(406 S. K. m. 14) (2942 S. K. m. 38)
Davacı tarafından, davalı aleyhine açılan davada, mahkemece verilen karar süresinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü
Hükmüne uyulan bozma ilamında, 406 sayılı Telgraf ve Telefon Kanunu'nun 14. maddesinde Hükümet eşhasın tahtı tasarrufundaki arazinin dahilinde ve emlak ve müessesatın haricinde telgraf ve telefon tesisatı inşaasına selahiyettardır. Ancak, yapılacak tesisat işbu arazi ve emlak ve müessesatın istimal ve istifadesini helaldar etmemelidir denildiği belirtilip bu durumda kanunun uzmanı olan bir bilirkişi aracılığıyla yerinde yeniden keşif yapılması, bilirkişiden yapılan tesisatın yukarıda değinilen madde kapsamına girip girmediği yolunda ayrıntılı rapor alınması ve özel yasa hükmü değerlendirilmek suretiyle bir hüküm kurulması öngörülmüştür. Bozma ilamı doğrultusunda yapılan soruşturmaya ilişkin bilirkişi raporunda ise, parsel içinde kalan taşınmazların ve bahçe duvarlarının tamamlanmış olması ile anılan yer altı güzergahının bahçe duvarı dışında fiilen yola terkedilen kaldırım üzerinde kalması bakımından, anılan yer altı güzergahının engelleyici bir durumunun olmadığı"na değinilmiş; mahkemece de bilirkişi raporu esas alınarak davanın reddine karar verilmiştir. Ne var ki, dava konusu yeraltı güzergahının fiilen yola terkedilen kaldırımda kaldığına göre çap kaydının geçerliliği ile ilgili bu yön üzerinde resen durulmasında kamulaştırma yasasının 38. maddesinin olayda uygulama yerinin bulunup bulunmadığının araştırılmasında da zorunluluk vardır.
Öte yandan, kişi ya da kişilerin tapu kaydına dayalı mülkiyet sınırları içerisinde kendi iradeleriyle ihata duvarı çekmeleri, ihate duvarı dışında kalan bölüm üzerindeki mülkiyet hakkını kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Nitekim, davacı bilirkişi raporuna itirazında, kendisinin de hukukçu olduğunu; bu nedenle ihkakı hak suretiyle telefon kablolarına zarar vererek arazisinin duvarını örmek yerine geçici bir süre için arazi sınırından 1,5 m kadar içeriden duvarı örüp mağduriyetinden dolayı dava açtığını; bilirkişiden ek rapor alınarak duvarı gerçek sınıra çekmesi durumunda ne gibi sonuçlar çıkacağının tespitini; buna göre karar verilmesi gerektiğini bildirmiş, itiraz çerçevesinde rapor alınmasını istemiştir.
Hal böyle olunca öncelikle kamulaştırma yasasının 38. maddesinin olayda uygulama yönünde gerekli araştırmanın yapılması, öngörülen koşullar gerçekleşmemişse bilirkişiden davacının itirazlarını karşılayan; özellikle davacıya ait mülkiyet hakkının engellenip engellenmediğini ve mülkiyet sınırına yapılacak bir duvarla çekişmeli kablonun korunup korunamayacağını; diğer bir deyişle, kablonun etkilenip etkilenmeyeceğini açıklayan ayrıntılı ek bir rapor alınması gerekirken, değinilen itiraz karşılanmadan yazılı olduğu üzere davanın reddi isabetsizdir.
Sonuç: Davacının temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, peşin alınan harcın temyiz edene geri verilmesine 13.12.2000 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy