(1086 S. K. m. 428) (818 S. K. m. 31)
Davacı tarafından, davalılar aleyhine açılan davada, Mahkemece verilen karar süresinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Dava, çekişmeli taşınmaza kat karşılığı inşaat sözleşmesi ile apartman inşa edildiğini, arsa sahibi ile yüklenicinin belli oranda paylaşım yapılacağı konusunda anlaştıklarını, ancak inşaata daha sonra kaçak kat ilave edildiğini, kaçak kattaki dairelerin satışını yapabilmek için toplam inşaat üzerinden 54/200 arsa payını 12 nolu dairede topladıklarını, bunun 12 nolu dairenin çok kıymetli ya da büyük olması ile ilgili olmadığını, arsa payları bulunmayan daireleri satabilmek için kanuna karşı hile kullanıldığını, kendisinin 12 nolu dairede oturduğu halde 6/200 payı bulunduğunu, bu dairede paydaş görünen şahıslarında aslında kendilerine ait kaçak bağımsız bölümlerde oturduklarını ileri sürerek muvazaalı biçimde davalılar üzerine haksız olarak oluşan pay tapularının iptalini talep etmiştir.
Toplanan deliller ve tüm dosya içeriğine göre 74 ada 2 parseli teşkil eden taşınmazın üzerine kat karşılığı inşaat sözleşmesine ve tasdikli inşaat projesine göre yapılan binanın 3 katlı olması gerekirken arsa sahibi ile müteahhidin anlaşarak 3 kat daha ilave etmek suretiyle 6 kat şeklinde inşaa ettikleri, 11 adet kaçak bağımsız bölüm yapıldığı davacının da 12 nolu bağımsız bölümün 6/200 payını l8.5.l992 tarihinde 3 milyon lira karşılığında D. Ç.'dan satın aldığı aynı bağımsız bölümde davalı şahıslara da pay verildiği, Bakırköy 2.Sulh Hukuk Mahkemesinin 93/589 esas, 95/774 karar sayılı dosyasındaki 29.6.1995 tarihli bilirkişi raporu ile sabittir.
Öte yandan, bilirkişi raporunda belirtildiği üzere 10 ve 12 nolu bağımsız bölümlerin arsa paylarının kaçak bağımsız bölümler düşünülmek suretiyle yüksek gösterildiği de anlaşılmaktadır. İddianın ileri sürülüş biçimi ve toplanan delillere göre davacının bağımsız bölümü satın alırken serbest iradesiyle sözleşme yaptığı sonucuna varılmaktadır. Davacının hata ve hileye düşürüldüğü iddiasına dayanmadığı 12 nolu dairenin davalılar adına yolsuz oluşan pay tapularının düzeltilmesi isteğinde bulunduğu açıktır. Bu itibarla olayda Borçlar Kanunun 31. Maddesinin uygulama yeri yoktur. Hal böyle olunca, işin esasına girilmesi, tüm delillerin toplanması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, hak düşürücü süreden bahisle davanın reddedilmesi isabetsizdir. Davacının temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA,, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine 09.10.2000 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)