(2981 S. K. m. 10)
Dava: Davacı tarafından, davalı aleyhine açılan davada, Mahkemece davanın görev yönünden reddine dair verilen karar süresinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı, imar uygulaması sonucu tamamı kendisine verilen 13 numaralı parselin, 1/3 payının Belediye Encümeninin 22.8.1995 tarihli ikinci kararıyla iptal edilerek, davalı Sabri Bulut adına tescilinin yolsuz olduğunu ileri sürerek iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur.
Davalılardan Belediye, davaya İdare Mahkemesinde bakılması gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, idari yargı yerinin görevli olduğundan bahisle davanın görev yönünden reddine karar verilmiştir.
Toplanan delillere ve tüm dosya içeriğine göre; yörede 2981 ve 3290 sayılı yasalar uyarınca yapılan çalışmalar sonucunda 1027 ada 13 parselin tamamının 1987 yılında davacı adına tescil edildiği, davalılardan S. Bulut'un müracaatı üzerine Belediye Encümeninin 22.8.1995 gün, 1645-1644 sayılı kararı ile 13 parselin 1/3 payının önce Belediye sonra davalı Sabri Bulut adına tesciline davacının payının bedele dönüştürülmesine karar verildiği anlaşılmıştır. Hemen belirtmek gerekir ki; bir idari kararın yetkili merciince yasada belirtilen biçim ve koşullara uyulmak suretiyle iptal edilebileceğinde kuşku yoktur. Nitekim kadastro tesbitlerinde ve 3290 sayılı yasa ile değişik 2981 sayılı yasanın 10/b maddesine göre yapılan imar uygulamalarında tesbit tutanağının kesinleşmesine kadar yapılan işlemler, yetkili mercilerce değiştirilebilmekte veya iptal edilebilmektedir. Ne var ki, somut olayda olduğu gibi imar işlemi kesinleştikten, tapu kayıtları oluştuktan sonra Belediye Encümeninin o imar tapularına esas alınan idari kararı iptal etme yetkisi ortadan kalkmıştır. Kesinleşen ve tapuya bağlanan imar uygulamasına ilişkin idari kararın iptaline karar verilse dahi, yeni bir imar uygulaması niteliği taşımayan ve yetkisi sona eren idari merciice verilen bir veya birkaç imar parseline yönelik bu tür kararlar yok hükmündedir. Benzer olaylarda tesbit tutanaklarının kesinleşmesinden sonra kadastro tesbit komisyonlarının yetkisi sona erdiğinden, mahkeme kararı olmaksızın tapu kayıtlarında hiçbir değişiklik yapılmamakta veya tapu iptal edilememektedir. (HGK. 19.4.1995 tarih, 109/397 S.K.)
O halde, yok hükmünde olan 22.8.1995 tarihli Encümen Kararına değer verilerek, davacıya ait 13 imar parselinin 1/3 payının davalı S. Bulut adına tescil işlemi yolsuz tescil niteliğindedir.
Sonuç: Hal böyle olunca, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek yazılı olduğu biçimde hüküm kurulması doğru değildir. Davacının temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine 24.05.1999 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy