(3402 S. K. m. 20) (743 S. K. m. 645) (1086 S. K. m. 284)
Dava: Davacı tarafından, davalı aleyhine açılan davada, mahkemece verilen karar süresinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı hazine, çekişmeli 12 parsel sayılı taşınmaza kadastro tespitinde uygulanan dayanak tapu kayıtlarının bu parsele ait olmadığını, 68 sayılı parsele uyduğunu, 12 nolu parselin devletin hüküm ve tasarrufunda bulunan yerlerden olduğunu ileri sürmüş ve tapusunun iptali ile hazine adına tescilini istemiştir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Bilindiği üzere; harita ve krokisi bulunan tapu kayıtlarına Medeni Kanunun 645, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 20. maddesi uyarınca kapsam belirleneceği kuşkusuzdur. Ancak böyle bir harita ve kroki yoksa veya uygulanabilir nitelik taşımıyorsa öncelikle tapu kaydının ilk tesisinden itibaren tüm gittikleri ile birlikte Tapu Sicil Müdürlüğünden istenilmesi, gitti kayıtlarının yüzölçümlerinde veya sınırlarında bir değişiklik varsa dayandığı belgelerin incelenip, doğru ve yasal bir nedenin bulunup bulunmadığının araştırılması, doğru esasa dayanmıyorsa, ilk tesisindeki sınırlara itibar edilmesi, ayrıca uygulamada yararlanmak üzere varsa komşu taşınmaz kayıtlarının getirtilmesi, böylece yanların dayandığı, usulüne uygun olarak çıkarılmış tüm belgeler toplandıktan, dosya öteki yönlerden de keşfe hazır hale geldikten sonra yöreyi iyi bilen yaşlı ve yansız yerel bilirkişi veya bilirkişiler aracılığı ile uygulama yapılması, kayıtlardaki her sınır yerel bilirkişi veya bilirkişilerden sorulup arazi üzerinde tespit edilmesi; gerektiğinde sınırlar hakkında açıklayıcı doyurucu bilgiler alınması, bilinmeyen sınırlar yönünden taraflara tanık dinletme olanağının sağlanması, komşu taşınmaz kayıtlarının da aynı şekilde uygulanarak yerel bilirkişi ve tanık sözlerinin denetlenmesi gerekir. Öte yandan sınırlar değişebilir nitelikte ise veya tam olarak kapanmayıp açık yönler kalıyorsa, kayda değişmez sınırlarla bağlantı kesilmemek suretiyle miktarına göre kapsam belirlenmesi, ayrıca tapu fen memuru veya mühendisi sıfat ve yeteneğini taşıyan uzman bilirkişi veya bilirkişilerden keşifte saptanan bilgi ve bulgulara uygun ve uygulamayı tam olarak yansıtan, infaza elverişli rapor ve kroki alınması zorunludur.
Sonuç: Somut olayda, yukarıda değinilen ilkeleri kapsar şekilde bir soruşturma ve uygulama yapıldığını söyleyebilme olanağı yoktur. Hal böyle olunca, yaşlı ve yansız yerel bilirkişiler aracılığı ile yerinde yeniden keşif yapılması, çekişmeli 12 nolu parsel ile dava dışı 68 nolu parselin dayanak tapu kayıtlarının her iki taşınmaza ayrı ayrı uygulanması, taşınmazları kapsamlarına alıp almadıklarının kuşkuya yer bırakmayacak biçimde tespit edilmesi, ayrıca uzman ziraatçı ve fen bilirkişilere doyurucu rapor ve keşfi izlemeye yarayan kroki düzenlettirilmesi, tüm delillerin birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik soruşturma ve yetersiz keşif ve soyut uygulama ile yetinilip yazılı olduğu üzere hüküm kurulması isabetsizdir. Davacı hazinenin temyiz itirazı yerindedir.Kabulüyle hükmün açıklanan nedenden ötürü HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan harcın temyiz edene geri verilmesine 03.05.2000 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy