(818 S. K. m. 28)
Dava: Davacılar tarafından, davalılar aleyhine açılan tapu ve tescil davasının yapılan yargılamasında, mahkemece davanın reddine dair verilen kararın davacılar tarafından temyizi üzerine dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dosya içeriğine ve toplanan delillere göre davacı İ. hakkındaki davanın reddedilmiş olmasında bir isabetsizlik yoktur. Öte yandan, vesayeten temsil edilen hakkının hukuki ehliyete sahip olduğu Adli Tıp Kurumu'nun 22.3.1999 tarihli raporuyla saptanmıştır. Öyle ise ehliyetsizlik iddiasının reddedilmesi de doğrudur.
Ne var ki dava dilekçesinin içeriğinden açıkça hile ile hataya düşürülme (hlus ve saffetinden yararlanılarak kandırılma) iddiasına da dayanıldığı anlaşılmaktadır. Bu itibarla, olayda hile ile hataya düşürülme yönünden de araştırma yapılmasında zorunluluk vardır. Esasen, maddi vakıaları bildirmek taraflara, hukuki tavsifi yapıp olaya uygulanacak kanun hükmünü bulmak hakime aittir.
Bilindiği üzere hile, genel olarak bir kimseyi idarede beyanında bulumaya, özellikle sözleşme yapmaya sevk etmek için onda kasten hatalı bir kanı uyandırmak veya esasen var olan hatalı bir kanıyı koruma yahut devamını sağlamak şeklinde tanımlanır. Hata da yanılma hile de yanıltma söz konusudur. BK'nin 28/1 maddesinde açıklandığı üzere taraflardan biri diğer tarafın kasıtlı aldatmasıyla sözleşme yapmaya yöneltilmişse hata esaslı olmasa bile aldatılan taraf için sözleşme bağlayıcı sayılamaz. Değinilen koşulların varlığı halinde aldatılan taraf hakkını kullanma suretiyle hukuki ilişkiyi geçmişe etkili (makable şamil) olarak ortadan kaldırabilir ve verdiği şeyi geri isteyebilir.
Öte yandan, hile her türlü delille, ispat edilebileceği gibi iptal hakkının kullanılması hiç bir şekle bağlı değildir. Hilenin öğrenildiği tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde karşı tarafa yöneltilecek bir irade açıklaması, defi yalnız dava yoluyla da kullanılabilir.
Hal böyle olunca, yukarıda değinilen ilkeler gözetilerek toplanan ve gerektiğinde toplanacak delillerin hile iddiası çerçevesinde de değrelendirilmesi ve sonuca göre bir hüküm kurulması gerekirken, eksik inceleme ile yazılı olduğu üzere karar verilmesi doğru değildir. Davacı Hakkı'nın temyiz itirazları açıklanan nedenlerden ötürü yerindedir. Kabulü ile hükmün HUMK'nun 428. maddesi uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın temyiz edene geri verilmesine, 15.12.1999 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy