(743 S. K. m. 2, 634, 912) (818 S. K. m. 213) (2644 S. K. m. 26)
Dava: Davacı tarafından, davalı aleyhine açılan elatmanın önlenmesi ve ecrimisil davasının yapılan yargılamasında, Mahkemece davanın kabulüne dair verilen karar davalı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle, duruşma günü olarak saptanan l1.3.2000 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden vekili Avukat Hasan Çetin geldi, davetiye tebliğine rağmen temyiz edilen vekili avukatlar gelmediler, yokluklarında duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı bilahare dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı, eski 4l1, yeni 1026 nolu ana parselde 35 ve 36 nolu özel parsellerin maliki olduğunu, davalının, 35 nolu özel parseli haksız biçimde işgal ederek yapılandığını açıklayarak men, kal (yıkım) ve ecrimisil istemiştir. Davalı yan, aynı ana parselde kendisinin de paydaş olduğunu ve çekişmeli 35 sayılı özel parselin kendisine tahsis edildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bilindiği üzere; paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan payına vaki elatmanın önlenilmesini her zaman isteyebilir. Hatta iştirak halinde mülkiyette dahi paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan paydaş aleyhine elatmanın önlenilmesi davası açabilir. Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı bir kısım yer varsa açacağı elatmanın önlenilmesi davasının dinlenme olanağı yoktur. Yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorununu elatmanın önlenilmesi davası ile değil, kesin sonuç getiren taksim veya şuyun satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlemesi gerekmektedir.
Öte yandan, yurdumuzda sosyal ekonomik nedenlerle kırsal kesimlerden kentlere aşırı akım, nüfus çoğalması, büyük mesken ve işyeri ihtiyacı nedeniyle hızlı yapılaşma karşısında görevli mercilerin aciz kalmaları veya çeşitli nedenlerle göz yummaları sonucu, izinsiz, ruhsatsız, resmi kayıtlara bağlanmayan büyük yerleşim alanları oluştuğu, bu arada paylı taşınmazların tapuda resmi ifrazları yapılmadan paydaşlar arasında haricen veya fiilen taksim edilip üzerlerine büyük mahalleler hatta beldeler yapıldığı bir gerçektir. Bilindiği üzere M.K.nun 634, B.K.nun 213, T.K.nun 26. maddeleri hilafına tapulu taşınmazlarda harici veya fiili taksim ile payların mülkiyeti ana taşınmazdan ayrılamaz.
Ne var ki, taşınmazın kullanma biçimi tüm paydaşlar arasında varılan bir anlaşma ile belirlenmiş yada fiili bir kullanma biçimi oluşmuş, uzun süre paydaşlar bu durumu benimsemişlerse kayıtta paylı, eylemsel olarak (fiilen) bağımsız bu oluşumun tapuda yapılacak resmi taksime veya şuyun satış suretiyle giderilmesine yahut o yerde bir imar uygulaması yapılmasına kadar korunması, akte vefa kuralının yanında M.K. nun 2. maddesinde düzenlenen iyi niyet kuralının da bir gereğidir. Aksi halde, pek çok kimse zarar görecek toplum düzeni ve barışı bozulacaktır.
O halde, paydaşlar arasındaki elatmanın önlenilmesi davalarında öncelikle tüm paydaşları bağlayan harici bir taksim sözleşmesi ve özel bir parselasyon planın olup olmadığı veya fiili kullanma biçiminin oluşup oluşmadığı üzerinde özenle durulmalı, varsa çekişmeli yerin kimin kullanımına terk edildiği saptanılmalı, harici veya fiili taksim yoksa uyuşmazlık yukarıda değinildiği gibi, M.K. nun müşterek mülkiyet hükümlerine göre çözümlenmelidir.
Somut olaya gelince; dosyadaki tapu kayıtlarıyla, uzman bilirkişilerin kroki ve raporları ile kamulaştırma evrakı ve eklerine göre 4l1 parsel sayılı l1.800 m2 miktarlı ana taşınmazın özel parselasyona tabi tutulduğu emlakçı aracılığıyla özel parselasyon haritasından yer gösterilerek ve tapuda pay satışlarıyla davacı, davalı ve dava dışı bir çok kişiye satış yapıldığı ancak özel parselasyon haritasının tapuya yansımadığı ana parselin 25.6.1977 tarihinde iki kısma ifraz edildiği ifraz sonucu 3318 m2 miktarlı 1025 ile 18482 m2 miktarlı 1026 nolu parseller oluşturulduğu davacının eski 4l1 parselden 285/21800 payı 19.10.19l1 tarihinde satın aldığı karşılığı olarak 35 ve 36 nolu özel parseller noterlikte düzenlenen tahsis beyanı ve muvafakatnameyle davacıya 24.6.1987 tarihinde bayii İsa tarafından tahsisinin yapıldığı, davalının ise 177/21800 payını 5.3.1982 tarihinde satın aldığı ve kendisine noterlikte düzenlenen tahsis beyanı ve muvafakatnameyle 35 nolu özel parselin satıcısı Hamza tarafından tahsis edildiği sabittir.
Öte yandan Esenler Tapu Sicil Müdürlüğünün 24.9.1999 gün ve 1907 nolu yazılarından ...4l1 nolu parselde 285/21800 pay 19.10.19l1 tarih ve 13746 yevmiye ile Mehmet Uludağ (davacı) adına kayıtlı iken 25.3.1977 tarih ve 9929 yevmiye ile ifrazen 1025 parsele nakledilmiş olup, bu parseldeki 285/21800 olan hissesi 14.5.1979 tarih ve 974 yevmiye ile TC.Karayolları Genel Müdürlüğünce istimlak edilmiştir.Yine Mehmet Uludağ'ın 1026 parseldeki 285/21800 hissesi 2.7.1987 tarih ve 5178 yevmiye ile 123/21800 payı uhdesinde bırakılarak arta kalan 162/21800 hissesinin de Karayolları Genel Müdürlüğünce kamulaştırıldığı ... anlaşılmaktadır. Ayrıca Karayolları Genel Müdürlüğü 17.Bölge Müdürlüğünün 25.6.1987 tarihli Tapu Müdürlüğüne yazılan yazısından ise ...1026 parseldeki Mehmet Uludağa ait 285/21800 paydan 162/21800 payın yola isabet etmesi nedeniyle kamulaştırıldığı Medeni Kanunun 912/2.maddesi uyarınca bu kısmın sicilden çıkarılması gerektiği ve 36 nolu özel parselin kamulaştırma kapsamında kaldığı ... görülmüştür. Kaldı ki ana taşınmazda boş alan olup olmadığı fiili kullanma biçiminin oluşup oluşmadığı net olarak saptanmamıştır.
Hal böyle olunca, öncelikle eski 411 yeni 1025 ve 1026 parsel kayıtlarının ilk tesisinden itibaren tüm tedavülleriyle birlikte merciinden getirtilmesi, davacının eski 4l1 parseldeki payı ile ifrazla oluşturulan 1025 ve 1026 nolu parsellerdeki paylarının belirlenmesi mükerrerlik varsa ilgilisine iptal ve tescil davası açması için önel verilmesi, mükerrerlik yoksa o takdirde yerinde yeniden uzman bilirkişiler aracılığıyla kapsamlı bir keşif yapılarak ana taşınmazlarda kamulaştırılan kısımların haricinde yanların zilyetliğinde başkaca yer olup olmadığının belirlenmesi, başka bir anlatımla davacıya verilebilecek boş alanın bulunup bulunmadığının açıklığa kavuşturulması tüm paydaşları bağlayan eylemli kullanma biçiminin oluşup oluşmadığının araştırılması böylece yukarıda değinilen ilkeleri karşılar kapsamda araştırma ve soruşturmanın tamamlanarak hasıl olacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken noksan soruşturmayla yetinilerek yazılı olduğu biçimde hüküm kurulması isabetsizdir. Davalının temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan harcın temyiz edene geri verilmesine, 16.5.1999 tarihinde yürürlüğe giren Av. ücret tarifesinin 14.maddesi gereğince gelen temyiz eden vekili için 65.000.000 lira duruşma Av. parasının temyiz edilenden alınmasına 11.03.2000 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy