(492 S. K. m. 13)
Davacı tarafından, davalı aleyhine açılan davada Mahkemece verilen karar süresinde duruşma istekli olarak temyizi üzerine dosya incelendi, duruşma isteği pul yokluğundan reddedilip, gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı Hazine, çekişme konusu taşınmazın 1744 sayılı yasa uyarınca orman sınırları dışına çıkarılan yer olduğunu, davalı M. tarafından iki kez açılan tescil davasının retle sonuçlandığını, bu kesin hükümler gözetilmeden belediye tarafından taşınmazın imar planı kapsamına alınarak adına tescilden sonra usulsüz tapu tahsis belgeleri ile davalılara aktarıldığını ileriye sürüp iptal, tescil isteğinde bulunmuştur.
Toplanan delillerden ve tüm dosya içeriğinden, dava konusu taşınmazın 3116 sayılı yasa uyarınca Şakrat Devlet Ormanı olarak sınırlandırıldığı, 1744 sayılı yasa uyarınca yapılan çıkarma işleminin ölçü hataları nedeniyle iptal edildiği, bu kez 1990 yılında kesinleşen 3302 sayılı yasa uygulaması ile hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı, taşınmazın bu arada 2981 ve 3290 sayılı yasalar uyarınca 15.3.1989 günü 1600 m2 ve 5091 parsel numarası ile belediye adına yazıldığı, belediye tarafından dört parçaya ifraz edilerek, tapu tahsis belgeleri verdiği davalı M. ile dava dışı çocuklarına intikal ettirdiği, çocukların anne ve babaları olan davalılara satış suretiyle temlik ettikleri, 14.2.1990 günlü belediye encümen kararı ile bir kısmının bedelsiz olarak yola terkininden sonra kalan bölümler tevhit edilmek suretiyle 5445 parsel numarası ile davalılar adına yazıldığı, daha sonra 10 blok halinde 80 daireli inşaat yapılmak üzere kat irtifakı kurulduğu ve dahili davalılara satıldığı anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere, tescilin nedenini teşkil eden idari karar iptal edilmediği, hukuki varlığını koruduğu sürece açılan tapu iptali tescil davasının dinlenebilme olanağı yoktur. Diğer bir deyişle tapu kütüğündeki tescilin idari karara dayanması halinde kararın idari yargı yerinde tashihi ya da iptali cihetine gidilmesi ve idari yargı kararının da kesinleşmesiyle tapudaki tescil işlemi hukuksal nedenini yitirir ve bu işlem (tescil işlemi) öncesini kapsamak üzere yolsuz tescil niteliğini alır. Ancak o takdirde hak sahibi tapu kütüğündeki kaydın iptali ya da tashihi için genel mahkemede (adli yargı yerinde) dava açabilme olanağına kavuşur.
Sonuç: Temyize konu hüküm bu gerekçe ile ve sonucu itibariyle doğrudur. Davacı Hazinenin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddi ile ONANMASINA, Harçlar K.nun değişik 13. maddesinin (J) bendi gereğince Hazineden harç alınmasına yer olmadığına 28.09.1998 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy