(743 S. K. m. 618) (1086 S. K. m. 275)
Davacı tarafından, davalı aleyhine açılan elatmanın önlenmesi, alacak davasının yapılan yargılamasında, mahkemece davanın kabulüne dair verilen karar, davalı tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle duruşma günü olarak saptanan 13.4.1999 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden vekili Avukat Y. Doruk geldi, davetiye tebliğine rağmen temyiz edilen vekili avukat gelmedi, yokluğunda duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi iş karara bırakıldı, bilahare dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı, davalı şirketin maden sahasından çıkartılan toprak ve molozları kendisine ilişkin parsellerin yan tarafına dökmek suretiyle tarım yapılamaz duruma getirdiğini, kavak ve meyve ağaçlarına zarar verdiğini ileri sürerek elatmanın önlenmesini ve zararın tazminini istemiştir.
Davalı şirket bayii ile davacı arasında 6.4.1986 ve 20.10.1988 günlü harici sözleşmeler gereğince davacının iddiaya ait zararın ödendiğini, söz konusu molozun eski döküm olduğunu savunmuştur. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Öte yandan, her iki taraf davadan önce ayrı ayrı tespitler yaptırmış, bu tespitlere taraflarca itiraz edilmesine karşın; mahkemece herhangi bir uygulama ya da keşif yoluna gidilmeden, anılan tespitler esas alınmak suretiyle hükme varılmıştır. Bu durumda, iddia ve savunmanın içeriği itibariyle olayda sağlıklı bir sonuca ulaşılabilmesi için, dava konusu parsellerin ilk tesisinden, bütün tedavülleri ile birlikte getirtilmesi, davalının bayii M
. AŞ şirketi ile davacı yan arasında dava konusu parselleri de kapsayan bir anlaşmanın bulunup bulunmadığının tespiti, zarar konusu eylemin ve dökülen toprak ile molozun, anılan anlaşmanın geçerli ve yürürlükte bulunduğu döneme ait olup olmadığının kesin şekilde ortaya çıkarılması; o döneme ilişkin ise elatmanın ve zararın miktar ve kapsamının duraksamaya yer vermeyecek biçimde, bilirkişi kurulundan alınacak bir raporla belirlenmesi çelişki varsa giderilmesi, hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, noksan soruşturmayla yetinilerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir. Davalının temyiz itirazı yerindedir. Kabulüyle hükmün belirtilen sebeplerden ötürü HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan harcın temyiz edene geri verilmesine, 16.5.1997 gününde yürürlüğe giren Avukatlık ücret tarifesinin 14. maddesi gereğince gelen temyiz eden vekili için 20.000.000 TL. duruşma avukatlık parasının temyiz edilenden alınmasına 13.04.1999 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy