varsa özel yasal düzenlemelerden öncelikle yararlanılacağı muhakkaktır.
Değinilen sorunların müşterek mülkiyet hukuku bakımından çözümü ile ilgili düzenlemeler Medeni Kanuna 3678 sayı ile ek 626/a ve 626/b maddeleri ile getirilmiştir. Yasanın 626/a maddesinin 1.fıkrası kendi tutum ve davranışları veya malın kullanılmasını bıraktığı ya da fiillerinden sorumlu olduğu kişilerin tutum ve davranışları ile diğer hissedarların tümüne veya bir kısmına karşı olan yükümlülüklerini ağır suretle ihlal eden hissedar, bu yüzden onlar için müşterek mülkiyet ilişkisinin devamını çekilmez hale getirmişse Mahkeme kararıyla hissedarlıktan çıkarılabilir. hükmünü taşımaktadır. Anılan maddenin takibeden fıkraları da çıkarma yöntemini düzenlemekte, 626/b maddesinde ise taşınmazda diğer haklar meyanında intifa hakkı yönünden de çıkarmaya dair hükümlerin kıyasen uygulanabilirliği vurgulanmaktadır. Sözü edilen yasa hükümleri birlikte incelendiğinde görüleceği üzere yasada ortaklıktan veya hak sahipliğinden çıkarma sebepleri temelde MK. nun 2. maddesi ile öngörülen hakların iyi niyetle ve başkasına zarar vermeden kullanılması ilkelerine dayanmakta, ancak bu konuda bir kısım ölçü ve kıstaslar getirmektedir. Bilindiği gibi bir çekişmede, aynı zamanda genel ve özel kanun uygulanması söz konusu olduğu hallerde, özel kanuna öncelik verilmesi asıldır. Kural ve yerleşik uygulama budur. Hal böyle olunca, eldeki davanın belirtilen özel yasal düzenlemeler gözetilerek çözüme kavuşturulması, mülkiyet hakkının kullanılması neticesi, paydaşların bir kısmı veya tümüne karşı paydaşlıktan doğan yükümlülüklerin ne suretle ihlal edildiğinin tesbiti, ihlal tarzı saptandıktan sonra da, diğer paydaşlar bakımından müşterek mülkiyet ilişkisinin devamının çekilmez hale gelip gelmediğinin açıklıkla belirlenmesi zorunludur.
Aksi halde, paylı da olsa mülkiyet hakkı sahibinin, niteliği yasa ile belirlenen bu hakkını tasarruf etme olanağı sınırlandırılmış hatta elinden alınmış olacaktır.
Somut olayda taraflar arasındaki ilişkilere yukarıda değinilen düzenlemeler açısından yaklaşılması ve çözüm bulunması gerektiği inancıyla sonucu bakımından doğru bulduğum red kararının onanması görüşüyle sayın çoğunluk kararına katılmıyorum. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy