(3402 S. K. m. 12)
Dava: Davacı tarafından, davalı aleyhine açılan davada, Mahkemece verilen karar süresinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar. Davacılar çekişmeli 63 parselin tapu kaydına davalı idarece vakıf şerhi konulduğunu ileri sürerek şerhin terkinini istemişlerdir.
Mahkemece, taviz bedeli ödenmeksizin şerhin terkin edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Gerçekten, noksanın tamamlatılması yoluyla getirtilen kadastro tutanak örneği ve ana kadastral 44 sayılı parsel kaydına göre, kadastroca taşınmazın nev'i hanesinde aslının vakıf olduğunun gösterilmediği, kadastro tespitinin her türlü takyidattan ari olarak hazine adına tespit yapılıp, 1953 yılında kesinleştiği, davacıların ise ana kadastral parseli de satın alma ve intikal suretiyle pay sahibi olup, ana kadastral parselden müfrez 63 no'lu kaydı taksim suretiyle edindiği anlaşılmaktadır.
Hemen belirtilmelidir ki, davalı idarenin kadastro öncesi hakkının 3402 sayılı Kadastro Yasası uyarınca tasfiye hükümleri kapsamına gireceği ve anılan kanunun 12/3 maddesinde ifade edilen on yıllık hak düşürücü süre içerisinde kadastral kayıtlara yansıtılmadığı taktirde kayıt malikleri tarafından açılan şerhin terkini davalarında vakfın tavize tabi olup olmadığı yönünden gerekeceği kuşkusuzdur.
Hal böyle olunca, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir.
Sonuç: Davacıların temyiz itirazı yerindedir, kabulü ile hükmün açıklanan nedenden ötürü HUMK'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine 15.11.2000 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy