(1086 S. K. m. 428)
Davacı tarafından, davalı aleyhine açılan davada, mahkemece verilen karar süresinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı, davalının arsa sahibi ve yüklenici sıfatıyla yaptığı binadan, 15/177 arsa payını ve buna isabet eden 3 nolu daireyi satın aldığını, davalının binayı yaparken onaylı projesine aykırı olarak kömürlük ve sığınak olması gereken yerleri dükkana dönüştürdüğünü çatıya da bir kat daha çıktığını, bu nedenle kat irtifakı ve kat mülkiyetinin kurulmadığını bu haliyle binaya belediyeden ruhsat almanın imkansızlığını ileri sürerek projeye aykırılığın yıkılarak giderilmesini istemiştir.
Davalı, tüm çevrede yapılaşmanın aynı şekilde olduğunu, davacının durumu bilerek tapudan pay iktisap ettiğini paylı mülkiyet üzere bulunan taşınmazda, davacının dairesine de bir elatma olmadığını ileri sürerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, yerleşik bir kullanma biçiminin oluştuğu davacının payına da bir elatmanın bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içerisindeki tapu kaydından taşınmazın halen paylı mülkiyet üzere olduğu, yanların taşınmazda paydaş bulunduğu anlaşılmaktadır. Esasen bu husus mahkemenin kabulünde olduğu gibi yanlar arasında da uyuşmazlık konusu değildir. Ancak, yine dosyaya ibraz edilen onaylı projede ortak alan olarak ayrılan yerlere davalı tarafından dükkan ve çekme kat yapıldığı, uzman bilirkişiler tarafından verilen raporla saptanmıştır.
İmar yasası uyarınca projesi yapılarak onanmış bir yapıda asıl olan projedir ve bu husus kamu düzenine ilişkindir. Yanlar bunun aksine sözleşme düzenlemiş olsalar dahi geçersiz olup onaylı projeye uymayan sözleşmeye değer verilemez. Hal böyle olunca isteğin yıkımı da içerdiği gözetilerek davacıya öteki paydaşlara da davayı yöneltmesi için süre verilmesi, böylece tüm paydaşların davada temsil edilmeleri sağlanması yanların tüm kanıtlarının değerlendirilerek varılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, yazılı biçimde davanın reddi doğru değildir. Davacının temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan harcın temyiz edene geri verilmesine 30.03.1998 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy