(2004 S. K. m. 134) (818 S. K. m. 126) (1136 S. K. m. 164) (743 S. K. m. 931)
Dava: Davacı tarafından, davalı aleyhine açılan tapu iptali, tescil davasının yapılan yargılamasında, Mahkemece davanın reddine dair verilen karar, davacı tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle duruşma günü olarak saptanan 6.10.1998 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden vekili Avukat M. Türkmenoğlu geldi, davetiye tebliğine rağmen temyiz edilenler ve vekilleri avukatlar gelmediler, yokluklarında duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi iş karara bırakıldı, bilahare dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı, 3302 parsel sayılı taşınmazı, 31.7.1992 tarihinde M. İkiz'den satın aldığını; bedelini ödemesine karşın, M.'nın Mersin 4.İcra Müdürlüğünün 1993/3297 sayılı icra takibiyle usulsüz tebligat sonucunda düzenlenen ihalede, çekişmeli taşınmazı devraldıktan sonra diğer davalıya temlik ettiğini ileri sürerek iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur. Davalı S. T. Şimşek ikinci el sıfatıyla iyi niyetli olduğunu savunmuştur.
Mahkemece, icra ihalesinin feshi için dava açılmadığı; icra takibinin yasaya uygun bulunduğu görüşüyle davanın reddine karar verilmiştir. Ne var ki, icra dosyasında, ödeme emri davacıya birlikte Ş. K. Bilgin'e biçiminde tapu sicil müdürlüğünde yazılı adresten başka bir adreste tebliğ edilmiş, diğer tebligat ilanen yapılmıştır. Esasen o tarihte davacının yurt dışında çalışmakta olduğu anlaşılmaktadır. Usulüne uygun adres araştırması da yapılmamıştır.
Öte yandan, davacının tüm borcunu ödediği sabittir. Anılan yön, mahkemenin de kabulündedir. Yargıtay'ın yerleşmiş içtihatlarında belirtildiği üzere davalının hilesi sonucu, davacının İİK. nun 134 ve BK.nun 126. maddelerinde belirtilen süreler içerisinde ihalenin feshi önlendiği takdirde, davacının yolsuz tescil nedeniyle her zaman dava açma hakkı mevcuttur.
Hal böyle olunca, davacının iddiası çerçevesinde taraf delillerinin toplanması, yolsuz tescilin kanıtlanması durumunda, sonradan taşınmaz malı edinen davalının Medeni Kanunun 931. maddesinin koruyuculuğu altında bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi, hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, aksine düşüncelerle yazılı biçimde hüküm kurulması doğru değildir. Davacının temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün belirtilen nedenlerden ötürü HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan harcın temyiz edene geri verilmesine, 16.5.1997 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık ücret tarifesinin 14. maddesi gereğince gelen temyiz eden vekili için 20.000.000 lira duruşma avukatlık parasının temyiz edilenden alınmasına 06.10.1998 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy