(4721 S. K. m. 645, 683) (3402 S. K. m. 20) (1086 S. K. m. 275)
Dava: Davacı tarafından, davalı aleyhine açılan elatmanın önlenmesi davasının yapılan yargılamasında,mahkemece davanın reddine dair verilen kararın davacı vekili tarafından temyizi üzerine dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü.
Karar: Dava,tapu kaydı ve zilyetliğe dayalı elatmanın önlenmesi,3091 sayılı yasa uyarınca verilen men kararının iptali isteğine ilişkindir.
3091 sayılı yasa uyarınca kaymakamlıkça verilen men kararı idari nitelikte bulunduğundan ve buna ilişkin isteklerinde idari yargı yerinde incelenmesi gerektiğinden anılan istek yönünden ret kararı verilmesinde bir isabetsizlik yoktur.
Çekişme konusu taşınmaz davalı zilyetliğinde ise de, mülkiyetinin 1957 yılından beri ihtilaflı olması nedeniyle davacı yararına kazandırıcı zamanaşımı ile mülk edinme koşullarının oluşmadığı tanık sözleri ve tüm dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.
Ancak dayanılan tapu kaydının uygulanması yanlar arasındaki uyuşmazlığı sona erdirecek ve hüküm kuracak nitelikte değildir.
Bilindiği üzere; harita ve krokisi bulunan tapu kayıtlarına Medeni Kanunun 645, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 20.maddesi uyarınca kapsam belirleneceği kuşkusuzdur. Ancak böyle bir harita ve kroki yoksa veya uygulanabilir nitelik taşımıyorsa öncelikle tapu kaydının ilk tesisinden itibaren tüm gittileri ile birlikte Tapu Sicil Müdürlüğünden istenilmesi, gitti kayıtlarının yüzölçümlerinde veya sınırlarında bir değişiklik varsa dayandığı belgelerin incelenip, doğru ve yasal bir nedenin bulunup bulunmadığının araştırılması, doğru esasa dayanmıyorsa, ilk tesisin deki sınırlara itibar edilmesi, ayrıca uygulamada yararlanmak üzere varsa komşu taşınmaz kayıtlarının getirtilmesi, böylece yanların dayandığı, usulüne uygun olarak çıkarılmış tüm belgeler toplandıktan, dosya öteki yönlerden de keşfe hazır hale geldikten sonra yöreyi iyi bilen yaşlı ve yansız yerel bilirkişi veya bilirkişiler aracılığı ile uygulama yapılması, kayıtlardaki her sınır yerel bilirkişi veya bilirkişilerden sorulup arazi üzerinde tespit edilmesi; gerektiğinde sınırlar hakkında açıklayıcı doyurucu bilgiler alınması, bilinmeyen sınırlar yönünden taraflara tanık dinletme olanağının sağlanması, komşu taşınmaz kayıtlarınında aynı şekilde uygulanarak yerel bilirkişi ve tanık sözlerinin denetlenmesi gerekir. Öte yandan sınırlar değişebilir nitelikte ise veya tam olarak kapanmayıp açık yönler kalıyorsa, kayda değişmez sınırlarla bağlantı kesilmemek suretiyle miktarına göre kapsam belirlenmesi, ayrıca tapu fen memuru veya mühendisi sıfat ve yeteneğini taşıyan uzman bilirkişi veya bilirkişilerden keşifte saptanan bilgi ve bulgulara uygun ve uygulamayı tam olarak yansıtan, infaza elverişli rapor ve kroki alınması zorunludur.
Hal böyle olunca, tapu kaydının yukarıda değinilen biçimde uygulanarak çekişmeli taşınmazın tapu kapsamında olup olmadığının duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, noksan soruşturma ile yetinilerek davanın reddedilmesi doğru değildir.
Sonuç: Davacının temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK'nun 428.maddesi gereğince bozulmasına, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 04.12.2000 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy