(3083 S. K. Geç. m. 1) (1757 S. K. m. 12)
Dava: Davacı tarafından, davalı aleyhine açılan iptal, tescil davasının yapılan yargılamasında, mahkemece davanın reddine dair verilen karar davacı ve katılan vekilleri tarafından, duruşma istemli temyiz edilmekle duruşma günü olarak saptanan 22.10.1999 Cuma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden Tarım Reformu Genel Müdürlüğü vekili Avukat Ahmet Elçi ve Hazine vekili Av. Altan Altunbağ geldiler, davetiye tebliğine rağmen temyiz edilen vs. vekili avukat gelmedi, yokluğunda duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı bilahare dosya İncelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı Hazine vekili, Yalıntaş köyünde davalıya ait bir kısım taşınmazların mülga 1757 sayılı yasa uyarınca Tarım Reformu Genel Müdürlüğü adına kamulaştırılıp Hazine adına tescil edildiğini daha sonra l.12.1984 tarihinde yürürlüğe giren 3083 sayılı yasanın geçici 1. maddesi hükmüne göre Yalıntaş köyünde 248 nolu parselin iade edildiğini ancak yapılan iadenin hesap ve tahvil hatası sonucu davalıya 304.975 dekarlık fazla arazi verildiğinin anlaşıldığını ileri sürerek tahvil ve hesap hatası sonucu davalıya fazla verilen 304.975 m2 lik taşınmazın davalı üzerindeki tapusunun iptali ile Hazine üzerine tescilini istemiş, davaya müdahil sıfatı ile katılan Toprak Tarım Reformu Genel Müdürlüğü de aynı iddiayı ileri sürmüştür.
Davalı ise, yapılan iade işleminde hiç bir hatanın olmadığını yersiz olduğunu yersiz açılan davanın reddini istemiştir.
Mahkemece,1757 sayılı yasa uyarınca yapılan komisyon evrakı 3083 sayılı yasaya göre, alınan iade kararına ilişkin tüm evraklar ve tapu kayıtları getirtilip mahallinde keşif yapılmış 3 bilirkişiden rapor alınmış, bu bilirkişiler raporuna bağlı kalınarak davanın reddine karar verilmiştir. Ne var ki, bilirkişi raporu tarafların iddia ve savunmalarını karşılayacak biçimde olmayıp tamamen soyut nitelik taşımaktadır.
Böyle yetersiz bilirkişi raporuna göre karar verilmesi ve adil bir sonuca ulaşılması olanaksızdır.
Hal böyle olunca, mahallinde konunun uzmanı toprağın fiziki durumu verim ve kalitesini bilecek durumda olan 3 uzman bilirkişi aracılığıyla keşif yapılarak öncelikle davalıdan 1757 sayılı yasaya göre komisyon yolu ile alınan taşınmazın daha sonra 3083 sayılı yasa uyarınca kendisine iade edilen dava konusu taşınmazların toprak yapısı verimlilik durumları ve nitelikleri itibarı ile ayrı ayrı tetkik ettirilip karşılaştırılması yaptırılarak hangi gurup arazi niteliğinde olduğunun açıklığa kavuşturulması ve buna göre davalıya verilen arazinin niteliğinde ve buna bağlı olarak bir hatanın bulunup bulunmadığının kesin olarak saptanması ve bundan sonra bir karar verilmesi gerekir.
Bu hususlara açıklık getirilmeyen yetersiz bilirkişi raporuna göre karar verilmesi yolsuzdur. Davacıların temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle HUMK. nun 428.maddesi uyarınca BOZULMASINA, peşin alınan harcın temyiz edene geri verilmesine,16.5.1999 tarihinde yürürlüğe giren avukatlık ücret tarifesinin 14.maddesi gereğince gelen temyiz eden vekilleri için 65.000.000 lira duruşma avukatlık parasının temyiz edilenden alınmasına 22.10.1999 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy