(3083 S. K. Geç. m. 1) (1757 S. K. m. 12)
Dava: Davacı tarafından, davalı aleyhine açılan tapu iptali, tescil davasının yapılan yargılamasında, Mahkemece davanın reddine dair verilen karar davacı hazine vekili ile müdahil vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle: duruşma günü olarak saptanan 4.4.2000 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden Hazine vekili Av. Aynur Sökmen ve Tarım Reformu Genel Müdürlüğü vekili Av. Ahmet Atilla geldiler, davetiye tebliğine rağmen temyiz edilenler gelmediler, yokluklarında duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı, bilahare dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı Hazine, Faik köyünde bulunan ve davalılara ait olan bir kısım taşınmazların Mülga 1757 sayılı yasa uyarınca Tarım Reformu Genel Müdürlüğü adına kamulaştırılıp hazine adına tescil edildiğini, daha sonra l.l2.l984 tarihinde yürürlüğe giren 3083 sayılı yasanın geçici l. maddesi hükmüne göre iadeler yapıldığını, ancak hesap ve tahvil hatası sonucu davalılara fazla miktarda iade yapıldığını ileri sürerek fazla verilen taşınmazların davalılar üzerindeki tapusunun iptali ile hazine üzerine tescilini istemiş, davaya Müdahil sıfatı ile katılan Toprak Tarım Reformu Genel Müdürlüğü de aynı iddiayı ileri sürmüştür.
Mahkemece, 1757 sayılı yasa uyarınca yapılan komisyon evrakı, 3083 sayılı yasaya göre alınan iade kararına ilişkin tüm evraklar ve tapu kayıtları getirtilip mahallinde keşif yapılmış, üç bilirkişiden rapor alınmış, bu bilirkişiler raporuna bağlı kalınarak davanın reddine karar verilmiştir. Ne var ki, bilirkişi raporu tarafların iddia ve savunmalarını karşılayacak biçimde olmayıp, tamamen soyut içeriklidir. Böyle yetersiz bilirkişi raporuna göre karar verilmesi ve adil bir sonuca ulaşılması olanaksızdır.
Hal böyle olunca, mahallinde konunun uzmanı, toprağın fiziki durumu, verim ve kalitesini bilecek durumda olan üç uzman bilirkişi aracılığı ile keşif yapılarak öncelikle davalılardan l757 sayılı yasaya göre komisyon yolu ile alınan taşınmazın, daha sonra 3083 sayılı yasa uyarınca iade edilen dava konusu taşınmazların toprak yapısı, verimlilik durumları ve nitelikleri itibariyle ayrı ayrı tetkik ettirilip karşılaştırılması yaptırılarak hangi gurup arazi niteliğinde olduğunun açıklığa kavuşturulması ve buna göre davalılara verilen arazinin niteliğinde ve buna bağlı olarak bir hatanın bulunup bulunmadığının kesin olarak saptanması ve bundan sonra bir karar verilmesi gerekir. Bu hususlara açıklık getirmeyen yetersiz bilirkişi raporuna göre karar verilmesi yolsuzdur.
Öte yandan, davalılar arasında taşınmazları temlik alan üçüncü kişiler var ise bunların iyi niyetli olup olmadıkları üzerinde durulması gerektiği de kuşkusuzdur.
Sonuç: Davacıların temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün yukarda açıklanan nedenlerden ötürü HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 16.5.1999 tarihinde yürürlüğe giren avukatlık ücret tarifesinin 14. maddesi gereğince gelen temyiz eden vekilleri için 65.000.000 lira duruşma avukatlık parasının temyiz edilenden alınmasına, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine 04.04.2000 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy