(3402 S. K. m. 25)
Davacı tarafından, davalı aleyhine açılan davada, Mahkemece verilen karar süresinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı, 1 parsel sayılı taşınmazın, kadastro mahkemesinin ilamına göre davalıların murisi adına tescil edildiğini, çekişmeli taşınmaza revizyon gören tapu kaydından, dava görülmekte iken pay satın aldığını, tespit sonrası bir neden olduğu için hakkının kadastro mahkemesinde dikkate alınmadığını ileri sürerek payı oranında iptal ve tescil istemiştir.
Gerçekten, getirtilen kadastro mahkemesine ait itiraz dosyasındaki belge ve bilgilerden eldeki davada dayanılan pay devrinin 1985 yılında yapılmış olmasına karşın kadastro tespitine itiraz davasının değinilen pay devir kaydına değil, zapta geçen ve imzayla doğrulanan 1983 tarihli anlaşma uyarınca sonuca bağlandığı ve hükmünde temyiz incelemesinden geçerek kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Hemen belirtmek gerekir ki, kadastro tespiti; en yalın anlatımıyla taşınmaz ya da taşınmazların tespit günündeki geometrik ve hukuki durumlarının belli edilmesi şeklinde tanımlanır. Bu tanıma göre Kadastro Mahkemesinin 83 tarihli anlaşmada öngörülen ve tespit öncesini kapsayan hakka göre sonuca gitmesi ve hüküm kurması doğrudur. Öte yandan tespit sonrası ortaya çıkan hak durumlarının kadastroyu ve Kadastro Mahkemesini de ilgilendirmeyeceği kuşkusuzdur.
Hal böyle olunca 25/10/1996 tarih 69-110 sayılı Kadastro Mahkemesine ait kesinleşmiş kararın eldeki davada ileri sürülen iddianın dinlenilmesine engel teşkil edemeyeceğinin, gözetilerek işin esasının incelenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir.
Davacı vekilinin temyiz itirazı yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenden ötürü HUMK.nun 428. maddesi gereğince (BOZULMASINA), peşin alınan harcın temyiz edene geri verilmesine, 22/03/2000 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy